Etiket arşivi: Mimar Sinan

KAZASKER İVAZ EFENDİ CAMİİ Rölöve, Restitüsyon, Restorasyon Raporu

1-RÖLÖVE RAPORU

1-A-1 YAPI TARİHÇESİ

Cami, medrese, mektep ve çeşmeden oluşan külliye, Alanyalı Kazasker Manav Avuz (İvaz) Efendi (ö. 1586/994 H) tarafından yaptırılmıştır. Tek kubbeli caminin Sinan tarafından inşa edildi­ği düşünülür, ama Mustafa Sâ’i’nin listelerinde böyle bir bilgi geçmez. Üç tarafı açık bir son cemaat yerinden meydana gelen yapı, eski Blakhernai Sarayı’nın temellerinden oluşmuş terasın üze­rinde yer alır.

18.  Yüzyılda yapının, 1729 ve 1782 yıllarında o bölgede çıkan yangınlardan etkilendiği düşünülür, çünkü alışılmadık biçimde batı cephesinin dış köşelerin­de yer alan caminin girişleri yaklaşık 18. yüzyıl sonu, 19. yüzyıl başı yapılan bir değişikliğin izle­rini taşımaktadır.

19.  yüzyılda son cemaat yeri yıkıldıktan sonra, 1940-1950 yıllarında ana kapıların önündeki ah­şap camekânlar ortadan kalkar.

1894 depreminde zarar gören cami ve minare son dönemlerde yenilenir ve günümüzde modern biçimde duvarla çevrilmiş bir bölgede yer alır.( Müller-Wiener, s.429)

Ayvansaray semtinde, Eğrikapı’da Bizans surlarının iç tarafında, Anemas Zindanı ü-zerinde, Anemas Kulesi ile Angelos kule­lerinin arkasında yer almaktadır. Alaiye-li (Alanya) Kazasker İvaz Efendi (ö. 1586) tarafından yaptırılan ve yapım kitabesi bu­lunmayan caminin cephelerinde görülen üslup özellikleri ve gelişmiş altıgen şema­sı göz önüne alınarak İvaz Efendi’nin ölü­münden az önce yapıldığı sanılmaktadır. Eyice Mimar Sinan’ın eseri olduğunu kuvvetle muhtemel olduğunu söylerken (Eyice,1963,s.58) Tokay, Caminin Mimar Sinan’ın tezkerelerinde kayıt­lı olmamakla birlikte Mimar Sinan çağı sonlarında, onun ekolüne ait bir yapı ola­rak kabul ediyor. Kuran, Kazasker İvaz Efendi Camiini Mimar Sinan’ın eserleri arasında göstermez.

Ancak İvaz Efendi Camii için Molla Çelebi Camii ve Babaeski ali Paşa Camiinde altıgen tabanın beş yarım kubbelerle eteklenmek suretiyle prototipi enlemesine kütle kuruluşuna dayalı altıgen şemayı kıble ekseni üzerinde de geliştirmek yolunda ilk adımı attığını belirterek, ikinci adım olarak da Eğrikapı Kazasker İvaz Efendi Camii atılacak burada ana kapı merkezden yanlara kaydırılıp mihrap çıkıntısının karşısına bir maksure konularak, yarım kubbeyle örtülmese de  altıgenin sonuncu koluna yer verildiğini söyler (Kuran, 115),

Şehrin surlarla çevrili kuzeydoğu köşe­sinde Edirnekapı ile Ayvansaray arasın­da, Eğrikapı yakınında Halic’e hâkim bir yerde inşa edilmiştir. Halk arasında Eğ­rikapı Camii adıyla da anılan mabedin ya­nında bir de meydan çeşmesi vardır. Ev­velce sıbyan mektebiyle bir medresenin olduğu bilinmekle beraber bunlardan hiç­bir iz kalmadığı gibi yerleri de tespit edi­lememiştir. Caminin banisi Kazasker İvaz Efendi (ö. 994/1586) kıble duvarı önünde­ki hazîreye defnedilmiştir. Hazîrede adını taşıyan bir mezar taşına rastlanmamakla birlikte tam mihrabın hizasında üzerin­de hiçbir yazı olmayan, hazîredeki bütün taşlardan daha büyük silindir biçiminde iki şâhidenin İvaz Efendi’nin kabrine ait olması kuvvetle muhtemeldir.(Eyice 2001, s.490  )

İvaz Efendi Camii şehrin kara tarafı surlarının çok yakınında, Bizans dönemi­nin son yüzyıllarında imparatorların ter­cih ettiği bir mekân olan Blakhernai Sarayı kompleksinin kalıntılarının bulunduğu yerdeki teras üzerinde inşa edilmiştir. Avlusunun batı tarafı surlarla sınırlanmış olup burada bir de kule yer almaktadır. Anemas Kulesi diye adlandı­rılan bu burcun bir vakitler Bizans sara­yının bir bölümü olarak kullanıldığı belli olmaktadır. Buradan itibaren Halic’e doğ­ru sur duvarına paralel biçimde evvelce iki katlı olan kemerli ve tonozlu uzun bir dehliz uzanır. Bu meyilli arazide, üzerin­deki saray yapılarına bodrum katı teşkil eden ve Anemas zindanları diye adlandı­rılan bu mahzenin yukarı ucu İvaz Efendi Camii’nin önündeki avlu düzlüğü altında da uzanmaktadır. Son yıllarda burada meydana gelen bir çöküntü; şimdiye ka­dar içine girilip incelenmeyen bu kısmın varlığını da ortaya koymuştur.( Eyice 2001, s. 491 )

Ayvansarâyî, camiyle birlikte İvaz Efendi’nin medrese, sıbyan mektebi ve çeşme yaptırdığını bildirerek vakıflarına evlâdının ve soyundan gelenlerin müte­velli olduğuna işaret eder.( Ayvansarayi, I s. 147, Camilerimiz Ans. Haz. İhsan Erzi, 199,200 ) Caminin sur­lara yakınlığı yüzünden burada medrese inşa edilmesine imkân yoktur. Belki Ha­liç tarafındaki boş arsanın yerinde ahşap bir medrese yapılmış ve zamanla kaybo­lup gitmiştir. Caminin kıble yönünde avlu duvarı dışındaki küçük meydanın ortasın­da olan kitâbesiz çeşme ise hâlâ durmak­tadır.

Caminin tarihçesine dair bilgi yoktur. İstanbul’un geniş bölgelerini harabeye çeviren büyük yangınlardan etkilendiği tahmin edilmektedir. Wolfgang Müller-Wiener, bu bölgede önemli zararlar ve­ren 1729 ve 1782 yangınlarından zarar görmüş olabileceğini söylemekteyse de buna inanmak zordur. Çünkü caminin için­de yangından kolayca etkilenmesi müm­kün olan ahşap pencere kapakları ve na­kışlı külahı yine ahşaptan olan minber gü­nümüze kadar gelebilmiştir. XIX. yüzyıl içinde, camiyi üç taraftan çeviren ve İs­tanbul mimarisinde bir yenilik olan çevre revakları ortadan kalkmış, sadece giriş­lere ahşaptan camekânlı sundurmalar ya­pılmıştır. 1940-1950 yılları arasında bun­lar da yok olmuş, son yıllarda ise girişlerin önüne öncekilere hiç benzemeyen çirkin bir sundurma inşa edilmiştir. (Eyice 2001 s. 491)

1-A-2 PLAN ÖZELLİĞİ

Bazı kaynaklarda yapının Sinan eseri olduğu düşünüldüğü yazsa da  Prof.Aptullah Kuran  gibi  araştırmacılar yapının Sinan eseri olmadığını söylemektedir. Yapı Sinan döneminde yapılmış olsada öğrencilerinden biri tarafından yapıldığına inanılmaktadır. Sinan eseri olarak camiinin gösterilmemesinin en önemli nedenleri arasında cephe kurgusu olarak, üst örtü biçimi ve kat planları ile Sinan’ı yansıtmamasıdır.

Almaşık duvar örgülü yapı 14.41 m. X 15.70 m. ebatlarında kareye yakın plan şemasına sahiptir. Mihrap bölümü eyvan oluşturarak kare plandan dışarıya doğru çıkma yapar.

Yapının iki  giriş kapısı vardır. Kuzey cephesinin sağ ve sol köşelerinde yan yana konumlandırılmış ikişer adet ahşap kapı vardır. Kapılardan iç bölümdekiler harime açılırken köşedekiler kadınlar mahfil katına çıkış sağlayan merdivenlere açılır.  Çıkış merdivenleri taştır ve özgündür. Orijinal giriş kapıları ahşap olup dikdörtgen formludur ve sadedir.

Günümüzde soldaki iki kapıda kullanılmamaktadır. Girişler sağ köşedeki kapılardan yapılmaktadır. Giriş kapısı önünde geç dönemde yapılmış pvc doğramalı bir rüzgârlık vardır.

İçteki kapıdan harime giriş ara bir holden yapılır. Hol döşemesinde özgün altıgen tuğlalar görülür ancak; harim iç döşemesi özgün tuğlalar üzerine döşenen kadronlar üstüne kaplanan ahşap döşeme ile bu ara geçişten yaklaşık 9 cm. yükseltilmiştir. Giriş bölümlerinde doğu ve batı duvarlarında bier adet niş vardır. Nişlerin ahşap kapakları vardır.

Kubbe altı ayak üzerine oturtulmuştur. Ayaklar beden duvarları içinden yükselir.  Batı ve doğu cephesinde  zemin kat (bkz. rölöve +1.50 kot planı) kotunda ahşap sütunlu mahfil bölümleri yer alır. Bu cephe duvarlarının orta aksına gelen bölümlerinde harime doğru ayak bölümleri  dışarıya doğru çıkma yapar. Bu bölümlerin harime bakan yüzlerinde nişler yapılmıştır. Kuzey yönündeki ayakların harime bakan yüzlerinde de nişler bulunur. Ayrıca sağ ve sol beden duvarlarında pencere aralarındaki duvar bölümlerinde nişler vardır.

Pencere yerleşimleri açısından simetri olan yapının batı ve doğu duvarlarında karşılıklı toplam 8’ er pencere vardır. Pencere düzeni ayakların sağ ve sol tarafında ikişerli olarak yapılmıştır. Dikdörtgen formda olan açıklıklar düz atkılıdır. İç bölümdeki mermer söve profilleri çok sadedir. Pencerelerde iç kısımdaki ahşap kapaklar sökülmüş, kadınlar mahfili katında toplanmıştır. İç denizlikleri mermerdir. Özgün olan denizliklerdeki mermerler tek boy değildir.

Mihrap cephesi dışarıya doğru çıkma yapar. Mihrap nişi beşgendir ve üst bölümü skalaktit ile geçilmiştir. İvaz Efendi Camii’nin iç süslemesinde çini yalnız mihrapta kullanılmıştır. XVI. yüzyılın en kaliteli İznik çinileriyle kapla­nan mihrabın iki kenarındaki ince sütunçelerle kaide ve başlıklarındaki kum sa­atleri de çiniden yapılmıştır. Mihrap nişi­ni çerçeveleyen çiniler, beyaz zemin üze­rinde her bir karoda iki yarım olmak üze­re sekiz uçlu yıldızlarla bezenmiştir. Mih­rabın iç yüzeyi uzunlamasına dilimler ha­lindedir. Yaprak ve çiçeklerden oluşan bir süslemeye sahip olan, beş tam, iki de yarım pano halindeki yüzeylerin üstlerinde çini üzerine Allah ve Muhammed, Ebû Bekir ve Ömer, Osman ve Ali, Hasan ve Hüseyin, en sonuncuda da “rıdvânullâhi teâlâ” yazıları yer almıştır.

Mihrap nişinin her iki yanında birer pencere vardır. Bu iki pencerenin mermer söve malzemeleri diğerlerine göre pembemsi renkte olup profilsiz, düzdür.

Kadınlar mahfil galerileri zemin kotunda ahşap sütunlara ve beden duvarlarına taşıtılmıştır. Ahşap sütun başlıkları yaprak motifi ile bezenmiştir. Sütun araları sivri kemer ile geçilmiştir. Batı ve doğu yönünde 6’ şar sütun vardır. sütunlar Sekizgen planlıdır.

Kuzey yönünde giriş kapılarının açıldığı küçük eyvanların orta bölümünde ibadet alanına katılmış eyvan vardır. Bu şekilde yapı kuzey yönüne doğru genişletilmiştir. Kubbenin oturduğu ayaklar bu bölümden iç kısma doğru yerleştirilmiştir. Bu şekilde alan kazanılmıştır. Kuzey cephesindeki eyvanın üst bölümündeki kadınlar mahfil galeri döşemesi alttaki iki mermer sütun ve duvarlara taşıtılmıştır. Mermer sütunların başlıkları klasik üslup özelliğinde türk üçgenlerinden yapılmıştır. Sütunlar sekizgen planlıdır. Kuzey yönündeki eyvanın döşeme kotu harim döşeme kotundan 14 cm. daha yüksektedir. Mermer sütunların önünde ahşap korkuluklar vardır. Bu bölümde kuzey cephesine açılan 4 adet pencere vardır.

Kadınlar mahfili kuzey, doğu ve batı yönlerinde ‘U’ şeklindeki planlanmıştır. Zemin kattaki ahşap dikmelerden harime doğru çıkma yapmayan galerilere kuzey cephesi köşelerindeki taş merdivenlerden çıkılır. Döşemesi ahşap olan galeri katının korkuluklarıda ahşaptır. Güney, doğu ve batı duvarlarındaki pencere ve niş düzeni zemin kat ile aynıdır. Pencere iç denizlikleri mermerdir ancak; özgün olmayıp yenilenmiştir.

Kuzey yönünde zemin kat eyvan üstüne gelen orta galerideki pencere düzenide alt kat ile aynıdır. Taş merdivenlerle çıkılan bölümlerde giriş kapılarının olduğu kısımların üst bölümünde ikişer adet pencere açılmıştır. Kadınlar mahfili galerilerinde pencereler

iki ayrı kotta yerleştirilmiştir. Rölöve projelerinde çizildiği gibi mahfil katındaki ilk pencere sırası +4.10 kotundadır. +5.40 kotundaki pencere düzeni alt kotlara göre farklıdır. Doğu ve batı cephesindeki 4’ er pencere 6’ şar adete yükselir. Bu kot pencereleri düz atkılı değil, yarım daire formunda kemerler ile geçilmiştir. İçlikleri yoktur. Dışlıklarda filgözüdür. Kuzey galerisinde ikinci kottaki pencere düzeni ile birinci kottaki pencere düzeni aynıdır. İkinci kot pencereleri yan galerilerde olduğu gibi yarım daire formlu kemer ile örtülmüştür. İçlikleri yoktur. Filgözü dışlıklar takılmıştır.

Kuzey cephesinde +8.40 kotunda bir galeri daha vardır. Bu galeriye kadınlar mahfiline çıkış sağlayan köşelerdeki merdivenlerin olduğu bölümdeki taş merdivenlerden ulaşılır. Ne amaçla yapıldığı bilinmeyen bu galerinin planda olması yapının Sinan eseri olmadığını gösteren en önemli sebeptir. Çünkü Sinan eserlerinde hiçbir şekilde kullanımı bilinmeden yapılan bir mekan yoktur. Mekan döşeme kesiti yüksekliği çok azdır. Bu bize galeri katının sonradan eklendiğini düşündürse galeri katına çıkışı sağlayan simetrik iki adet taş merdiven kurgusuna ters düşmektedir. Ancak plan kurgusu cephe düzeni ile Sinan eseri olup olmadığı tartışılsa da İvaz Efendi Camii, Mimar Sinan’ın yap­tığı altıgen sistemli ibadet yerlerinin ben­zeridir. Bu plan az veya çok değişikliklerle hepsi XVI. yüzyılın ikinci yarısında yapılan Beşiktaş’ta Sinan Paşa, Topkapı’da Kara Ahmed Paşa, Kadırga’da Sokullu Mehmed Paşa, Fındıklı’da Molla Çelebi, Babaeski’­de Semiz Ali Paşa, Üsküdar’da Eski Vali­de camilerinde uygulanmıştır. Fakat bu bina, klasik bir son cemaat yerine sahip olmayışı bakımından da alışılmışın dışın­da kalır. Giriş cephesi Türk sanatında tek örnektir. Harimi üç taraftan saran revak sistemi, Kahire’de Sinan Paşa ve XVIII. yüzyıla ait Mehmed Bey camilerinde gö­rülür. Sinan Paşa Camii 979 (1571) tarih­li olup minaresi burada olduğu gibi kıble duvarına bitişiktir; fakat yan revaklar ah­şap değil kagirdir. Mehmed Bey Camii ise 1188’de (1774) yapılmıştır. İvaz Efendi Camii o derece

değişik özelliklere sahip­tir ki onun da XVI. yüzyıla damgasını vu­ran Mimar Sinan’ın eseri olabileceği akla gelir. Ancak bu büyük ustanın yaptığı bi­naların adlarını veren tezkirelerde yer al­maz. Hayatının son yıllarında ortaya konan bu eserde onun mimari tutumu çok belirlidir.(Eyice 2001, s. 492 )

+8.40 kotundaki galeriye diğer kotlarda olduğu gibi kuzey cephesinden 4 pencere açılır.

Cami plan bakımından dikdörtgen be­den içinde altı paye ile taşınan kubbeli tiptedir. Mihrap, kıble yönünde dışarıya çıkıntılı olarak taşan küçük bir mekân içindedir. Harimi örten ana kubbe, altıge­ni meydana getiren ve duvarlardaki pa­yelere oturan büyük kemerlere binmek­tedir. Pandantiflerle geçişi sağlanan ana kubbenin etrafında biri kıble yönünde ol­mak üzere iki yanda ikişerden toplam beş yarım kubbe bulunmaktadır. Köşe­lerde zengin skalaktit dolgulu geçişlere sahip tromplar vardır. Harimde, diğerle­rinden daha geniş bir kemerle ayrılan mihrap çıkıntısı üzerindeki

 yarım kubbe­nin geçişleri içten dilimli tromplarla sağ­lanmıştır. Kurşun kaplı olan kubbe ve ya­rım kubbelerin kasnaklarında da pence­reler açılmıştır. İvaz Efendi Camii, mimarisi bakımın­dan çağdaşı başka Türk eserlerine ben­zemeyen çok değişik bir yapıdır. Normal bir şadırvan avlusuna sahip olmadığı gibi bir şadırvanı da yoktur. Ayrıca bu önemli unsurun evvelce varlığını gösteren herhangi bir ize de rastlanmamaktadır. Mihrap kısmı ile­riye taşan kare şeklindeki caminin üç ta­rafından cephelerini” U” biçiminde saçak  sarıyordu. Saçak  tek meyilli ahşap ça­tıya sahip olup ince ahşap direklere da­yanıyordu. Bu dayanakların mermer kaideleriyle revakların altıgen biçimli tuğla döşemeleri 1935’li yıllara kadar görülür­dü; günümüzde bunlar yok olmuştur. Sağdaki revak bir bakıma son cemaat yeri gibi kullanıldığından alışılmışa ters düşen bir uygulama ile kıble duvarı kö­şesine ve dışa çıkıntılı yapılan minarenin

kürsü kısmında küçük bir mihrap mev­cuttur. Bu ölçüdeki ibadethanelerin hep­sinde olması gereken üç veya beş bölüm­lü bir son cemaat yeri de İvaz Efendi Camii’nde bulunmamaktadır. Yanlardaki gi­bi direklere dayanan ahşap tavanlı bir re­vak burada aynı görevi yapıyordu ve bir çift mihrap buranın fonksiyonuna işaret ediyordu.

Giriş cephesinin sağında olması gere­ken minare, güney kıble duvarının köşesi­ne ayrı bir kütle olarak yerleştirilmiştir. Kesme taştan yapılmış olan ve zaman içinde bir kısmı yıkılarak, kısmen tahriba­ta uğrayan minare, 1960’h yıllarda resto­rasyon geçirerek tamamlanmıştır. Minare­nin kürsü kısmında bulunan bir mihrap ni­şinden, camiyi üç taraftan çevreleyen son cemaat revağının buraya kadar gelerek minare ile birleştiği anlaşılmaktadır.(Tokay).Giriş dışarıdan ve yanda­dır. Hafifçe pahlandırılmış gövdesi üstün­de şerefeye geçişi sağlayan çıkmaları ge­niş çukurlu skalaktit halindedir. Şe­refeye kadar yıkık minarenin şerefe kor­kuluğu ile petek kısmı 1950’den sonra yapılmış. 1990’da tekrar yenilenmiştir.

1-A-3 CEPHE ÖZELLİKLERİ

Cami kesme taş ve tuğladan karma malzeme ile yapılmış, bazı yerlerde ve mihrap çıkıntısında yalnız taş kullanılmış­tır. Pencere söveleri küfeki taşındandır. Her tarafında başka benzerlerinde rastlanmayan yeniliklere sahip olan cami­nin en şaşırtıcı özelliği giriş cephesidir.  Camiye giriş kapı yerleşimi ile tip olarak tek örnektir.

Mevcutta kuzey avlu bölümünde camii ön saçak bölümünü taşıyan ahşap direklerin oturduğu mermer kaideler bulunur. Yan cephelerdeki kaidelerin geç dönem mermer ile kaplanan avlu döşemesi altında kaldığından tespit edilemediği düşünülmektedir. Mevcutta ‘U’ planlı camiyi çevreleyen son cemaat saçak bölümü yoktur.

Yönlere göre camii cephe mimarisini incelersek;

KUZEY CEPHESİ (GİRİŞ CEPHESİ)

Bu cephe öyle tasarlanmıştır ki önünde ke­merli, kubbeli bir son cemaat yerinin ya­pımı düşünülmüş olamaz. Ayrıca her ca­mide bulunan âbidevî bir taç kapı yoktur. Bunun yerine iki yanlarda yer alan insan boyu ölçülerinde mermer söveli yay ke­merli ufak kapılardan içeri girilir. Her gi­rişin bitişiğinde ikinci bir giriş daha var­dır. Bunlar yukarı galerilere çıkış içindir. Böylece bu cephede iki yanlarda birer ikiz giriş yer almıştır. Cephenin ortasın­da normal olarak taç kapının yerinde bir birine bitişik dört pencere açılmıştır; üst kısmında da ortada bu dörtlü pencere sistemi sürdürülmüş, ikiz girişlerin üst­lerinde altlı üstlü ikişer pencere açılmış­tır. Alttaki pencereler dikdörtgen, üstte­kiler sivri kemerlidir.

Kadınlar mahfili üstündeki galeri katı kendini cephede de hissettirmiştir. Tek başına yükselen galeri bölümünün üst örtüsü kırma çatıdır. Çatı örtüsü kurşundur. Kasnaklar kurşun kaplıdır.

Sağ köşedeki giriş kapı önüne yapılan geç dönem rüzgarlık cephe karakterine aykırıdır.

DOĞU CEPHESİ (SOL YAN CEPHE)

Almaşık duvar örgülü cephede toplam 5 sıra pencere vardır. Zemin kot ve mahfil katına açılan alt kot pencereleri alt alta, birbirlerinin aksında yapılmıştır. Bu pencereler dikdörtgen formda olup düz atkılıdır. Söveleri küfeki taştır. Pencere önlerinde lokmalı demir parmaklık vardır. İki kot penceresinin söve profilleri farklıdır. 

Mahfil katının üst kottaki pencereleri yarım daire kemerin içinde kalır. Yan duvarlarda kubbenin otuduğu orta akstaki ayak dışarıya doğruçıkma yaparak cephede de

vurgulanmıştır. Ancak çıkma beden duvarı tamamında devam etmez.  Rölöve de doğu cephesinde yazan + 5.01 kotunda biter. Günümüze ulaşamayan ahşap çatılı son cemaat revağı bu bölüme oturmakta ve cephe hattında ahşap aşık devam etmektedir (bkz. restitüsyon projesi).

Dışarıya doğru çıkma yapan ayağın beden duvarında yükseldiği + 5.01 kotundan başlayan mahfil katı üst kot pencere kemeri + 7.77 kotuna kadar yükselir. Yayın çapı alt kat pencerelerini içine alır.

Kemerlerin içinde 3’ er adet pencere vardır. Bu kotta toplam 6 pencere bulunur. Tuğla kemerler ile saçak profili arasındaki duvar örgüsü kesme taştır.

Köşelerdeki yarım kubbelerin kasnaklarında fil gözü dışlıkları olan yarım daire kemerli pencereler vardır. Aynı özellikteki pencereler ana kubbe kasnağında da yapılmıştır.

Sol bölümde doğu duvarından daha geride dışarıya doğru çıkma yapan mihrap bölümün duvarı görülür. Bu duvardaki pencere düzeni farklıdır. Zemin kot penceresi aynı özellik gösterirken üst kotta bir pencere vardır. Filgözü dışlığı olan pencerenin üst bölümü sivri kemer ile geçilmiştir. Kemer örgüsü kesme taş ve tuğladandır.

GÜNEY CEPHESİ(ARKA CEPHE)

2 sıra tuğla 1 sıra taş duvar örgüsü bu cephede de devam eder. Mihrap eyvan oluşturacak şekilde güney duvarından öne doğru çıkarılmıştır. Cephedeki en ilginç nokta mihrap nişi üzerine denk gelen yarım daire formlu büyük penceredir. Filgöze pencerenin altında 2 sıra pencere vardır. Zemin kot pencereleri diğer pencerelerle aynı özelliktedir. Üst kot pencereleri ise mihrap çıkmasının yan duvarındaki pencere ile aynı özelliktedir. Pencere üzerleri sivri kemer ile geçilmiştir. Alt ve üst kot pencereleri aynı akstadır.

Mihrabın öne çıkan duvarının arkasında kalan güney duvarında  3 ayrı kotta yer alan pencere sırası vardır. Bu pencereler aynı akstadırlar.

Minare kesme taştır. Plana yerleşimi açısından diğer camiiler ile aynı özellikte değildir. Güney ve batı cephelerinin köşe noktasından dışarıya doğru çıkma yapar. Kürsüsü ile gövdesi arasındaki geçiş üçgenlerle sağlanmıştır. Şerefe altı skalaktit ile geçilmiştir. Korkuluğu taş şebekedir.

BATI  CEPHESİ (SAĞ YAN CEPHE)

Doğu cephesi ile aynı özelliktedir. Sadece bu cephede sağ köşede kesme taş minare yükselir. Minare giriş kapısı bu cepheye bakar. Düz atkılı kapının üst bölümündeki taş madalyon eridiğinden motifi okunamamaktadır.

Almaşık duvar örgülü cephede toplam 5 sıra pencere vardır. Zemin kot ve mahfil katına açılan alt kot pencereleri alt alta, birbirlerinin aksında yapılmıştır. Bu pencereler dikdörtgen formda olup düz atkılıdır. Söveleri küfeki taştır. Pencere önlerinde lokmalı demir parmaklık vardır. İki kot penceresinin söve profilleri farklıdır. 

Mahfil katının üst kottaki pencereleri yarım daire kemerin içinde kalır. Yan duvarlarda kubbenin otuduğu orta akstaki ayak dışarıya doğru çıkma yaparak cephede de vurgulanmıştır. Ancak çıkma beden duvarı tamamında devam etmez.  Rölöve de doğu cephesinde yazan + 5.07 kotunda biter. Günümüze ulaşamayan ahşap çatılı son cemaat revağı bu bölüme oturmakta ve cephe hattında ahşap aşık devam etmektedir (bkz. restitüsyon projesi).

Dışarıya doğru çıkma yapan ayağın beden duvarında yükseldiği + 5.07 kotundan başlayan mahfil katı üst kot pencere kemeri + 7.75 kotuna kadar yükselir. Yayın çapı alt kat pencerelerini içine alır.

Kemerlerin içinde 3’ er adet pencere vardır. Bu kotta toplam 6 pencere bulunur. Tuğla kemerler ile saçak profili arasındaki duvar örgüsü kesme taştır.

Köşelerdeki yarım kubbelerin kasnaklarında fil gözü dışlıkları olan yarım daire kemerli pencereler vardır. Aynı özellikteki pencereler ana kubbe kasnağında da yapılmıştır.

Sağ bölümde doğu duvarından daha geride dışarıya doğru çıkma yapan mihrap bölümün duvarı görülür. Bu duvardaki pencere düzeni farklıdır. Zemin kot penceresi aynı özellik gösterirken üst kotta bir pencere vardır. Filgözü dışlığı olan pencerenin üst bölümü sivri kemer ile geçilmiştir. Kemer örgüsü kesme taş ve tuğladandır.

1-A-4-İHATA DUVARLARI VE AVLU BÖLÜMÜ

İvaz Efendi Camii şehrin kara tarafı surlarının çok yakınında, Bizans dönemi­nin son yüzyıllarında imparatorların ter­cih ettiği bir mekân olan Blakhernai Sarayı kompleksinin kalıntılarının bulunduğu yerdeki teras üzerinde inşa edilmiştir. Avlusunun batı tarafı surlarla sınırlanmış olup burada bir de kule yer almaktadır. Anemas Kulesi diye adlandı­rılan bu burcun bir vakitler Bizans sara­yının bir bölümü olarak kullanıldığı belli olmaktadır. Buradan itibaren Halic’e doğ­ru sur duvarına paralel biçimde evvelce iki katlı olan kemerli ve tonozlu uzun bir dehliz uzanır. Bu meyilli arazide, üzerin­deki saray yapılarına bodrum katı teşkil eden ve Anemas zindanları diye adlandı­rılan bu mahzenin yukarı ucu İvaz Efendi Camii’nin önündeki avlu düzlüğü altında da uzanmaktadır. Son yıllarda burada meydana gelen bir

çöküntü; şimdiye ka­dar içine girilip incelenmeyen bu kısmın varlığını da ortaya koymuştur ( Eyice 2001, s. 491 ).

Moloz taş örgülü ihata duvarlar derviş Zade sokak boyunca devam eder ve doğu cephesine döner ancak; bu yöndeki duvarlar mevcuttaki komşu parsel içinde olan kafe yapısı duvarına saplanarak sonlanır. Batı yönünde ise bir kısmı görülen ihata duvarları komşu yapıların duvarlarına saplanır. Geç dönem yapılar bahçe duvarları yıkılarak duvar kalınlığının kendi parsellerine katması sonucunda günümüzde bu yöndeki ihata duvarlarının bir kısmı tespit edilebilmektedir. Kuzey yönünde ihata duvarı devam etmez. Avlu kuzey bölümünün bir bölümünde yıkım kararı alınan ahşap evler bulunurken alt kotta da animas zindanları kazı çalışmaları devam etmektedir. Kazı alanı camii bahçe alanından tel örgülerle ayrılmıştır.

Avlu döşemesinin bir kısmı mermer bir kısmı paket taş kaplamadır. İki malzemede özgün değildir.

Derviş Zade sokağının sol köşesinden girilen avlu bahçesinin sol bölümünde yani camii arka bahçesinde hazire vardır. Hazire bölümü  camii minare kürsüsüne dayalı olarak başlayıp güney yönüne doğru devam ederek giriş kapısının olduğu bölüme gider. Giriş kapısının sağında geç dönem de yapılmış tek katlı kullanılmayan bir yapı vardır.

İhata duvarlarının harpuştaları yok olmuştur. Çimento harçlı harpuşta yapılmışsa da sağlıklı olmamıştır. Duvarlarda malzeme kaybı ve derz boşalması görülür.

Avlunun kuzeybatısında imam evi ve alt katında tuvalet ve abdestlikler yer alır.

1-A-5 CAMİİ KALEM İŞLERİ

Camii içerisinde duvarlarda kalem işleri yoktur. Kemerlerde, kubbe içinde yapılan kalem işlerinin son dönemde yapılmıştır. Zemin kattaki mahfil döşemelerinin oturduğu ahşap sütunları bağlayan kemerler üzerinde ise raspa çalışması yapılmış ve özgün kalem işleri açığa çıkarılmıştır.

1-A-6 YAPIDAKİ BOZULMALAR

Yapı içerisinde ciddi bir bozulma yoktur. Camii taşıyıcı sşstemi ile ilgili gözle yapılan tespitlerde bir sorun görülmemektedir. Cephelerde fiziksel bozulmalar tespit edilmiştir. Bunları sıralarsak;

  • Cephelerde malzeme kayıpları görülür
  •  Özellikle güney cephesinde geç dönem uygulanan çimento şerbetli ince bir sıva tabakası vardır.
  • Tüm cephelerde kirlenme gözlenir. Özellikle güney cephesinde karbonlaşma vardır.
  • Lokmalı demir parmaklıklarda paslanma tespit edilmiştir
  • Klima, kablo gibi tesisat elemanları nedeni ile cephelerde görsel kirlilik oluşmuştur.
  • İç duvarlarda rutubetlenme görülür.

2- RESTİTÜSYON PROJESİ

2-A-MİMAR SİNAN ESERLERİ

KARA AHMED PAŞA CAMİİ

Sadrazam Kara Ahmet Paşa tarafından 1555 tarihinde Sinan’ a yaptırılmıştır.  Enlemesine dikdörtgen planlı olan camii İvaz’ da olduğu gibi altı ayaklı sistem ile yapılmıştır. Avlu son cemaat yeri ön ve yanlarda revaklarla çevrelenmiştir. Revaklar kubbe ile geçilmiştir.

Harim bölümü orta kubbesi altı ayak üzerine oturur. Köşeler ise yarım kubbe ile geçilmiştir.

Kara Ahmed Paşa Camii

SİNAN PAŞA CAMİİ

Sinan Paşa Camii  Beşiktaş meydanındadır. Sinan eserlerinden olan yapı planı olarak altıgen ayak ve kemer sistemine oturmakta ve yanlara doğru ikişer kubbe ile genişlemektedir. Altıgen ayak sistemi  İvaz camii ise benzer özelliğidir. Yapı kendisinden yüzyıl kadar önceki Üç Şerefeli Camii’ nin tekrarıdır. Bina kitlesinin sağında  bir şerefeli minaresi ve ortasında şadırvanı olan avlusu vardır. Sağ ve solda birer kapı ile girilen avlu U şeklinde çatılı bir revak ve medrese odalarıyla çevrelenmiştir. Camii almaşık duvar örgüsüne sahiptir.

Avlu düzeni ,camii girişleri ile İvaz Efendi camiine benzerlik göstermez.

Sinan Paşa Camii

KILIÇ ALİ PAŞA CAMİİ

1580 yılında tamamlanan camii Kılıç Ali Paşa Külliyesi içinde yer alır. Camii avlusuna 5 kapıdan girilir.  Camii, kıble ekseni üzerinde derinlemesine düzenlenmiş,  son cemaat yeri çift revaklı bir yapıdır. Dört adet yuvarlak fil ayağına oturan 12.70 m. çapındaki orta kubbe doğuda ve batıda birer büyük kemer, kuzeyde ve güneyde yarım kubbelerle desteklenmiş, bir üçüncü yarım kubbede mihrap çıkıntısı üstüne konulmuştur. Caminin, yarım kubbelerle kıble doğrultusunda uzayan orta mekânının üç yanı mahfillerle çevrilidir. Kuzeyde dikdörtgen kesitli dört ayakla, 5 aksa bölünmüş arka sahın; doğuda ve batıda 5 birimli yan sahınlar yer alır.

Mahfile çıkan merdivenler camiin kuzey köşelerinde çıkıntı yapan kulaklar içine sokulmuşlardır. Doğudaki merdiven kovası, camiin saçak düzeyinde kesilerek bir kubbe ile bitirilmiştir. Batıdakinin merdiveni ise mahfil katına vardıktan sonra şekil değiştirerek minareye çıkışı sağlar.

Kılıç Ali Paşa Camii Zemin Kat planı
Kılıç Ali Paşa Camii Kesiti
Kılıç Ali Paşa Camii Mahfil Katı Planı

ATİK VALİDE CAMİİ

Yapımına 1570 yılında başlayanan camii 1583’ de tamamlanmıştır. Camiye çeşitli dönemlerde ekler yapılmıştır. Hadikat ül-Cevami’ de caminin önce altıgen şemaya göre tek kubbeli yapıldığı, daha sonra vakfın mütevellisi Pir Ali tarafından iki yanına çifter kubbeli kanatlar eklenmek suretiyle genişletildiği yazılıdır. Yapı mevcut durumu ile Sinan’ ın altıgen camilerinden biridir. Sinan bu camide 12.70 m. çapındaki kubbeyi önde ve arkada beden duvarına, yanlarda kahverengi somaki sütunlara oturtmuştur. Sütunlar kemerlerle daha gerideki ayaklara bağlanmış; ana kubbe ikisi sağda, ikisi solda ve biri mihrap çıkıntısı üstünde olmak üzere beş yarım kubbe ile desteklenmiştir.

Atik Valide cmii Plan şeması

2-A-2 RESTİTÜSYON RAPORU

İvaz Efendi Camii Sinan’ ın yaptığı altıgen sistemli camilere benzemekle birlikte giriş cephe düzeni,’U’ biçimli son cemaat bölümü ve üst kotta yer alan galeri planı ile benzer örneklerine rastlanılmamış bir mimariye sahiptir. Bu nedenle bazı araştırmacılar tarafından Sinan ekolünden gelen başka bir mimar tarafından yapıldığı fikri ortaya atılmaktadır.

Yapı günümüze son cemaat saçak bölümü dışında özgün cephe ve plan özelliğini koruyarak gelmiştir. Restitüsyon kararlarını ve nedenlerini açıklarsak;

-Sağ bölümde yer alan kapıdan içeriye girildiğinde özgün altıgen tuğla döşeme görülür. Geç dönem uygulamalarında harim iç bölümü ahşap kadronlar üzerine yapılan ahşap rabıta döşeme ile yükseltilmiştir. Restitüsyon projesinde ahşap döşeme kaldırılmış, döşeme kotu mevcutta görülen altıgen tuğla döşeli zemin ile aynı yapılmıştır.

-Harimde batı ve doğu mahfillerdeki ahşap döşemeli bölümde yükseltilmiştir. Projede bu bölümde ahşap kaplama yüksekliği kadar aşağıya çekilmiştir. Ahşap sütunların pabuç kısımları mevcutta görülmemektedir. Ancak döşeme üzerine pabuçsuz oturtulamayacağından restitüsyon projesinde basit detaylı pabuç çizimi yapılmıştır.

-Zemin kat ve kadınlar mahfiline açılan ilk kot pencerelerin söve içlerindeki kapaklar sökülerek camii içerisinde istiflenmiştir. Kapak detayları bire bir alınmış ve restitüsyon projesinde çizilmiştir.

-Niş önlerinde de kapak yapılmıştır. Niş içlerinde kapak montaj izleri vardır. Ayrıca giriş kapılarının sağ ve sol yan duvarlarındaki nişlerde özgün kapaklar bulunur. Restitüsyonda önerilen ahşap kapaklar mevcut kapak detayına uygun yapılmıştır.

-Kadınlar mahfili ahşap döşemesi geç dönemde değiştirilmiştir. Ahşap kirişlerin duvar içine oturduğu bölümlerde kırıklıklar vardır. Bu izlerden yola çıkılarak özgün döşeme kotu mevcut kottan ortalama 3 cm. yukarıya çekilmiştir (bkz. restitüsyon ve rölöve kesit paftaları).

-Kadınlar mahfil katının kuzey galerisinde mevcutta harime bakan sütundan kuzey cephesi pencerelerine doğru gergi atılmıştır. Ancak gergi ucu pencere alt kotundan yukarıda kalır, duvara oturmaz. Gergi ebatlarına bakıldığında özgün olduğu düşünüle elemanın bu şekilde fonksiyonu yoktur ancak; yapım sırasında mevcut durumundaki gibi tasarlanmadığı aşikardır. Harime bakan sütunlar ile kuzey duvarı arasındaki sistemi bağlamak ve çerçeve oluşturmak için atıldığı düşünülen gerginin duvara oturması gerekir. Bu nedenle pencere alt kotları bu bölümde gergi demiri üst kotuna kadar yükseltilmiş, gergi duvar içerisine oturtulmuştur.

-Mevcut cephe düzeni özgün olduğundan projede değiştirilmemiştir.

-20. yüzyıl başlarına kadar olduğu bilinen son cemaat bölümü ‘U’ şeklinde projede çizilmiştir. A. Kuran’ ın ‘Mimar Sinan’ adlı eserinden alınan krokiye göre sütun yerleri belirlenmiş ve plana işlenmiştir. Sütun genişlikleri mevcutta avlu döşeme kotunun üzerinde bırakılan 4 adet mermer pabuçtan oranlanmıştır. Mevcutta tespit edilen sütunlar restitüsyon planı da işlendiği gibi giriş kapıları önündeki ilk sütun sıralarıdır.

-Plan şemasının kurgusu, mevcut pabuç kaidelerindeki geçme yerlerinden ve yazılı kaynaklardan son cemaatin öne doğru eğimli çatısı ahşap sütunlara taşıtılmış, çatı karkası ahşap olarak önerilmiştir (bkz. restitüsyon projesi kesit paftası). Çatı örtüsü kurşundur. -Avlu kotunun geç dönemde yükseltildiği  mevcut sütun pabuçlarının döşeme kotu ile hemen hemen aynı olmasından bellidir. Avlu kotu ortalama 50 cm. aşağıya çekilmiştir.

-Son cemaat döşemesi yazılı kaynaklarda geçtiği gibi altıgen tuğla yapılmıştır.

-Güney avludaki hazireler restitüsyonda bırakılmıştır. Vaziyet planı pervitich haritasına göre hazırlanmıştır. Animas zindanları pervititch de de işaretlidir. Ancak pervititch de ‘U’ şeklindeki son cemaat yerine giriş önlerinde rüzgarlıklar görülür ki bu girişlerle  ilgili elimizde fotoğraf vardır. Son cemaat yerinin yıkılmasından sonra yapıldığı düşünülen giriş saçakları için ayrıca bir restitüsyon dönem projesi verilmemiştir.

3- RESTORASYON RAPORU

20.yüzyıl başlarında yıkılan ahşap son cemaat bölümü dışında camii cephe ve plan özelliğini koruyarak günümüze kadar gelmeyi başarmıştır. Restorasyon kararları yapıdaki izler ve belgeler doğrultusunda hazırlanmıştır. Belge bulunamayan bölümlerle ilgili yorumlardan kaçınılmıştır.

Restorasyon projesinde verilen kararlar şunlardır;

-Mevcutta son cemaat yeri mermer kaplamadır. Uygulama sırasında avlu içine kazı yapılmalı ve tespitler ışığında avlu ile son cemaat mahallinin döşeme malzemeleri belirlenmelidir.

-Geç dönemde camii avlusundan zindanlara iniş merdivenleri yapılmıştır. Merdivenler camii parseli dışında kalmakla birlikte halihazırda kazı ve restorasyon çalışmaları sürmektedir. Zindanlar camii kotunun altında kalmaktadır, buda camii kullanımı açısından merdivenin bulunduğu bölümde tehlike yaratmaktadır. Zindanlar ile camii arasında merdivenlerle kurulacak bir sirkülasyonun doğru olmadığı düşünülmektedir. Gerek mevcuttaki kot farkının yarattığı tehlike gerekse bu bölümde sirkülasyon yaratılmak istenmemesi nedeni ile merdiven hattı çevresinde devam edecek bir koruma bandı oluşturulması gerekliliği düşünülmüştür. Günümüzün malzeme özelliğini taşıyan, gerek görüldüğünde ilerde sökülebilirliliği olan ve camii avlu bütünü

ile yarışmayan cam korkuluk yapılması önerilmiştir. Değinildiği gibi ilerde oluşabilecek değişikler sonucunda gerekli görülürse camiden Animasa geçiş verilmek üzere cam korkuluk modüllerinin merdiven çıkış aksına gelen bölümleri çıkarılabilir ve kapı konulmak sureti ile kontrollü geçiş sağlanabilir.

-Sağ bölümde yer alan kapıdan içeriye girildiğinde özgün altıgen tuğla döşeme görülür. Geç dönem uygulamalarında harim iç bölümü ahşap kadronlar üzerine yapılan ahşap rabıta döşeme ile yükseltilmiştir. Uygulamada ahşap rabıta kaldırılarak altıgen tuğla döşeme açığa çıkarılmalıdır.

-Harim de batı ve doğu mahfillerdeki ahşap döşemeli bölümde yükseltilmiştir. Projede bu bölümde ahşap kaplama yüksekliği kadar aşağıya çekilmiştir. Ahşap sütunların pabuç kısımları mevcutta görülmemektedir. Ancak döşeme üzerine pabuçsuz oturtulamayacağından restorasyon  projesinde basit detaylı pabuç çizimi yapılmıştır. Uygulama sırasında ahşap döşeme kaldırılmalı ve özgün döşeme kotu tespiti yapılmalıdır. Ahşap sütun pabuçlarıda açığa çıkarılmalıdır.

-Zemin kat ve kadınlar mahfiline açılan ilk kot pencerelerin söve içlerindeki kapaklar sökülerek camii içerisinde istiflenmiştir. Tespit edildiği kadarı ile kapakların durumu iyidir. Kurtlanmalara karşı kimyasal maddeler sürülerek, çüremeyi önlemek için yüzeye fırça ile emprenye yapılmalıdır. Ahşap kapaklar üzerine en son işlem olarak gomalak cila sürülmesi önerilir. Restorasyon projesinde kapaklar yerlerine takılacaktır.

-Niş önlerinde de kapak yapılmıştır. Niş içlerinde kapak montaj izleri vardır. Ayrıca giriş kapılarının sağ ve sol yan duvarlarındaki nişlerde özgün kapaklar bulunur. Restorasyon projesinde verilen detaya göre emprenye edilmiş, fırınlanmış ahşap kapaklar yapılacaktır.

-Elimizdeki eski fotoğraflarda duvarlarda kalem işleri tezyinatın olduğu, mevcut kalem

işlerinin özgün olmadığı görülür uygulama sırasında raspa yapılarak özgün kalemişleri açığa çıkarılmalıdır. Koruna bilen özgün bölümler korunmalı, tamamlamalar özgün motif ve tezyinata uygun yapılmalı ancak ayırt edilebilmesi için renk tonu ile oynanmalıdır.

-Kadınlar mahfili ahşap döşemesi geç dönemde değiştirilmiştir. Ahşap kirişlerin duvar içine oturduğu bölümlerde kırıklıklar vardır. Bu izlerden yola çıkılarak özgün döşeme kotu mevcut kottan ortalama 3 cm. yukarıya çekilmiştir (bkz. restorasyon ve rölöve kesit paftaları). Emprenye edilmiş fırınlanmış ahşap elemanlarla döşeme yenilenecektir.

-Kadınlar mahfil katının kuzey galerisinde mevcutta harime bakan sütundan kuzey cephesi pencerelerine doğru gergi atılmıştır. Ancak gergi ucu pencere alt kotundan yukarıda kalır, duvara oturmaz. Gergi ebatlarına bakıldığında özgün olduğu düşünüle elemanın bu şekilde fonksiyonu yoktur ancak; yapım sırasında mevcut durumundaki gibi tasarlanmadığı aşikardır. Harime bakan sütunlar ile kuzey duvarı arasındaki sistemi bağlamak ve çerçeve oluşturmak için atıldığı düşünülen gerginin duvara oturması gerekir. Bu nedenle pencere alt kotları bu bölümde gergi demiri üst kotuna kadar özgün yığma sistemde almaşık duvar örgüsüne uygun olarak örülerek yükseltilmiş, gergi duvar içerisine oturtulmuştur.

-Ahşap doğramalar iyi durumda olduğundan değiştirilmesi önerilmemiştir.

-Beton dışlıkların alt başlıklarının duvar yüzüne oturuş biçimleri sağlıklı olmadığından değiştirilmesi önerilmiştir.

Metin Kutusu: 3-RESTORASYON RAPORU
Metin Kutusu:

-20. yüzyıl başlarına kadar olduğu bilinen son cemaat bölümü ‘U’ şeklinde projede çizilmiştir. A. Kuran’ ın ‘Mimar Sinan’ adlı eserinden alınan krokiye göre sütun yerleri belirlenmiş ve plana işlenmiştir. Sütun genişlikleri mevcutta avlu döşeme kotunun

üzerinde bırakılan 4 adet mermer pabuçtan oranlanmıştır. Mevcutta tespit edilen sütunlar restorasyon planın da işlendiği gibi giriş kapıları önündeki ilk sütun sıralarıdır. Ahşap sütunlar, ahşap çatı örtüsü ve sütun üzerine gelen ahşap yastıklar  emrenye edilmiş fırınlanmış ahşap malzemeden yapılmalıdır. Koruyucu olarak üzerine renksiz aşı boaya uygulanmalıdır. Restorasyon projesinde bu elemanların detayı verilmiştir.

-Son cemaat bölümünün çatı örtüsü restitüsyon projesindeki gibi kurşun önerilmiştir.

-Avlu kotunun geç dönemde yükseltildiği  mevcut sütun pabuçlarının döşeme kotu ile hemen hemen aynı olmasından bellidir. Restitüsyon projesine göre avlu kotu ortalama  50 cm. aşağıya çekilmiştir. Uygulama sırasında avlu döşemeleri kaldırılarak özgün kot araştırması yapılmalı ve sütun pabuçları açığa çıkarılmalıdır.

-5 cm.’ den fazla olan malzeme kayıplarında taş ve tuğla çürütülerek yerinden

alınmalı, özgün malzeme ile yenilenmelidir.

-Yüzey kirlenmeleri düşük basıçlı su ile temizlenmelidir. Cephede çıkmayan kirlenmeler olur ise Konservasyon Merkezine danışılarak AB 57 uygulaması yapılması önerilir.

-Lokmalı demir parmaklıklar ve gergilerin pası ince telli fırçalar ile temizlenmeli ve üzerine anti pas uygulanmalıdır.

-İç duvarlarda rutubet vardır. Bunu gidermek için yapı çevresinde drenaj önerilir.

-Çatlakların taşıyıcı sistem raporunda belirtilen öneriler doğrultusunda onarılması gerekir (bkz. taşıyıcı sistem raporu).

-İhata duvarları üzerindeki çimento harcın sökülmesi ve üzerine projede detaylandırılan taş harpuştanın yapılması önerilir.

-Geç dönemde yapılan avlu giriş kapısının kaldırılarak kurul arşivinde bulunan eski fotoğraftaki giriş kapısına uygun yapılması önerilir (bkz. restorasyon projesi avlu giriş kapı detayı)

-Batı cephesinde 48 nolu parselde bulunan apartman giriş kapısı avluya açılmaktadır. Bu girişin kapatılması gerekir.

-Doğu duvarı komşu parseldeki kafe duvarı boyunca animas zindanları kazı alanına kadar devam ettirilmiştir (bkz. restorasyon vaziyet planı)

-Avlu içindeki imam evinin yıkılması ve yerine yer üstünde tuvalet ve abdestlik mekanlarının yapılması önerilir (bkz. Restorasyon peojesi).

-Camii parsel içinde güney avlusunda hazireye doğru girinti yapan 51-52-53’ nolu parsellerin kamulaştırılarak camii alanına katılması önerilir. 51 parseldeki yapı özgün olmayıp camii alanına katılması için gerekli yasal işlemlerden sonra yıkılması, bu şekilde hazire bölümünün tamamen açığa çıkarılması gerekir.

-Kuzey avlusunda sur duvarlarına yaslanan ve kaçak yapılmış 2 yapı vardır. 60 parselde bulunan yapıların yıkılması ve bu alanında kamulaştırılarak camii avlusuna katılması önerilir. Mevcutta camii avlusu herkesin evine girmek için kullandığı bir yol haline gelmiştir. Avlu içerisine açılan yasal olmayan geçişlerin kapatılması, gerekli kamulaştırma işlemlerinin yapılarak camii avlusuna katılması camiyi avlusu, haziresi ile külliye haline getirecektir.

Pervititch Haritası (1929)
1935 senesine ait fotoğraf
1963 senesine ait fotoğraf
1960 senesine ait fotoğraf
1969 senesine ait fotoğraf
1969 senesine ait fotoğraf
A. Kuran’ dan alınan son cemaat plan krokisi
Müller’ in ‘İstanbul Tarihsel Topoğrafyası’ adlı kitabından alınan kroki
1958 senesine ait fotoğraf
1947 senesine ait otoğraflar
1947 senesine ait otoğraflar
1947 senesine ait fotoğraf
1947 senesine ait fotoğraf
1947 senesine ait fotoğraf
1947 senesine ait fotoğraf
1947 senesine ait fotoğraf
Doğu avlu duvarı görünüşü (kurul arşivinden alınmıştır)
Batı avlu duvarı (kurul arşivinden alınmıştır.)
Sokaktan güneybatı cephesine bakış (kurul arşivinden alınmıştır)
Animas Zindanları (kurul arşivinden alınmıştır)
Doğu cephesine bakış (kurul arşivinden alınmıştır).
Batı cephesi (kurul arşivinden alınmıştır)
Avlu giriş kapısı (kurul arşivinden alınmıştır).

KAYNAKLAR

ÜLGEN; HİKMET,’ İSTANBUL CAMİLERİ’, AKŞAM KİTAP KULÜBÜ YAYINLARI, 1966, İSTANBUL.

ÖNEŞ, GÖNCÜOĞLU, SAATÇİ, ERTUĞRUL, YÜKSEL, YİVLİK NEFTÇİ, NEFTÇİ; ETHEM RUHİ, SEMA, SUPHİ, ALİ DOST, MÜFİT, AYŞE, ARAS, ‘FATİH İLK İSTANBUL’, FATİH BELEDİYESİ BASIN YAYIN VE HALKLA İLİŞKİLER MÜD.

‘FATİH CAMİLERİ VE DİĞER TARİHİ ESERLER’, TÜRKİYE DİYANET VAKFI FATİH ŞUBESİ, 1991, İSTANBUL.

WIENER-MÜLLER; WOLFGANG, ‘İSTANBUL’UN TARİHSEL TOPOGRAFYASI’, YAPI KREDİ YAYINLARI, 2002, İSTANBUL.

AYVANSARAYLI HAFIZ; HÜSEYİN, ‘CAMİLERİMİZ ANSİKLOPEDİSİ-I.CİLT’, TERCÜMAN AİLE VE KÜLTÜR KİTAPLIĞI YAYINLARI, 1987, İSTANBUL.

AYVANSARAYLI HAFIZ; HÜSEYİN, ‘CAMİLERİMİZ ANSİKLOPEDİSİ-II.CİLT, TERCÜMAN AİLE VE KÜLTÜR KİTAPLIĞI YAYINLARI, 1987, İSTANBUL.

ETHEM; HALİL,’ CAMİLERİMİZ’, İSTANBUL KANAAT KÜTÜPHANESİ, 1932, İSTANBUL.

‘İSTANBUL CAMİLERİ’, BABIALİ BASIMEVİ.

ASLANAPA; OKTAY, ‘OSMANLI DEVRİ MİMARİSİ’, İNKILAP KİTABEVİ, 1986, İSTANBUL.

ÖZ; TAHSİN; ‘İSTANBUL CAMİLERİ’, TÜRK TARİH KURUMU BASIMEVİ, 1987, ANKARA.

KURAN; APDULLAH,’MİMAR SİNAN’,HÜRRİYET VAKFI YAYINLARI,1986,İSTANBUL

BERBEROĞLU;HİLMİ, ’15. VE16.YÜZYILDAKİ AHŞAP PENCERE VE KAPI KANATLARI’, İSTANBUL (İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ SANAT TARİHİ BÖLÜM KİTAPLIĞI)

İYİANLAR; ARZU, ‘İSTANBULDA VALİDE SULTANLARIN ESERLERİ’ 1992, İSTANBUL (İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ SANAT TARİHİ BÖLÜM KİTAPLIĞI).

AKAR;FİKRİYE,’İSTANBULDAKİ SAĞLIK MÜESSESELERİ’, 1971, İSTANBUL (İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ SANAT TARİHİ BÖLÜM KİTAPLIĞI).

AKKILIÇ;ZUHAL, ‘İSTANBUL CAMİLERİNDE VAAZ KÜRSÜLERİ’, 1971, İSTANBUL (İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ SANAT TARİHİ BÖLÜM KİTAPLIĞI).

GÜNEŞ;SEMRA,’İSTANBUL CAMİLERİNDE MÜEZZİN MAHFİLLERİ’, İSTANBUL (İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ SANAT TARİHİ BÖLÜM KİTAPLIĞI).

ALPAY;MİNE, ‘İSTANBUL CAMİLERİNDE SON CEMAATYERİ’, İSTANBUL (İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ SANAT TARİHİ BÖLÜM KİTAPLIĞI).

KURAN; APTULLAH, EYİCE; SEMAVİ; ‘ MİMARBAŞI KOCA SİNAN YAŞADIĞI ÇAĞ VE ESERLERİ’, 1988,İSTANBUL, VAKIFLAR BANKASI

YÜKSEL;AYDIN,’ KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN DEVRİ’, İSTANBUL,2004, İSTANBUL FETİH CEMİYETİ

PERVİTİTCH HARİTASI

ENCÜMEN ARŞİVİ

ALMAN MAVİLERİ

ANITLAR KURULU ARŞİVİ

FINDIKLI MOLLA ÇELEBi CAMİİ VE MİMAR KOCA SİNAN

PÎR-İ  Mİ‘MÂRÂN  MİMAR  KOCA  SİNAN

Lambert de Vos, 1574 tarihli çizimler. (Süleymaniye camii)

Gurlitt, C. (1912), Die Baukunts Konstantinopels, Berlin (Süleymaniye Camii)

“Resmini çizip inşa ettiğim cami, mescit ve öbür önemli yapıları on üç bölüm halinde yazıp benzersiz bir risale oluşturdum, adını da ‘Tezkiretü’l Ebniye’ koydum. Umut derim ki, kıyamete dek ona göz gezdirecek temiz yürekli dostlar, çabamdaki ciddiyet ve gayreti öğrendiklerinde insaflı bir gözle bakıp beni hayır dualarıyla anarlar, inşallah”
Mimar Sinan (Sinaneddin Yusuf – Abdulmennan oğlu Sinan )

MİMAR SİNAN (15 Nisan 1489, Ağırnas/ Kayseri –  17 Temmuz 1588, İstanbul

Mimar Sinan (Koca Mi’mâr Sinân Âğâ, Sinan Abdulmemnan, Sinaneddin Yusuf olarak da bilinir1) modern çağ öncesi İslam dünyasının en iyi belgelenen tartışmasız en ünlü mimarı ve figürüdür. Kariyerinde önemli eser verdiği Osmanlı padişahları I. SüleymanII. Selim ve III. Murat dönemlerinde baş mimar olarak görev yapan2 Sinan uzun hayatı boyunca İslam mimarları arasında benzersiz yapıtlarıyla etkileyici bir imza atmayı başarmıştır.

Şair nakkaş Sa’i Mustafa Çelebi’nin, kendi ağzından dinleyerek yazdığı Tezkere ül-Ebniye ve Tezkeret ül-bünyan’a, Tuhfet ül-Mimarin, Risalet üt-Mimariye Adsız Risale gibi yazılı kaynaklardan edinilen bilgilere göre, Sinan 1512’de devşirme olarak alınıp “acemi oğlanlar” mektebine verilerek, 1521 Belgrad seferinden önce yeniçeri olmuştur.3  Yeniçeri ocağında dülger ve mimar olarak yetişmiştir.  Tezkiretü’l Bünyan ve Tezkiretü’l Ebniye adlı eserlerde kendi ifadesi ile…

”Bu değersiz kul, Sultan Selim Han’ın saltanat bahçesinin devşirmesi olup, Kayseri sancağından oğlan devşirilmesine ilk defa o zaman başlanmıştı. Acemi oğlanlar arasından sağlam karakterlilere uygulanan kurallara bağlı olarak kendi isteğimle dülgerliğe seçildim. Ustamın eli altında, tıpkı bir pergel gibi ayağım sabit olarak merkez ve çevreyi gözledim. Sonunda yine tıpkı bir pergel gibi yay çizerek, görgümü artırmak için diyarlar gezmeye istek duydum. Bir zaman padişah hizmetinde Arap ve Acem ülkelerinde gezip tozdum. Her saray kubbesinin tepesinden ve her harabe köşesinden bir şeyler kaparak bilgi, görgümü artırdım. İstanbul’a dönerek zamanın ileri gelenlerinin hizmetinde çalıştım ve yeniçeri olarak kapıya çıktım ”

1538 yılında Boğdan seferi sırasında Prut nehri üzerinde ordunun karşıya geçmesi için bir köprü kurulması istenince 48 yaşında nehrin üzerinde ahşap mimari inşasında ustalığını gözler önüne sererek on üç günde yaptığı köprü ile hayranlık uyandırmıştır.4 1538’de selefi Baş mimar Acem Ali’nin ölümünden sonra Hassa baş mimarı (Mimar ağa, Hassa mimarbaşı, sermi’- maran-ı Hassa da denilir)5 olarak göreve getirilmiştir.

Mimar Sinan’ın, mimarbaşılığa getirilmeden evvel yaptığı üç eser dikkat çekicidir. Bunlar: Halep’te Hüsreviye Külliyesi, Gebze’de Çoban Mustafa Külliyesi ve İstanbul’da Hürrem Sultan için yapılan Haseki Külliyesi’dir.6

Mimarbaşılık görevini, Sinan mesleğinde kaydettiği aşamaları üç ayrı yapıyla somutlaştırarak tanımlar: “Çıraklık eserim” dediği Şehzade Camii ile (1548) ilk büyük sultan camisini tamamlamıştır. Bu yapının tamamlanmasından birkaç yıl sonra sultanın adıyla yeni bir cami ve külliyenin inşasına başlamış ve yedi yıl içinde İstanbul’un ve bütün imparatorluğun en görkemli yapılarından biri tamamlamıştır (1557).7 Süleymaniye Camii’ni ”kalfalık eserim” diye nitelendiren ustanın II. Selim adına, bu defa Edirne’de inşa ettiği Selimiye camii (1575) Sinan’ın en büyük eseri olarak gösterilir. Bu yapı tamamlandığında seksen üç yaşındaydı ve yaşlılığından dolayı artık “Koca” lakabıyla anılıyordu. 1584 yılında hacca giden Sinan kendi yerine Mehmed Subaşı adıyla tanınan mimarı vekil olarak bırakır. Hac dönüşünde ve 100 yaşı civarında olduğu halde görevini büyük bir coşkuyla sürdürmüştür.8

1588’e ölümüne dek sultan ve imparatorluk için  çok çeşitli yapılar tasarlayarak (Yapıtları camiler, saraylar, hamamlar, okullar, hastaneler, türbeler, su kemerleri, hanlar ve köprüler vb.) elli yıl boyunca baş mimarlık görevine devam etti.

Mimar Sinan’ın inşa ettiği eserlerin sayısı ile ilgili farklı listeler verilmektedir. Ancak döneme ait kaynakların karşılaştırılmasıyla ona ait eser listesini 452’ye kadar yükseltmek mümkündür. Ama bu listeyi onun ömrü yanında yayıldığı geniş coğrafyayı, devrin ulaşım ve teknolojik imkanları ile üstlendiği görevleri dikkate alarak değerlendirmek gereklidir.9

“Mimaride yeni çözümler, buluşlar, her şeyin ötesinde oranların ortaya konuşu Sinan’la birlikte klasik denilebilecek yeni boyutlara ulaşmış, mimarlık alanının bu ustası imparatorluğun kıtalar üstü eğilimlerini hızla ve kuvvetle dış dünyaya yansıtmıştır. Bu üslûp, özellikle en güçlü tarzda yerleştiği eyalet ve şehirler üzerinde biçimler anarşisine son vermiş, kendi kimliğini dünya ölçeğinde ortaya koy muştur. Bu kimlik, Osmanlı düzeninin hâkim ve hükümran olduğu bölgelerin sanat kaderi üzerinde günümüze kadar uzanan izler bırakmıştır. (Prof. Dr. Selçuk Mülayim)”

Mimar Sinan, öne çıkan kimliğiyle bir mimar olarak bilinmektedir. Fakat sadece mimarlık onu tanımlamaya yetmez. Aynı zamanda bir mühendis, iyi bir lojistikçi, şehir tasarımcısı, planlamacı, yönetici vb… pek çok hususiyet ile birikime de sahiptir ve bunun en önemli göstergesi eserleridir.10

Sinan’ın mimarlık alanında nasıl yetiştiği ya da kendini nasıl yetiştirdiği konusuna birkaç yönden yaklaşılabilir. O çağın yaratıcı öğeleri sınırlı yalın planlı yapıları, benzerlerinin tekrarı yoluyla oluşuyordu. Biçim ve boyutların tekdüzeliği içinde başarı derecesinin ustaların yetenekleri oranında değiştiği, ancak yenilik aranmadığı sürece pek fazla bilgiye gereksinme olmadığı söylenebilir. Bu arada Sinan’ın katıldığı seferlerle Doğu ve Batı’nın değişik kentlerine gitmesi, görgüsünü arttırma olanağı sağlamıştır. Buralardaki örnekleri incelemiş, gördüklerini deneyleriyle birleştirmiş olmalıdır. Bu koşullar içinde Sinan’ın hızlı bir öğrenme döneminden geçtiği, gözlemleri yoluyla sağlam bir oran duygusu edindiği söylenebilir. Zaten öğrenme ve deneme isteğinin, yaşamının sonuna kadar sönmemiş olduğu açıktır.11

Sinan uzun ömrünün sağladığı derin bilgi ve deneyimle Osmanlı mimarlığının Bursa’dan başlayıp Edirne’de süregiden ve 16.yüzyılda özgün bir biçeme ulaşan çizgisini en yüksek teknik ve estetik düzeye ulaştırmıştır.12

Gelmiş geçmiş en ünlü Osmanlı mimarı olarak tanınan Sinan, İstanbul’un dünyaca meşhur şehir siluetinin yeniden yapılanmasına katkıda bulundu. Rönesans İtalya’sındaki gelişmelerle karşılaştırıla gelen, ışık dolu, merkezî mekânlı kubbeli camileri mimarbaşının önde gelen eserleri olarak nam kazandı.

Sinan yapılarında kubbeler, mekan örtüsünde tek olarak kullanıldıkları gibi mekan genişlemesine bağlı olarak yarım kubbelerin çeşitli kombinasyonlarıyla beraber de kullanılmıştır.

Bununla birlikte, Mimar Sinan, genç yaşta ana kubbe + kemer + pandantif + yarım kubbelerin sentezi olan mükemmel bir taşıyıcı sistem geliştirmiştir.13 Kubbe,kemer ve ayaklar yapıda sadece yükü taşıyan, dağıtan bir mimari öge olarak değil ana kütleye estetik ve plastik bir form verilmesini de sağlarlar.

Sinan’ın eserleri incelendiğinde  ilk dönem tasarımları Osmanlı mimarisi içindeki öncüllerinin mirasıyla büyük oranda uyumluydu. İlk dönem en tanınan eseri olan 1543’de İstanbul’da Süleyman tarafından ölen oğlu için yaptırılan İstanbul’daki Şehzade Mehmed Camisi’dir (1548). Planı, köşelerde küçük kubbeler ve dört yarım kubbe ile kuşatılmış, dört ayağa oturan sıkışmış geniş bir merkezi kubbe ile şekillenir. İlk kez ağır dış görünüşlerden soyutlanmış bir denemeye de tanık olunmaktadır. Üst yapının hareketliliğiyle alt kütlenin ağır görünümü arasındaki karşıtlık revaklarla hafifletilmiş, uyumlu bir akış sağlanmıştır.14Sinan daha sonra ki yıllarda eserlerinde topografyaya uyumlu olarak yerleştirme ve yapısal ifadelerde yeni yöntemler denedi.

Mimar Sinan’ın eserleri içinde özellikle birkaçı gerek mimarisi, gerekse inşa tekniğindeki yenilikleri sebebiyle dikkat çekicidir. Bunlar içinde özellikle Süleymaniye Camii ile Selimiye Camii’nin tartışılmaz üstün bir yeri vardır.15

Süleymaniye Camii ve Külliyesi konumlanışı ve anıt kütlesi ile İstanbul silüetinde adeta dönemin mührü gibidir. Sinan yapıyı inşa ederken üç farklı eksen ve zemin düzlemine göre düzenlemiş, potansiyel olarak sorunlu eğimi, yapının tasarımı ile anlamlı bir vurguya ustalıkla dönüştürerek mekansal bir hiyerarşi oluşturmuştur.16

Ayasofya ile şekil ve ölçekte bazı benzerlikler olmasına rağmen, iç mekânda Ayasofya’nın bölünmüş alanından çok daha bütüncül ve güçlü bir iç hacim etkisine sahiptir. Dış cephelerde de zengin bir bütünlük dikkati çeker. Süleymaniye’nin üst örtüsü Ayasofya’yı destekleyen kubbelerin düzenlemesi ile benzerlik gösterir. Merkezi bir kubbe kuzey ve güneydeki iki yarım kubbe tarafından desteklenir ve yapı boyunca bir eksen oluşturur. Etkileyici ana kubbenin kasnağı payandalar arasında bir pencere halkası ile hareketlendirilmiş olup kubbe yirmi yedi metre çapında ve zemin döşemesinden 53 metre kadar yüksektir.17Ayrıca Süleymaniye Külliyesi’nin camisinde Mimar Sinan, Şehzade ve diğer yapılarının ardından tekrar İstanbul Bayezid Camisi şemasına dönmektedir. Ortada bir kubbe, iki yönde yarım kubbeler, yanlarda değişik boyutlarda küçük kubbelerden oluşan caminin, geçmiş özümlemeleri de içerdiği görülmektedir. 18

Sinan’ın Osmanlı mimarisine katkıları birkaç boyutta ilerlemiştir. O güne kadar denenmiş biçimler ve teknikleri yaklaşık aynen uygularken temel olarak mekan kavramını etkili hale getirmiştir. Merkezi ve toplu mekan arayışına bağlı olarak dört, altı ve sekiz desteğe oturan strüktür, daha önce hem de oldukça büyük ölçülerde denenmiş olmasına rağmen bu formüller Sinan tarafından ele alınırken giderek yalınlaşmıştır.19

Edirne’deki Selimiye Camii (1564-1575), Sinan’ın mimarlık şaheserlerinden biridir. Dünya mimarlık anıtları arasında yer alan eser 31.5 m. çapındaki merkezi kubbesi ve sekizgen gövdenin etrafını çevreleyen  ince formlu dört minaresi ile dikkat çeker. İç mekanla dış cephenin tamamıyla kaynaşmış olduğu muazzam kubbe bütün dünyada, kubbe mimarisi gelişiminin en ileri noktası olarak görülebilir.20Selimiye’de ana mekanın köşelerine yerleştirilen minareler, bu defa merkezi şemayı vurgulamak üzere ana kubbeyi çeviren

unsurlar olarak dikkati çeker.21Selimiye Camisinin mekansal yapısı, mimari açıdan Sinan’ı temsil eder; dayanıklı kubbelerin zarif planı  ve düzeni, merkezi ibadet mekanı ile geniş ve birleşik bir mekan yaratma çabalarının doruk noktasıdır.22 Michel Ancelo’nun Roma’daki St. Piere Kilisesi ile Mimar Sinan’nın Selimiye Camii, mimarlık tarihinde, birbirlerine karşı ayrı ayrı üstünlükleri olan, fakat birbirlerinden üstün olmayan iki eser olarak anılır.

Mimar Sinan uzun yaşamı boyunca kendi alanında tanınmış bir kültür figürüydü. İlk olarak Sinan’­ dan övgü ile söz eden yabancı, Avusturyalı büyük tarihçi “Osmanlı imparatorluğu Tarihi” adlı büyük eserin müellifi Joseph von Hammer’dir. Almancası 14, Fransızcası 18 ciltlik büyük eserinin(1836) 6.cildinde Edirne’deki Selimiye Camiinden bahsederken ” …..bu cami hayranlığa lâyıktır ve padişahın isminden ziyade (II. Selim) Sinan’ın ismini geleceğe intikal ettirecektir.” diyerek. Osmanlı imparatorluğunun en parlak devrinin sultanları karşı­sında Sinan’ın kudretini çok yerinde bir şekille dile getirmektedir. Aslında Kanuni Sultan Süleyman’da, Süleymaniye Cami’sinin tamamlanarak ibadete açılışında, ibadethaneyi açmak üzere anahtarı Sinan’a uzatarak, açılışı onun yapmasını istemekle, büyük mimara en büyük iltifat ve teşekkürünü ifade etmiştir.23

Bir kubbe üstadı, toplu mekân yaratıcısı Sinan, 1588’de İstanbul’da öldü. Süleymaniye Camii’nin yanında Şeyhül İslâm Kapısı(Bab-ı Meşihat), Dökmecilere giden yolun birleştiği yerdeki türbede gömülüdür. Bu türbenin kitabesinde yer alan ”Geçti bu demde cihanda Pir-i Mimaran Sinân” ifadesi şair ve nakkaş Sâi Mustafa tarafından yazılmıştır.24

Mimar Sinan’ nın Türbesi, Süleymaniye/ Fatih, İstanbul

Sinan’ın bilinen tek portresi, Melchior Lorck, İstanbul Panoraması, 16.yüzyıl

1.1. Molla Çelebi Camii (Fındıklı Camii) Konumu ve Semtin Tarihçesi

İstanbul’un Beyoğlu İlçesi’nde, Boğaziçi’nin Rumeli yakasında, Tophane ile Kabataş arasında sahil boyunca uzanan Fındıklı semtinin, Ömer Avni Mahallesi’nde, Meclisi Mebusan Caddesi’nin batı tarafında, İstanbul Boğazı kıyısında yer alan camii 85 pafta, 21 ada,1 parselde konumlanmıştır.

2013 uydu görüntüsü

Molla Çelebi Camii, genel görünüm, 2010

Fındıklı semtinin tarihi ile ilgili olarak en önemli kaynakların başında Cengiz Orhonlu’nun kaleme aldığı Fındıklı Semti’nin Tarihi Hakkında Bir Araştırma” adlı  kitaptır.

Fındıklı semti planı (Cengiz Orhonlu makalesinden alınmıştır.)

Kitaptan;

” Fındıklı ve civarı dediğimiz zaman Taksimden başlayan Fındıklı Dere (ki günümüzde Mebusan Yokuşu adında Taksim’e çıkan bir caddedir) merkez olmak şartıyla sahilde Kabataş’tan Salıpazarı’na ve kara tarafından  Cihangir’e, Taksim’e ve Ayaspaşa’ ya kadar olan bölümü kapsamaktadır.

Fındıklı ve Tophane’nin adı antik devirde adı ”Arggropolis” (gümüş şehir) idi. Fetihten sonra ise Fındıklı’nın adının nereden geldiği konusunda birkaç muhtelif izah vardır. Bunlardan ilki bu bölgede geçmişte fındık ağaçlarının bulunduğundan ileri geldiği söylenir. (M. Ziya, İstanbul ve Boğaziçi  İstanbul 1928 c.2 s. 239.)  Yine bu görüşü destekleyen biride 18. yüzyıl sonunda İstanbul’a gelmiş Fransız seyyahı Lechevalier, 4. Mehmed ricalinden Hasan Ağa’nın bu semtte pek mükellef bir yalısı ile bahçesinin bulunduğunu ve ismin buradan geldiğini söylemiştir. Ancak Lechevalier nin tespit ettiği tarihten çok önce 16, yüzyıldan beri bu semtte Fındıklı denildiği vesikalardan anlaşılmaktadır. Von Hammer’e gelince büsbütün başka bir fikirdedir, bu müellife göre Fındıklı ismi büyük misafirhane veya han manasına gelen İtalyanca ‘fondoco’ kelimesinden neşet edilmiştir. 17. ve 18 yüzyılda semti gören seyyahlar genel olarak fındık ağaçlarının varlığından pek bahsetmemişlerdir.  Fakat 15. ve 16. yüzyıla

ait arşiv kayıtlarında (Celal Esad, ”Eski İstanbul”, İstanbul, 1988, s.74; A.Mithad, mufassal, istanbul, 1808, c. 2 s. 299: Evliya Çelebi, ”Seyahatname”, 1814, c.1 s.489; Ali S.Ülgen, ”Fatih Devrinde İstanbul”, Ankara, 1986, ve İstanbul Haritası; Celal Esad, ”Eski Galata”, İstanbul, s.9,10) İstanbul’un fethi sırasında Galata haricinde ki Tophane Salıpazarı, Fındıklı ve Ayaspaşa gibi semtlerin baştan aşağı bağlık bahçelik olduğu tespit edilebilmektedir. Bazı vesikalar da geçen ibarelerden (F.İsfendiyaroğlu, Galatasaray tarihi s.24-23 de başbakanlık arşivinde 7615 nolu tasnifi zikredilmeyen vesika nüshası) Tophane civarında bulunan bağ ve bahçelerden bir kısmının II. Bayezid evkafına ait olduğu anlaşılıyor. 1572 tarihli bir İstanbul haritasında Kasımpaşa, Beyoğlu, Tophane, ve Fındıklı civarının yer yer ağaçlıklı ve tarla olduğu anlaşılıyor. 15. yüzyıldan itibaren bu bölgeyi kaplayan fındık ağaçlarından dolayı semte fındıklı dendiği büyük olasılıkla ihtimal dahilindedir.

Fındıklı ismi vesikalarda ilk defa 1526 tarihli bir vakfiyede görülmektedir. Fındıklı devrinin iskan kayıtlarına ait arşiv kayıtları ise 15. yüzyılda başlar. Fetih esnasında ağaçlık ve koruluk olduğu sahilden başlayarak ve fındıklı deresinin etrafını kaplayarak sırtlara doğru uzandığını kuvvetle muhtemeldir. Fındıklı bölgesinde bilinen ilk bina Kanuni Sultan Süleyman’ın sadrazamlarından Ayas Paşa’ya ait olup bu bina ve müştemilatı 1526 tarihli bir vesikada adı geçtiğine göre daha evvel inşa edilmiş olmalıdır. Bu vesikada Ayas paşa’ya ait araziden bahsedilirken Fındıklı Dere tabirinin kullanılmış olması semte o tarihlerde ve daha öncesinde

Fındıklı denildiğini gösteriyor. Dolayısıyla Fındıklı Dere ismi zaman içerisinde değişerek Fındıklı olmuş ve semt artık bu ad ile anılmaya başlamıştır. (Taceddin Topaç, Ayas Paşa, (tez), 1951; Ayas paşa’ya ait Başbakanlık arşivinden ve Vakıflar idaresinden derlenmiş olan vakfiyelerden s.56 da 1526 tarihli vakfiye ….)

Kauffer (1786)

15. ve 16. yüzyıl Beyoğlu bölgesi iskan tarihi gelişimi için yapı tarihlerinin karşılaştırılmalı olarak daha geniş bir şekilde araştırılması gerekir. Ancak anlaşıldığı kadarı ile kıyı kesimleri, Kasımpaşa vadisi ve yamaçları ile Tophane vadisi ve Fındıklı sırtları dışında Galatasaray dışında önemli bir yerleşim yoktur. 16. yüzyılın ortalarından itibaren günümüz Beyoğlu sınırları içinde bir dizi anıtsal yapı inşaatına başlanır. 1540’larda Mimar Sinan tarafından başlatılan yoğun anıtsal yapı faaliyet kapsamında Buğday ambarı, Tophane Kılıç Ali Paşa Külliyesi, Süheyl bey (Salıpazarı) Mescidi, Karaköy Hayrettin Paşa ve Yakup Ağa Hamamları, Şehzade Cihangir Camii, Fındıklı Molla Çelebi Camii bu yapıların önde gelenlerinden sayılabilir. (Apdullah Kuran, Mimar Sinan 1986. 254-255)

17.yüzyılda  Eremya Çelebi  Fındıklı çevresini şöyle ifade eder, ” Tophane beylik toplarla doludur. Çavuşbaşı iskelesinden sonra topçubaşı ve topçuların oturduğu odalar yer almaktadır. Salıpazarı’nı geçtikten sonra Mehmed Ağa mahallesi gelmekte ve onun üzerinde Cihangir Camii ile pek çok ev ve binalar bulunmaktadır. Tepenin kuzeyine doğru altında Fındıklı denilen, çarşı ve pazarı ile büyük bir semt ve ileride bir mahalle ile Çizmeciler Tekkesi yer almaktadır. Eremya Çelebi çarşı ve pazarı ifade ederken Salıpazarı’nda kurulan pazarı kast etmektedir. Kıyı yerleşmesinin üst bölümü Ayaspaşa’ya kadar küçük esnafın gezi ve eğlence yeridir. Burada bulunan Şeyhülislam Ebu Said Efendi’ye ait, sahildeki bostana kadar uzanan ve setler halinde yapılmış bir bahçe vardır. (Geçmişten Günümüze Beyoğlu, 2004, İstanbul, c.1 s.39-40)

Sultan III. Ahmed (1703- 1730) devrinde Lale devri olarak isimlendirilen yenileşme döneminde  Fındıklı Salıpazarı’nda bugün ki Mimar Sinan Üniversitesi yerinde Emnabad sahil sarayını yaptırmıştır. 1724 de kamuya ait arazinin, etrafındaki bina ve arsaların eklenmesiyle genişletilmesi ve denize kazık çakılarak doldurulması ile elde edilen alan üzerine yapılan bu saray sultan III. Ahmed’in kızı Fatma Sultan’a tahsis edilmiştir. Bir süre sonra bu sahil saraya bitişik denize yakın bir de küçük kasır yapılmıştır. 18.yüzyılda Beyoğlu açısından en önemli gelişme sultan 1. Mahmud (1730-1754) dönemi başlarında Taksim sularının şehre dağılımı ile birlikte özellikle Tophane, Salıpazarı, Fındıklı, ve Cihangir iskanının hızla artmasıdır. Bu çalışmanın esas gayesi özellikle Fındıklı’nın suya kavuşturulmasıdır. Devrin yazarlarından Şemdani-zade Fındıklılı Süleyman Efendi ”Fındıklı bahanesine Galata, Kasımpaşa, Dolmabahçe ve Beşiktaş ihya olundu.” demektedir. (Geçmişten Günümüze Beyoğlu, 2004, İstanbul, c.1 s.40)

Fındıklı, Salıpazarı planı, 1895

Cengiz Orhonlu ”Fındıklı Semti’nin Tarihi Hakkında Bir Araştırma” adlı makalesinde 16. ve 17 yüzyıl Fındıklı ve çevresini ise şöyle anlatır. ” Fındıklı mevkinin güzelliğinden ve havasının etafetinden dolayı 16. yüzyılın ikinci yarısında rağbet kazanmış ve devlet ricalinden bazıları fındıklı ve çevresinde eserler tesis etmişlerdir” der. Kitapta Fındıklı ve civarında ki yapılardan bahsetmiş bunlar arasında Molla Çelebi Camii, Hatuniye Tekkesi ve Camisi, yanında Arap Ahmet Ağa çeşmesi ve yalısı, Fındıklı deresinde Seyyid Yahya Efendi’nin Emir İmam Mescidi, kendi lakabı ile anılan Pürtelaş Hasan Efendi’nin Alçak Dam Mescidi ve Fındıklı iskelesi o dönemde bölgede mevcut yapılardır. Fındıklı iskelesi ile ilgili olarak da; ” Fındıklı iskelesine ait görebildiğimiz en eski kayıt 1587 tarihini taşısa da 16. yüzyıldan evelde mevcut olduğu muhakkaktır. İskele, Fındıklı (Molla çelebi) caminin yanındadır. Bu iskele 1774-75 yılında onarım görmüştür. 19. yüzyıl sonlarında Şirket-i Hayriye, Boğaziçi’ne vapur işlettiği halde bu sahile uğramıyor ve halk Kabataş ve Salıpazarı iskelelerinden istifade ediyordu.” der.

Fındıklı’da  inşa ve imar faaliyetinin 17. yüzyılda, biraz daha arttığı gözlemlenmiş, ve bu inşa faaliyetlerinin semtin nüfusunun artırdığını söyleyebiliriz. 1613 yılında mevcut su ihtiyacının halkın su ihtiyacını karşılayamadığı ve aynı yıl içinde I. Ahmed tarafından Tophane (Salıpazarı, Fındıklı, Kabataş) ve Beyoğlu semtlerine su getirtilmiştir. Daha ileri tarihlerde nüfus arttıkça şehre su dağılımı için daha kapsamlı çalışmalar yapılmıştır. Ayrıca Cengiz Orhon Fındıklı ile ilgili bu kitabında civarda o dönem mevcut yapılardan da bahsetmiş olup bunlar;  1636 tarihli günümüzde mevcut olmayan Silahtar Mustafa Paşa Çeşmesi, yine o dönemde mevcut olan fakat vesika ve arşivlerden tespit edilen 17.yüzyıl başlarında Fındıklı Deresi’nde Emir İmam mescidi civarında inşa edildiği anlaşılan Hacı Recep Mescidi, yine yüzyılın ilk yarısında Kazancı-başı Elhac Ali Ağa’nın Taksim’e çıkarken ismi ile anılan yokuşun başında inşa edilen cami ile şadırvanı, keza yeri tespit edilemeyen İbrahim Efendi’nin inşa ettirdiği Kadı Mescidi, 17.yüzyılın ikinci yarısında Fındıklı Deresi’nde İstanbul kadısı Abdullah Efendi tarafından yaptırılan ve yeri tespit edilemeyen Pişmaniye Mescidi, Fındıklı Deresi’nde günümüzde de mevcut olan Sofu Baba Türbesi-1690 (Mehmed Raif, Mir’at-ı İstanbul,c.II,s.344) sayılabilir.

Evliya Çelebi Seyahatname’sinde 17. yüzyıl Fındıklı semtini ifade ederken ” Fındıklı’da çarşı ve pazarlar azdır. Ekseri evler deryaya nazır, birbiri üzerine kat kat dizilmiştir… Sokaklar İstanbul, Eyüp, Kasımpaşa gibi serapa kaldırımlıdır. Şahrahları vasidir. Tophane’de ve Fındıklı kasabasında sekiz yüz dükkan vardır…. der. Ayrıca sahil kesiminde bahçeli yalıları tarif ederek anlatmıştır. (Evliya Çelebi, Seyahatname, c.1, s. 445- 446)

18. yüzyıla gelindiğinde Fındıklı kasabasında cami ve mescidlerin etrafında olan mahallelerin daha da genişlediği görülür. Bu dönemde yaşanan gelişmelerden biri III.Ahmet’in Dolmabahçe’de sahil yolunu kapattırarak Fındıklı-Beşiktaş yolunun arka taraftan geçirilmesidir. (http://ahmetsimsirgil.com)

Artan nüfusun su ihtiyacını karşılamak için çeşmeler inşa edildiği bilinmektedir. Daha önce bahsettiğimiz üzere Tophane, Fındıklı, Beyoğlu semtlerinde ki su tesisatı bölgede inşa edilen çeşmelerin dolayısıyla halkın ihtiyacını karşılayamaması nedeniyle yeterli gelmemiş ancak I. Mahmud döneminde Taksim sularının şehre dağılımı ile bu semtlerde birçok çeşmeler inşa etmek suretiyle halkın su ihtiyacı karşılanmıştır. Fındıklı civarında dönemin belli başlı yapıları 1732 tarihli Sadullah Efendi çeşmesi, Köprülü-zade Hafız Ahmed Paşa’nın Kazancı-başı Camii karşında inşa ettirdiği çeşmesi, 1756 tarihli Zevki Kadın Mektebi ve çeşmesi, 1761 Mustafa Ağa çeşmesi, 1787’de Sadrazam Koca Yusuf Paşa Fındıklı Molla Çelebi Caminin önünde sebil ve çeşme yaptırmıştır. 18.yüzyıl sonlarında Fındıklı sahili yalı, kayıkhaneler ve köşklerle kaplı idi. 1770′ de Salıpazarı ile Tophane arasında bulunan Çivici Limanı mevkinde çıkan yangın onbeş saat devam ederek Fındıklı’ya kadar olan sahili arsa haline getirmiştir.       (Şema’danizade Fındıklılı Süleyman, Müri’ü t-Tevarih, s.185)

1860, Fındıklı, Beşiktaş ve Ortaköy

Cengiz orhonlu ”Fındıklı Semti’nin Tarihi Hakkında Bir Araştırma” adlı kitabında 19. yüzyıl Fındıklı semti ile ilgili olarak Kabataş, Ayaspaşa, Cihangir ve Taksim semtlerinin birleştiği, halkın yararlanacağı kamu yapılarından çok yalı, konak, konut gibi hususi inşaların arttığı görülmüştür. 19. yüzyıl başlarında yazılmış Bostancı-başı Defterleri’nde Fındıklı sahilinde Salıpazarı’ından itibaren Kabataş’a kadar yalıların sıralandığı görülmektedir. Semt özellikle 19. yüzyıl sonları ile 20. yüzyıl başlarında devrin birçok önemli devlet adamlarının ve tanınmış kişilerin rağbet ettiği bir bölge olmuştur. Yine bu devirde Fındıklı deresindeki derenin çamurları temizlenmiş ve bazı kaldırımlar onarılmıştır. (H. Şehsuvaroğlu, 105 yıl önce Karaköy’den Ortaköy’e Seyahat, Akşam Gazetesi, 22 haziran 1919) 1869 yılında boğazın bu yakasında Fındıklı sahiline de uğrayan hayvan vasıtasıyla işletilen tramvay hattı tahsis edilmiş ve bu tramvay hattı 1911 yılında elektrikle çalışır hale getirilmiştir. (Osman Ergin, Mecelle-i Umur-ı Belediye, c.III, s.141,177)

Şehrin yönetimi ve düzenlenmesi için 1855’te kurulan Şehremaneti 1857’de on dört  daireye ayrılmış olup Pera, Galata ve Tophane’yi kapsayan bölge altıncı daireye bağlanmıştır. Fakat 1877’ye gelindiğinde pilot bölge olarak seçilen altıncı daire belediye dairelerinin yirmiye bölünmesi ile önemini yitirir. Bunun sonucunda Fındıklı ve Kabataş semtleri 12. Daire olarak düzenlenmiştir ancak kısa bir süre sonra daire sayısı ona düşürülmüştür.

  1. yüzyıl başlarında Beyoğlu yerleşmesi kıyı boyunca Kağıthane’den Beşiktaş’a, Galata’dan Şişli’ye kadar yayılmıştır.

Cumhuriyet ile beraber imar faaliyetleri hız kazanmış hazırlanan imar planları doğrultusunda şehir düzenlemeye başlanmış ve şehrin tarihsel dokusuna zarar verilmiştir. 1957-58 yıllarına gelindiğinde Fındıklı Molla Çelebi Camii önünde yapılan yol genişletme çalışmaları neticesinde güzergah boyunca birçok anıtsal eser yok olmuştur.

Jacques Pervititch Sigorta Haritalarında İstanbul 1926 – Fındıklı semti

Molla Çelebi Camii, Alman Mavileri 1913-1914, İstanbul Haritaları Cilt II Pafta:F11/3,– Fındıklı

Molla Çelebi Camii Tarihçesi

Fındıklı Molla Çelebi Camii, günümüzde mevcut olmayan, hamamı ve sıbyan mektebi ile birlikte küçük bir külliye oluşturmaktaydı. Ayvansarayi Hüseyin Efendi’ye ait Hadikatu’l Cevami’de cami ve vaktiyle var olan külliyeden şu şekilde bahsedilir: “Banisi Molla Çelebi’dir… Cami’-i mezbur derya kenarında vaki’dir ve mahfil-i humayun ve levazımat-ı sa’iresi mevcud olub, karibinde mekteb ve hammam dahi bunun vakfındandır…” Bu nedenle caminin tarihsel süreci açıklanırken diğer yapılarla birlikte ele alınmıştır.

Vakfiyesine göre; Ayrıca hac yolcularının konaklaması için bir bina ve darülhadis olarak işlev görecek bir medresenin de gelecekte yapılmasının planlandığı belirtilse de bu gerçekleşememişti. Tarihçi Ayvansarayi Hüseyin Efendi, caminin vakfına dahil olduğunu söylediği civardaki mektep ise vakfiyede zikredilmemiştir. (Mimar Sinan’ın İstanbul’u, Turing, S,243)

Fındıklı Camii olarak da anılan bu yapının inşa kitabesi olmaması ile birlikte, Mehmed Vusuli tarafından caminin hemen yanı başında inşa ettirilmiş olan hamamla aşağı yukarı aynı yıllara tarihlendirilmektedir. Dolayısıyla geçmişte mevcut olan hamamın 1561-62 tarihli kitabesine göre caminin de bu yıllarda yapıldığı kabul edilir. Sai Mustafa Çelebi Tezkiretül Ebniye’de camii ve hamamın Mimar Sinan eseri olduğunu ifade eder ki bu yapılar kitabının bir diğer yazması Tezkiretü’l-Bünyan olup Sinan’ın kendi ağzından anıları arkadaşı Sai Mustafa Çelebi tarafından otobiyografik metinler olarak kaleme alınmıştır.

1890, Molla Çelebi Camii ve çevresi

Fakat bu tarihlendirme sırasında da farklı görüşler ortaya çıkmıştır. Hamamın kitabesi, Ayvansarayi’ye göre 1571, (Ayvansarayi, Hadikatü’l Cevami, s.484) Tahsin Öz’e göre 1589, (Tahsin Öz, İstanbul Camileri, C. II, s.24.) Aptullah Kuran’a göre 1565-66 (Aptullah Kuran, Mimar Sinan, s.113.) İ.Hakkı Konyalı’ya göre 1561 ve ebced hesabına göre 1581 tarihini vermektedir. (İ. Hakkı Konyalı, Mimar Koca Sinan’ın Eserleri, s.180.) Ankara’da Vakıflar Genel Müdürlüğü’nde bulunan (nr. 624) 992 (1584) tarihli vakfiyesiyle eserleri hakkında bilgi veren tezkirelerdeki kayıtlardan anlaşıldığına göre cami ve hamam Mimar Sinan tarafından inşa edilmiştir. (Arzu İyanlar, “Molla Çelebi Külliyesi”, İslam Ansiklopedisi, C. 30, s.243.)

Hamam kitabesinin kaynaklardaki metninde yer alan bir kelimenin farklı imlasından (hamamın-hamamını) dolayı ebced hesabı ile ayrı tarihler çıkarılsa da, “Görenler ol makam-ı dil- küşanın dedi tarihin 1 Leb-i deryada seyran eyle hammamını monlanın” beyti 969 (1561-62) yılını vermektedir. Cami de bu tarihte veya hemen sonra tamamlanmış olmalıdır. (Arzu İyanlar, “Molla Çelebi Külliyesi”, İslam Ansiklopedisi, C. 30, s.243.)

Cengiz Orhonlu’nun belirttiğine göre, “Fındıklı Camii’ne, Hubbe Ayşe Kadın ile Elhac Süleyman Efendi adlı bir zat tarafından bazı vakıflarda bulunulmuştur. Bazı vesikalardan anlaşıldığına göre, bu camide Sadreddinzade Ruhullah Efendi’nin, Güğümbaşı Mehmed Efendi’nin, Sadrıesbak Kemankeş Kara Mustafa Paşa ve Saluha Hatun gibi zevatın evkafı bulunmaktadır. Cami evkafının çoğaltılmasına hizmet eden kimseler arasında, 1161 (1748) yılında camiye müstakil vakıf tayin edilmiş olan Çelebizade Asım Efendi de vardı. (Cengiz Orhonlu, Fındıklı Semtinin Tarihi, s.62.) Külliyeye gelir getirmesi için baniye ait yazlık-kışlık iki saray ve hamama bitişik dükkanlar inşa edilmişti. (Mimar Sinan’ın İstanbul’u, Turing, S,243)

Evliya Çelebi de Seyahatname’sinde Molla Çelebi Camii’nden ”Deniz kenarında, Fındıklı Kasabası’nda tek minareli, büyük kubbeli ve geniş avlulu bir camidir” diye bahseder. (Evliya Çelebi, Seyahatname, c.1, s.412)

Molla Çelebi Camii, 1965

Molla Çelebi Camii, 1890 yıllı

Caminin Banisinin asıl adı Mehmed olup, şiirde kullandığı “Vusuli” mahlasından dolayı Mehmed Vusuli, çoğu zamanda II.Selim’in musahibesi ve devrinin ünlü hanım şairlerinden Hubba Ayşe Hatun’un damadı olduğundan  “Hubba Mollası” veya ” Molla Çelebi” olarak bilinir. III. Murad’ın kapıcıbaşılarından Abdullah Ağa’nın oğlu olup 1524 yılında doğmuştur. İlmiyeden yetişen, çeşitli medreselerde müderrislik, bazı yerlerde kadılık, özellikle dört defa İstanbul kadılığı yapan Molla Çelebi 1568’de Anadolu kazaskeri olmuş ve 1590 yılında ölmüştür. Mehmed Vusuli Efendi’nin kabri caminin batısında bulunan küçük hazirede değil de, kayınvalidesi Hubbi Hatun’un Eyüp’teki türbesinin yanında, Debbağhaneler (Tabakhaneler) mevkiinde kendi yaptırdığı tekkenin haziresinde, yanlışlıkla şair Fitnat Hanım’a atfedilen türbede olduğu anlaşılmaktadır. Fitnat Hanım’ın kabri Eyüp Sultan Türbesi haziresinde yer almaktadır.

Sekiz yüzlü olan türbe kesme taştan inşa edilmiştir. tek kubbelidir. kitabesi yoktur. içinde birisi büyük, ikisi vasat ve diğeri daha küçük olan dört ahşap sanduka yer almaktadır. bu sandukalardan biri Mehmet Vusuli Efendi’ye diğerleri ise, oğlu Şemsettin Efendi (1615), Şemsettin Efendi’nin oğlu Mehmet Efendi  (haz. 1650), Mehmet Efendi’nin oğlu Mustafa Efendi’ye (1694) aittir. Türbe’nin sağ tarafında Vusuli Efendi’nin  Hubbi Hatun’un türbesi yer almaktadır. Ayrıca türbe haziresinde bulunan bazı kabirler şöyledir: (1583) Pir Mehmet Emin Efendi ,  (1719) Şeyh Selim Efendi , (1719) Şeyh İbrahim Efendi, (1730) Eş-Şeyh Mahmut Efendi, (1730) Eş-Şeyh Mehmet Efendi El-Kadiri”   (Mehmet Nermi Haskan, Eyüp Sultan Tarihi, s187, Eyüp Sultan Vakfı Yayınları, istanbul, 1996)

Hubbi Hatun Türbesi, Eyüp, 2015

1879 tarihli Devlet Salnamesi’nden ve Süleymaniye Kütüphanesi’nde Molla Çelebi Kütüphanesi fihristindeki bilgilerden anlaşıldığına göre çeşitli kişiler tarafından vakfedilen kitaplarla cami içerisinde geçmişte bir kütüphane kurulmuştur. 144 adet kitabın bulunduğu kütüphaneye ait fihristte yer alan bir notta Fındıklı Camii içinde Reisülküttab Abdullahzade’nin, Molla Mehmed Çelebi Efendi’nin ve Şeyhülislam Hamid Efendi gibi zevatın vakfettiği kitapların Kılıç Ali Paşa Medresesi içindeki kütüphaneden Süleymaniye Kütüphanesi’ne nakledildiği belirtilmektedir (Cengiz Orhonlu. Fındıklı Semtinin Tarihi s. 68). Molla Çelebi Camii’nde mevcut kitapların ne zaman Kılıç Ali Paşa Medresesi’ne taşındığı ise bilinmemektedir.

Caminin günümüzde mevcut olmayan hamamına gelince eskiden İstanbul’un en işlek çifte hamamlarından biri olan yapının soyunmalık bölümleri kagir duvarlı ve sakıflı, sıcaklık bölümleri ise üç eyvan şeması­na sahipti. Planı itibariyle Ayasofya’nın karşısındaki Haseki Hamamı’na benzeyen yapının yıkımından kısa bir süre önce sıcaklıkları birleştirilmiş, erkekler kısmının helaları ile kadınlar kısmının soyunmalığı ortadan kaldırılmış ve tek hamama dönüştürülerek klasik hüviyetini yitirmişti. (İstanbul Mimarisi İçin Kaynak, s. 391; İstanbul Hamamları, s. 142)

1956 öncesi, Molla Çelebi Camii ve günümüzde mevcut olmayan Molla Çelebi Hamamı

 1957’deki yıkımdan günümüze kadar gelebilen iki parça kitabenin sağ bölümü, Çarşıkapı da İstanbul Fetih Cemiyeti tarafından kullanılan Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Külliyesi’nin medresesi avlusundadır.

Yüksel Yoldaş Demircanlı ve Mehmet Nermi Haskan sol parçasının Topkapı Sarayı Müzesi’nde olduğunu bildirmişlerse de (İstanbul Mimarisi İçin Kaynak, s. 391; İstanbul Hamamları, s. 142) bu parça müzede bulunamamış­tır. Hamamın üç mermer kurnası halen İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nin şeref salonunda yer almaktadır. Hüseyin Ayvansarayi ve Davutpaşalı Mehmed Raif külliyede bir de sıbyan rnektebinin varlığından bahsetmişlerdi. Bu hamamın cadde üzerindeki soyunma yeri, XVIII. yüzyıl sonları ve XIX. yüzyıl başlarının sivil mimarisine uygun bir konak cephesi karakterine sahipti. (Arzu İyanlar, “Molla Çelebi Külliyesi”,Tdv, C. 30, s.243.)

Fındıklı Kebir (Molla Çelebi) Hamamı planı (1581) Sönmez, Z., Sözen, M., 1982, “Mimar Sinan ve Osmanlı Mimarisinin Klasik Çağı”, Anadolu Uygarlıkları Ansiklopedisi, Görsel Yayınları, İstanbul

Fındıklı Kebir Hamam, (Molla Çelebi) 1956 öncesi – Alman Arkeoloji Enstitüsü

Caminin batı cephesine bitişik küçük dikdörtgen haziresi, İskele sokağına bakan duvarla deniz tarafındaki kitabelerinden anlaşıldığına göre batı ve güney yönlerinden 1132’de (1720) ruznamçe-i evvel Hüseyin Paşazade Hacı Mehmed Bey tarafından inşa ettirilen parmaklıklı bir duvarla sınırlandırılmıştır. (Cengiz Orhonlu. Fındıklı Semtinin Tarihi s. 68).  Batı yönünde altı küçük dikdörtgen ve bir sivri kemerli açıklık mevcuttur. Burası iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm, sivri kemerli pencereden yapının dış duvarına atılan, yarıya kadar demir şebeke ile kapatılmış diğer sivri bir kemerle son bulmaktadır. Kare planlı ikinci bölüm kuzeyde bir kemer, batıda iki pencere ve doğuda bir pencere ile toplam dört açıklığa sahiptir.

Hazire, Batı cephesinden görünüm, 1970

Hazire, Batı cephesinden görünüm, 2017

Batı tarafındaki ve deniz tarafındaki kitabeler, 2017

Hazirede günümüze ulaşabilen on dokuz mezar vardır. Halen mevcut en eski mezar 1121 (1709) tarihli olup Şeyhülislam Sadreddinzade Sadık Mehmed Efendi’ye aittir. Bazı kayıtlara göre XVI. yüzyıldan itibaren haziredeki en eski defin, 958’de (1551) vefat ederek buraya gömülen Emir Hüseyin Çelebi’yle ilgili ise de mezar taşı kaybolmuştur. (Arzu İyanlar, “Molla Çelebi Külliyesi”,Tdv, C. 30, s.244.)

Hazirenin kuşbakışı görünümü, 1970

Hazirenin batı cephesi, 1.kitabe , 2016

Hazirenin batı cephesinde, sokağa bakan duvarında şu kitabe yazılmıştır:

Muhammed bey efendi ibn-il-haç Hüseyin paşa

Göçüp bu dehri dundan kıldı azmi alemi bala

Hemişe bişe evrad ile ezkar idi ol zate

Şeb-ü ruz eyledi tahsili zadi alemi ukba

            Kiraren haç ile tamiri Beyte itdi çok hizmet

            Şefi ola ana ruzi cezada Kabeyi ülya

           Eğerçi canibi devletten olmuşdu ana memur

           Bicay averdei hizmet olub sa’y eyledi Hakka,

Tehidestane in’am etmeği murad edinmişdi,

Tasadduk itmede ihmal-ü imsak itmedi asla

Nice def’a olub ruznamçei evvel yine ahir,

Kapandı defteri amali itti zimmetin ibra

Ser amed olmuş iken hacegani devlet içinde

Kodu balin haşt-i lahde ser-i kabri idüb me’va

Olub tay gerdei desti ecel ruznamçe-i ömrü

Salah üzre murur etmişdi evkati bu alemde

İde ukbade bari cayigahin cenneti ala

Gelüb bir daiyi İhlas-bişe didi tarihin

Muhammed Beyefendi eyleye rahmet sana Mevla.1132

(İ. Hakkı Konyalı, Mimar Koca Sinan’ın Eserleri, s.182.)

Hazirenin denize bakan güneybatı cephesi, 2. kitabe, 2016

Yegâne hâce-i  rûz-name-i evvel ol Muhammed Bey

Bekaya intikal etdi aleyhürrahmetü’l- Bâri

Adimü’l- mesel idi kendüye mahsus idi merhûmun

Gerek evzâ’ u etvârı gerek reftâr u güftârı

                   Olup kırk elli yıl pirâye-bahş-i mesned-i ikbâl

                  Sudûr-ı devlete hemvâre sevk-i hayr idi kârı

                  Haridar-ı -ı metâ’-ı devlet-i dehr idi zâhirde

                  …. itibar etmezdi amma zerre mikdârı

Ubeydullah-ı ahrâra müdâni idi iclâli

Sülûk ehlinden efzun idi evrâd ile ezkârı

Hulûs-ı kalb ü hüsn-i hâline besdür bu şâhid kim

Olub me’mur bâ- hükm-i Hümayun-ı cihândârî

                    Mücavir oldu beş yıl Mekke’de bu eyledi ma’mur

                   Harab olmuş iken mecra-yı âb-ı rahmet-âsârı

                   Ale’t- tahsis ahâli-harem yâd eyleyüb hayrın

                  İderler dergeh-i Hakk’a duâ yalvarı yalvarı

Hüdâ sa’yin ide unvân menşur-i müberrâtı

Bu hayr-ı bi-bedel oldukça rûz-ı haşre dek cârî

Didiler Tâibâ tarih-i fevtin gûş idüb herkes

İde cennet Muhammed Bey Efendi menzilin Bâri

                                        Fi Sene 1132 (1719-1720)  

 RUZ-NAMÇE-İ EVVEL MERHUM EL-HAC MUHAMMED BEY RUHUNA EL- FATİHA

Sene 1132

Hazire / A
El- fatiha Yine evlâd-ı ibn-i Sadreddin’den
düşüb hâke o mahdum-ı kiramı
dua idüb didim tarih-i fevtin
Kerimâ Adn ola feth-i makamı
El fatiha 1133 (1720)

Hazire/ C
Hüseyin Paşazade Ruz-namçe-i evvel merhum El-Hac Muhammed Bey Efendi ruhuna el-fatiha
Sene: 1132 (1719-1720)

Hazire/ D
Hüve’l- Hayyü’l- bâki
Molla Çelebi Cami-i şerifi imamı merhum ve mağfur el- muhtac ilâ rahmeti Rabbihi’l- Gafur el- hâc Hafız Ahmed Efendi’nin ruhiyçün el- fatiha
Sene: Fi 15 Safer 1253 (15 Kasım 1788)

Hazire/ E
Hüve’l-baki
Âl-i Sadreddinden sâbıkan Mekke-i Mükerreme kadısı Mektûbîzâde merhum ve mağfur Muhammed Sadeddin Efendi ruhiyçün el-fatiha
Sene: Fi 15 Şaban 1187 (1773-1774)

Hazire/ J
Hüve’l- bâki
Âl-i Sadreddin’den ve müderrisin-i kiramdan Es-Seyyid Muhammed Kemal Efendi? ibnü’l- merhum Mektûbîzâde Muhammed Sadeddin Efendi ruhiyçün el-fatiha

Hazire/ K
Âl-i Sadreddin’den merhum u mağfur Es-Seyyid Muhammed Tahir Monla İbnü’s- Seyyid Atâullah Efendi ruhlarına el- fatiha 1197 (1782)

Hazire / L
Hüve’l- bâki Âl-i Sadreddin’den ve müderrisin-i kiramdan Es-Seyyid Muhammed Atâullah Efendi ibnü’l-merhum Mektûbîzade Muhammed Sadeddin Efendi ruhiyçün el-fatiha
Sene: B (Receb)1193 (1779)

Hazire / N
Hüve’l- Hallâku’l- bâki
Anadolu Kazaskerliği payesiyle sabıkan İstanbul kadısı olan Sadreddinzade merhum Mektûbî el-Hac Abdurrahman Efendi ruhuna el-fatiha
Sene: Fi 12 Rebiülevvel 1160 (24 Mart 1747)

Hazire/ O
Hüve’l- hayyü’l-lezi lâ-yemut
Sabıkan Medine-i Amid kadısı Sadreddinzâde merhum Muhammed Nurullah Efendi ibnü’l- merhum Mektûbî Abdurrahman Efendi ruhiyçün lillâhil fatiha
1180 (1767)

Hazire/ P
Sadreddinzâde merhum Abdülhayy Efendi el-ruhuna fatiha 1122 (1710)

Restorasyon sonrası hazire taşları, 2017

Molla Çelebi Camii Onarım Tarihçesi

Caminin inşa tarihi ile ilgili olarak birbirine yakın farklı tarihler farklı kaynaklarda verilse de Hamam kitabesinin 1561-1562 yazılı tarihi ile caminin aynı tarihte inşa edilmiş olduğu en fazla kabul gören görüştür. Molla Çelebi Camii ilk olarak bir külliyenin parçası olarak inşa edilmiştir. Ancak bu külliyeden günümüze sadece cami ulaşabilmiştir.

Molla Çelebi Camisi günümüze dek gelen tarihsel süreç içerisinde pek çok yangın ve deprem atlatmış.  Zaman içinde cami, depremlerden ve yangınlardan hasar görmüş, olmasına rağmen günümüze ilk planına uygun olarak gelebilmiştir.

Osmanlı Dönemi Onarımları

1723 ve 1724 tarihlerinde (Lale Devri) çıkan yangınlar sonucunda cami harap olmuş. Mustafa Cezar, 10 Ekim 1723 gecesi Fındıklı’da caminin civarında çıkan bir yangın sonucunda epeyce ev ve dükkânın yandığını aktarıyor. 6 Kasım 1724 gecesi caminin yakınında çıkan yangında ise bir miktar ev ve dükkân kömür haline gelirken Fındıklı Hamamı’nın da camekânının yandığını belirtiyor.

1770 yılına gelindiğinde ise, Salıpazarı ve Tophane arasında bulunan Çivici Limanı mevkinde çıkan yangın 15 saat devam ederek Fındıklı’ya kadar olan sahili arsa haline getirmiştir. (Cengiz Orhonlu, Fındıklı tarihi, Tarih Dergisi, s.60)

Camii önünde ki Koca Yusuf Paşa Çeşme ve Sebili (1786 -87)

Koca Yusuf Paşa (1730 – 1800), Osmanlı Devleti hizmetinde I. Abdülhamid ve III. Selim saltanatları sırasında 25 Ocak 1786 – 28 Mayıs 1789 ve 12 Şubat 1791 – 4 Mayıs 1792 dönemlerinde iki kez sadrazamlık yapmış Gürcü asıllı bir devlet adamıdır

(https://tr.wikipedia.org/wiki/Koca_Yusuf Paşa)  Dönemin sadrazamı Koca Yusuf Paşa tarafından 1787 yılında caminin hemen önüne çeşme ve sebil inşa ettirilmiştir. Taksim Maksemi’ nden Fındıklı’ da ki sebil ve çeşme için 3 masura su tahsis edilmiştir.(Cengiz Orhonlu, Fındıklı Tarihi, Tarih Dergisi, s.56)

Evvelce Fındıklı Molla Çelebi Camii önünde iken 1956’da Kabataş’a taşınan Koca Yusuf Paşa sebil ve çeşmeleriyle (1201/1786-87) barok üsluplu çeşmelerin zengin bir örneğidir. (Çeşme, Tdv, s.284) Pembe mermer oymaları ve kurşun kubbeli çatısı ile güzel bir eser olan bu çeşme, klasik caminin alnına, revakların tam önüne kondurulmuştur.( Çelik Gülersoy, “Fındıklı”, Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi, C.3, s.310.)

1786 -87, Koca Yusuf Paşa Sebili

Halid Eraktan İstanbul Ansiklopedisi’ndeki Fındıklı Cami başlıklı yazısında; 1822 yılında çıkan büyük yangın sonrasında harim bölümünün aslına uygun olarak onarıldığını ancak son cemaat yerinin ahşap direkli bir sundurmaya dönüştürüldüğünü, hünkar mahfilinin genişletildiğini belirtmektedir.  Cengiz Orhonlu ise Fındıklı başlıklı yazısında 1822 yılındaki Tophane yangınından sonra tamir edilirken hünkar mahfili ilave edildiğinden bahsetmektedir.

Son cemaat mahalinin ahşap sundurması ve güneydoğu köşede hünkar mahfili, 1870-1890 G.Berggren

1913-1914 yılına ait Alman Mavileri adlı kitabın haritasında bahsedilen hünkâr mahfili gösterilmiştir. Ayrıca hünkâr mahfili ayaklar üstünde taşınan çıkmasıyla 19. yüzyıl fotoğraflarında görülmektedir. Ancak 1926 yılına ait Jacques Pervititch Sigorta Haritalarında hünkâr mahfili bulunmamaktadır.

Alman Mavileri 1913-1914 Birinci Dünya Savaşı öncesi İstanbul Haritaları Cilt II Pafta:F11/3,

Caminin hünkar mahfili

Jacques Pervititch Sigorta Haritalarında İstanbul 1926, s.105, Hünkar Mahfili kaldırılmış.

Mustafa Cezar, da 1 Mart 1823 günü Cihangir’deki Firuzağa Camisi yakınında bir evden çıkan yangının, bir koldan Fındıklı Hamamı’na kadar uzandığını yazıyor. Hem bu yangında, hem de 1834 yılında çıkan yangında cami ve hamam tahrip oluyor ve yeniden onarıldığını ifade ediyor.

Fındıklı Kebir Hamamı, 1956 öncesi

Başbakanlık’a bağlı Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı’ndan edinilen belgelere göre cami 1822, 1862, 1870, 1884, 1894, 1901 yıllarında onarılmıştır.

1913-1914 yılına ait Alman Mavileri ve 1926 yılına ait Jacques Pervititch Sigorta Haritalarında cami avlusunun batısında hazirenin devamında mekânlar sıralanmaktadır. Hazire ile müştemilat olduğu tahmin edilen bu yapı dizisinin arasından bir kapı ile günümüzde parka dahil edilmiş Fındıklı Sokak’tan camii bahçesine bir giriş daha verilmiştir.

1926 Jacques Pervititch Sigorta Haritalarında caminin müştemilatları

Cumhuriyet Dönemi Onarımları

24 Eylül 1956 tarihinde başlayan imar çalışmaları şehrin kimliğinde ve dokusunda büyük ölçüde değişikliğe yol açmıştır.  Molla Çelebi Camii’nin hemen önünde yer alan parsel istimlak edilerek yol genişletilmiştir. Yapının Fındıklı Kebir Hamamı olarak anılan vakfiyesi de bu dönemde yıkılarak istimlak edilmiştir.

Fındıklı’daki depo ve dükkânların caddeye uzanan kısımları temizlenerek, Tekel Genel Müdürlüğü’nün alt katı geçit şekline getirilmiş; çay atölyelerinin bahçeleri yola katılmış; böylece Dolmabahçe’ye kadar sahil tarafı açılmıştır. (http://www.mimarlikdergisi.com)

Molla Çelebi Camisi son cemaat mahalinin revaklarının hemen önünde yer alan (1787) Koca Yusuf Paşa, barok tarzı sebil ve çeşmesi. 1957-58 yol genişletilmesinde buradan sökülerek, Kabataş Setüstü’ne taşınmıştır. 

1956-58 yol genişletme çalışmaları, meclis-i mebusan caddesi

1956-58 yıllarında istimlak çalışması yapılan meclis-i mebusan caddesi 19 yüzyıl sonları,

1970 li yıllar, genişletilen meclis-i mebusan caddesi

1956 öncesi, Fındıklı Kebir Hamamı,

Fındıklı molla çelebi camii ve 1956-1958 yılları yol genişletme sırasında yıkılan çifte hamam

19 y.y ikinci yarısı

Son olarak 1822 yılındaki onarımda yenilenen son cemaat sundurması 1958’deki Vakıflar İdaresi’nin yaptırdığı esaslı onarımda iptal edilmiş, caminin inşa edildiği dönemin klasik üslubuna uygun, kubbeli bir son cemaat yeri revağı yapılmış, aynı şey özgün olmayan süsleme öğeleri ve birtakım ekler içinde gerçekleştirilmiştir.

1890 yılı son cemaat sundurması

1958 yılında klasik dönemi yansıtan beton donatılı son cemaat kubbeleri

1957-58 son cemaat mahalli restorasyonu

1957-58 molla çelebi camii restorasyonu

1957-58 molla çelebi camii restorasyonu

1957-58 molla çelebi camii restorasyonu

Caminin önüne 1787’de ünlü Sadrazam Koca Yusuf Paşa, Türk baroğunun en güzel eserlerinden olan bir çeşme yaptırmıştır. Pembe mermer oymaları ve kurşun kubbeli çatısı ile güzel bir eser olan bu çeşme, klasik caminin alnına, revakların tam önüne kondurulmuştur. Bu sebilin aslında Camiin son cemaat yeri bitişiğinde değil daha başka bir yerde iken Sultan Abdülaziz Dönemi’ndeki ana cadde düzenlemesi sırasında buraya taşındığı ileri sürülebilir.

1957-1958 yol genişletilmesinde buradan sökülmüş ve bugünkü yerine, Kabataş set üstüne monte edilmiştir.

koca yusuf paşa sebili ve çeşmesi, 1956 öncesi

Kabataş Setüstüne taşınan koca yusuf paşa sebili ve çeşmesi, 2014 ( foto:Mustafa Cambaz)

1997 yılında caminin son cemaat yerinde çıkan yangında ana giriş kapısı kısmen yanmak, kavrulmak etrafı islenmek ve ıslanmak suretiyle zarar görmüştür. 2001 yılında Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından minare külahını taşıyan seren direğinin yola doğru sapmış olduğu tespit edilmiştir. Bunun sonucunda petek taşlarında yarılmalar meydana geldiği, şerefe korkuluğunu oluşturan taşların malzeme karakteristiğini kaybettiği, şerefe döşemesi altında 1.50 m mesafedeki gövde taşlarında yarılma ve çatlamalar olduğu; 1999 Marmara depreminde çatlak ve yarılmaların daha da arttığı belirtilmiştir. Bu nedenle minarenin şerefe döşemesi 1.5 m altına kadar sökülmüş, sökülen kısım mevcut malzeme ve özgün yapım tekniğinde yeniden yapılmıştır. (İstanbul II Numaralı KTVKK Arşivi) 2006 yılında son cemaat yerinde döşeme kaplamalarının yerine granit levha döşenmiştir, girişe mermer eşik konularak yükseltilmiştir.

Zeytinburnu Merkez Efendi Hamamı Restorasyonu

YAPININ KONUMU

Zeytinburnu İlçesi, Merkez Efendi Mahallesi;  2932 Ada 17 Parselde yer alan Merkez Efendi Hamamı, İstanbul kara surlarının bugün “Mevlanakapı” , “Mevlevihane Kapısı” veya eski ismiyle “Yeni Kapı” adı verilen kapısı karşısında yer alan Merkezefendi Külliyesi’nin bir parçası olarak inşa edilmiştir. Hamam, Merkez Efendi Caddesi ile Mevlevihane Caddesi’nin kesiştiği köşede yer almaktadır.

Hava Fotoğrafında Yapının Konumu
Hava Fotoğrafında Yapının Konumu

YAPININ TARİHÇESİ

Külliye, Mimar Sinan tarafından yapılmıştır. Mimar Sinan’ın eserlerinin listelendiği Adsız Risale, Tuhfetül Mimarin’de ve son olarak Tezkiret-ül Ebniye’de “Yenikapu Haricinde Merkez Efendi Hamamı* şeklinde adı geçen Hamam, Merkez Efendi Vakfındandır. Kanuni’nin kız kardeşi Şah Sultan tarafından 1552-1572 tarihleri arasında külliye ile birlikte yaptırıldığı düşünülmektedir. Merkez Efendi Hamamı için, 959/1551 tarihli vakfiyede “… Yeni kapu dimekle ma’ruf kapının haricinde vakii olup… çifte hamam dimekle ma’ruf hamamı… şeklinde geçtiğini Dr. Aydın yüksel “Kanuni Devri Osmanlı Mimarisi” adlı eserinde belirtmektedir.

PROJE ÇALIŞMALARI

Rölöve

Yapının uygulamasının yapılması için öncelikle mevcut durumun tespiti gerekmektedir. Merkez Efendi Hamamı içinde restorasyon ilkeleri dikkate alınarak rölöve, mevcut durum tespiti, restitüsyon ve restorasyon projeleri hazırlanmıştır.

Yapının mevcut durumu incelendiğinde;

Plan Özelliği

Eyvanlı (Haçvari) Hamam Planı Şeması
Eyvanlı (Haçvari) Hamam Planı Şeması

Merkezefendi Hamamı planlama tanımlaması Erkekler ve Kadınlar kısımları için ayrı olarak yapılacaktır. Hamam üç taraftan binalarla çevrilmiştir. Kadınlar kısmı, Merkezefendi Caddesi’nden girilen soyunmalık kısmı ve ona bağlı sıcaklık kısmından oluşmuştur. Sıcaklık kısmından traşlık ve helaya geçiş bulunmaktadır. Erkekler kısmının girişi de Merkez Efendi Caddesi’ndendir. Ahşap soyunmalık kısmından ılıklık bölümüne geçilir ve ardından haçvari planla inşa edilmiş, ortalarda eyvanları ve köşelerde halvet hücrelerinin yer aldığı bir düzende inşa edilen sıcaklığa ulaşılır. Erkekler sıcaklık kısmının duvarına bitişik olarak soğuk su deposu ve sıcak su deposu yerleştirilmiştir. Sıcak su deposuna bakan tarafta külhan ve odun deposu yer almaktadır. Hamamın sıcak su deposu üstüne bir gecekondu bulunmaktadır.

 

Erkekler Soyunmalık Bölümü

Soyunmalık kısmının girişi Merkez Efendi Caddesi üzerindendir. Hamama bir giriş avlusundan ulaşılmaktadır. Hamam girişinin sol tarafında niteliksiz yeni yapılar yer almaktadır.

Z26 (Çay Ocağı)

Avluya girince sağda sonradan inşa edilen Z26 çay ocağı bulunmaktadır. Girişte solda yer alan köfteci tarafından kullanılmaktadır. Çatısı ondüline ile kaplı olan mekânın zemini seramiktir.

Z15 (Depo)

Giriş kapısının sağında yer alan deponun girişi hamamın içinden soyunmalık bölümündendir. Giriş avlusuna bakan bir penceresi bulunmaktadır.

Z01 (Soğukluk, Soyunmalık)

Yoldan ulaşılan soyunmalık kısmı ahşap karkas taşıyıcılı, bağdadi sıvalı geleneksel yapım tekniğiyle inşa edilmiştir. Soyunmalık girişinde demirden bir kapı ve onun üstünde basit tenekecilik işi bir sundurma saçak yer almaktadır. Giriş avlusundan basamaklarla soyunmalık zeminine ulaşılmaktadır.  Soyunmalık zemini ile giriş avlusu arasında 48 cm kot farkı bulunmaktadır. Soyunmalık kısmının zemin kaplamaları karo mozaikle değiştirilmiştir. Geleneksel hamamlarda soyunma kısmı ortasında yer alan mermer süs havuzu yerini teneke bir sobaya bırakmıştır. Soyunma bölümünün ortasında yer alan aydınlık feneri ondülin levha ile kaplanmıştır. Solda kasa görevini gören bir tezgâh ile üst kata çıkan merdiven bulunmaktadır. Merdiven önünde dinlenmek için oturma kısmı yer almaktadır. Soyunma kabinlerinin bulunduğu kısımda yer alan sekinin malzemesi de karo mozaikle değişmiş, ahşap soyunma kabinleri yapılmıştır. İçeriden lambriler ile 120 cm yüksekliğe kadar kaplanmıştır. Z2’den Z13’e kadar yer alan soyunma kabinleri içerisinde dinlenme yatağı ve askılarıyla bir örnek olarak yapılmıştır. Giriş kapısının hemen önünde ahşaptan temiz havlu tezgâhı bulunmaktadır. Ilıklık kısmına geçişin yan tarafında mermerden bir çamaşır tezgâhı vardır. Hamamda kullanılan havlu ve peştamalların yıkanması için bu bölüm kullanılmaktadır.

Erkekler Kısmı Avlu Bölümünden Soğuklukların Görünüşü
Erkekler Kısmı Avlu Bölümünden Soğuklukların Görünüşü

Erkekler Kısmı Soğukluk Bölümü Cephe Görünüşü
Erkekler Kısmı Soğukluk Bölümü Cephe Görünüşü

Erkekler Bölümü Soğukluk İç Bölümü
Erkekler Bölümü Soğukluk İç Bölümü

Erkekler Soğukluk Kısmı Locaları
Erkekler Soğukluk Kısmı Locaları

Z14 (Mutfak)

Girişte sağ tarafta yer alan mutfak bölümünün zemini karo mozaiktendir. Yemek pişirme bölümü ve bulaşık için eviyesi bulunmaktadır. 77 cm genişliğinde 47 cm derinliğinde ocak nişi olması muhtemel bir niş bulunmaktadır. Z14’ten Z15 Depo’ya geçen bir kapı bulunmaktadır.

G01 (Galeri Katı)

Hamamın Galeri katında da soyunma kabinleri yer almaktadır. Dört büyük ayak ve duvarların taşıdığı galeri katı ahşap korkuluklarla üç yönden soyunmalık kısmını sarmaktadır. Ilıklık kısmı duvarında yer alan bölme (G02) depo olarak kullanılmaktadır. Duvarları bağdadi sıva ile kaplanmış galeri katında zemin ahşap taşıyıcı üzerine rabıta tahta kaplanarak düzenlenmiştir.

Erkekler Bölümü Soğukluk Galeri Katı
Erkekler Bölümü Soğukluk Galeri Katı

Ilıklık Kısmı

Soyunmalık kısmından Ilıklık kısmına geçişte içerinin buharlı havasının geçişini önlemek için yapılmış davlumbaz şeklinde bir baca yer almaktadır. İki bölümden oluşan ılıklık üzeri iki adet tekne tonozla örtülmüştür. Ilıklık içinden ulaşılan hela kısmının çatısı ise beşik tonoz ile örtülmüştür.

Z17 (Ilıklık Holü)

Sıcaklık kısmı ile soğukluk arasındaki geçişte yer alan hol kısmından diğer ılıklık bölümleri olan traşlık kısımlarına geçiş olmaktadır. Ilıklık zemini Marmara mermeri ile kaplanmıştır. Duvarda eşya koymak için yapılmış bir niş yer almaktadır.

Z16 (Traşlık-Keselik)

Sıcaklık yönünde solda yer alan hacimde iki adet kurna vardır. Kurnalar 60 cm genişliğinde yerden 18 cm yüksekliğinde gerektiğinde oturmak üzere kullanılan setler ile iki taraftan düzenlenmiştir. Mekân üzerinde yer alan fil gözleri yardımıyla aydınlanmaktadır.

Z18 (Traşlık)

 Ilıklığın diğer bölümünde yer alan bu hacimde ise yüksek olmayan duvarlarla çevrilmiş esas traşlık bölümü vardır. Yine oturma seti ve kurnası bulunmaktadır. Zemin Marmara mermeri ile kaplanmıştır.

Erkekler Ilıklık(Traşlık) Z16 mekânı kurnaları
Erkekler Ilıklık(Traşlık) Z16 mekânı kurnaları

Z19-Z20 (Hela)

Ilıklık içerisinde ulaşılan iki adet hela mevcuttur. Mermer alaturka hela taşları ile özgün bir görünümü vardır. Ilıklık kısmı duvarlarında yoğuşmadan dolayı boya ve sıva kabarmaları görülmektedir. Ilıklık üstünde yer alan fil gözü ışıklıklara ait özgün ışıklıklar kırıldığı için pencere camı türü malzemeler etrafları harçla doldurularak fil gözlerinden ışık gelmesi sağlanmaktadır.

Erkekler Hela Z19, Z20 Hela üstü Tonozu
Erkekler Hela Z19, Z20 Hela üstü Tonozu

Erkekler Ilıklıktan Helaya bakış
Erkekler Ilıklıktan Helaya bakış

Sıcaklık Kısmı

Soyunmalık bölümünden devam ederek gelen aks üzerinde yer alan kapıdan geçilerek önce ılıklık ardından da Sıcaklık kısmına geçilmektedir. Sıcaklık kısmında ortada eyvanlar, köşelerde halvet hücreleri bulunmaktadır. Sıcaklığa eyvanlardan birinin ortasından girilmektedir. Ortada kare şeklinde, köşeleri pahlanmış mermer göbek taşı yer almaktadır. Hamamın zemini ve göbek taşı Marmara mermeri ile kaplanmıştır. Eyvan bölümlerinde sıcaklık zemininden yükseltilmiş oturma, yıkanma sekilerinin ortasında kurna yer almaktadır. Eyvan duvarları 135 cm yüksekliğe kadar özgün olmayan karo mozaiklerle kaplanmıştır. Eyvanlarda yer alan kurnalar hamamın yapıldığı döneme ait değildir. Daha sonra yapılmış bir tamirde klasik üsluptaki kurnaların değiştirildiği görülmektedir.

Erkekler Sıcaklık Ana Hacim, Soğuk Su Deposu Yönüne Bakış
Erkekler Sıcaklık Ana Hacim, Soğuk Su Deposu Yönüne Bakış

 

Erkekler Sıcaklık ana hacim, Kubbe ve taşıyıcı kemerler
Erkekler Sıcaklık ana hacim, Kubbe ve taşıyıcı kemerler

Z22 – Z24- Z25 (Halvet Hücreleri)

Sıcaklık hacminin tamamı gibi Marmara mermeri ile kaplanmıştır. Orta hacimden köşegenlerden girilen halvet hücrelerinin bir duvarı boyunca yer alan sekide yıkanma kurnaları bulunmaktadır. Z25 halvet hücresinin Merkez Efendinin yıkandığı yer olarak bilinmektedir. Giriş kapısının üzerinde bunu belirten mermer bir kitabe bulunmaktadır.

Z23 (Sıcak Halvet Hücresi)

Sıcaklık kısmının diğer köşesinde yer alan ver diğer köşe hücrelerinden daha büyük olan Sıcak halvet hücresi üç yönde yer alan üç adet kurnası ile düzenlenmiştir. Sıcak halvet hücresinin sıcak su deposu yönünde yer alan küçük pencereden bu hacme sıcak hava ve buharın gelmesi sağlanmıştır.

Erkekler Sıcaklık, Z23Halvet hücresi içi
Erkekler Sıcaklık, Z23Halvet hücresi içi

Kadınlar Soyunmalık Bölümü

Z27 (Giriş Holü)

Merkez Efendi Caddesi’nden girilen 116 x 272 boyutlarındaki dar giriş holünün zemini karo mozaik döşelidir, duvarları çimento sıvalı ve çatısı ondüline ile örtülmüştür. Giriş holünden soyunmalık kısmına geçişte 32,5 cm’lik aşağıya inen bir basamak yer almaktadır.

Kadınlar Soyunmalık Z28 Giriş Kapısı Yönüne Bakış
Kadınlar Soyunmalık Z28 Giriş Kapısı Yönüne Bakış

Z28 (Soğukluk – Kadınlar Soyunmalığı)

Zemin katı yığma moloz taş duvarlı üst galeri katı ahşap taşıyıcılı bağdadi sistemle inşa edilmiş olan kadınlar soyunmalığı girişte sağ tarafta soyunma kabinleri karşısında oturma dinlenme kısmı yer alır. Solda ise üst kata çıkan ahşap merdiven yeri bulunmaktadır. Merdivenin üste kadar gelen kısmı çürüyerek çökmüştür. Bir süredir kullanılmadığı için oldukça harap vaziyettedir. Soyunmalık zemini karo mozaikle kaplanmıştır. Üst galeri boşluğu ahşap taşıyıcılı kontraplakla kapatılmıştır. Bu şekilde zemin katla bağlantısı kesilmiştir. Galeri katında (G08) soyunma hücresi şeklinde düzenlenmiş bir hacim yoktur. Hacmin tamamının açık dinlenme mekânı olarak bırakıldığı düşünülebilir. Kadınlar soyunmalık galeri katında hamam kubbeleri ve sokak yönünde pencereler yer almaktadır. Erkekler soyunmalık kısmına bakan yönde merdiven çevresinde ahşap taşıyıcıda problemleri dolayısıyla çökme tehlikesi içindedir. Kadınlar soyunmalık galeri katının kadınlar sıcaklık kubbesine bakan yönünde çürüyen doğramalarda biriket dolgu yapılmıştır. Galeri katında yer alan pencerelerde çürüme ve camlarda kırılmalar bulunmaktadır. Ahşap çitalı tavanı bulunan soyunmalık galeri katı tavanında bozulmalar oluşmuştur. Özellikle erkekler soyunmalığı yönünde çürüyen ahşaplar dolayısıyla tavanda sehim yapmıştır. Soyunmalık kısmı çatısı Marsilya kiremiti ile kaplanmış fakat zamanla kiremitlerin kırılması ve taşıyıcıda oluşan problemler dolayısıyla çatıdan su almaktadır ve yapının yok olma bozulma sürecini hızlandırmaktadır.

Kadınlar Kısmı Soğukluk Bölümü
Kadınlar Kısmı Soğukluk Bölümü

Kadınlar Kısmı Soğukluk Bölümü
Kadınlar Kısmı Soğukluk Bölümü

Kadınlar Bölümü Soğukluk Kısmı Pencere Detayı
Kadınlar Bölümü Soğukluk Kısmı Pencere Detayı

Kadınlar Bölümü Soğukluk Kısmı Galeri Katı
Kadınlar Bölümü Soğukluk Kısmı Galeri Katı

Z29-Z30-Z31-Z32 (Soyunma Kabinleri)

Soyunmalık mekânından 11 cm yükseltilerek oluşturulmuş setin üzerinde dört adet soyunma kabini yer almaktadır. Zemini soyunmalığın tamamı gibi karo mozaikle kaplanmıştır. Ahşap cam bölmeli kabinlerin içinde dinlenme yatakları yer almaktadır. Tavanı ahşap kaplamalıdır.

Kadınlar Bölümü Soğukluk Kısmı Loca Bölümleri
Kadınlar Bölümü Soğukluk Kısmı Loca Bölümleri

Z34 (Kadınlar Sıcaklık)

Erkekler soyunmalık kısmından doğrudan muhdes bir alüminyum kapıyla ulaşılan kadınlar sıcaklık kısmı üzeri kubbe ile örtülmüş tek hacimden oluşur. Alışıla gelen soyunmalık ve sıcaklık arası ılıklık mekânı kadınlar kısmında yer almaz. Sıcaklık kubbesi tam olarak kubbe formunda değildir, duvarlardan kubbeye geçişlerde düzgün olmayan mimari adlandırmalara uymayan bir geçiş yapılmıştır. Sıcaklık mekânı dört yönde oluşturulmuş sekilerde yer alan on beş adet kurna ile düzenlenmiştir. Kurna aralarında mermer bölme duvarlar yapılmıştır. Seki üstleri yaklaşık 125 cm yüksekliğinde duvar yönünde mermer ile kaplanmıştır. Ortada dikdörtgen şeklinde göbek taşı yer alır. Kadınlar sıcaklık kısmında soğuk su deposu yönünde zeminde yükseltilmiş döşemede çökmeler oluşmuştur.

Kadınlar Bölümü Sıcaklık Kısmı
Kadınlar Bölümü Sıcaklık Kısmı

Kadınlar Bölümü Sıcaklık Kısmı Muslukları
Kadınlar Bölümü Sıcaklık Kısmı Muslukları

Kadınlar Sıcaklık Z34, Hela Geçişi
Kadınlar Sıcaklık Z34, Hela Geçişi

Z33 (Traşlık – Hela)

Sıcaklık giriş kapısının sol yanından tuvalet ve traşlık bölümüne geçilir. Bir köşesinde traşlık bölümü ile bir tuvalet hücresinden oluşan mekânın tavanı oldukça düşüktür.

Çatı yapısına bakıldığı zaman kubbe sularını toplamak ve kanalizasyona aktarmak için özellikle bu hacimde tavan yüksekliğinin düşük yapıldığı düşünülebilir.

 

Kadınlar Kısmı Traşlık Bölümü
Kadınlar Kısmı Traşlık Bölümü

B01 (Külhan)

Hamamın arka kısmından ulaşılan külhan bölümü zeminden yaklaşık olarak 211 cm aşağıdadır. Bu yüzden basamaklarla aşağıya inilmektedir. Döşeme inişli çıkışlı ve sıkıştırılmış topraktan yapılmıştır. Ocak önünde kademelenme vardır. Külhan mekânı aşağı inen merdiven yönünde kemerli bir yapıyla devam etmektedir. Orada bulunan ikinci bir ocak gözü günümüzde kullanılmamaktadır. Kemerli kısmın yapının özgün haline ait bir parça olduğu düşünülebilir. Sıcak su deposu önünde yer alan ocak kısmına ait kemer yok olmuş yerine betonarme bir kemer yapılmıştır. Külhan ve odun deposu olarak kullanılan hacmin üzeri betonarme döşeme ile kapatılmıştır. Üst kotta bu döşeme üzerinde sıcak su deposu üzerinden başlayıp devam eden gecekondu yer almaktadır. Özgün yapıya ait moloz taş duvarların izleri takip edilebilmektedir. Betonarme döşemeye kadar yükselen duvarların üzeri yer yer biriketle örülmüştür. Külhan ve odun deposunun çevresi gecekondular ile çevrelenmiştir.

Külhan Bölümünden Görünüş
Külhan Bölümünden Görünüş

Üst Örtü

Hamam Soyunmalık kısımları kırma çatılı ve marsilya kiremiti ile örtülüdür. Ilıklık, sıcaklık ve hela üzerleri kesme taşla kaplanmıştır. Kubbe ve tonoz üzerleri son yapılan tamirlerde çimento harç ve zift türü sürme yalıtımlarla kaplanmış, fil gözleri

Açıklıklarına ait özgün camlar kaldırılıp yerine parça cam konularak etrafı harçla doldurulmuştur.

Strüktür Özellikleri

Merkez Efendi Hamamı geleneksel yapım teknikleriyle inşa edilmiş ve değişik dönemlerdeki ilavelerle günümüze kadar gelmiştir. Hamam yapıları incelendiği zaman hamamları sıcaklık, ılıklık ve hela gibi doğrudan suya maruz bölümlerinin yığma moloz taş ile mekânın yapısına göre kubbe tonoz gibi örtü ögeleriyle örtüldüğü bilinmektedir. Soyunmalık bölümlerinin ise mekânın büyüklüğüne, yapının yeri ve önemine bağlı olarak ahşap karkas sistemle veya yığma duvarlı kubbeli olarak yapıldığı görülmektedir. Merkez Efendi hamamı ılıklık, hela ve sıcaklık bölümleri geleneksel yapıyla örtüşen bir şekilde yığma moloz taş duvarla ve kubbe – tonoz örtülerle inşa edilmiştir. Soyunmalık bölümü ise hem erkekler hem de kadınlar kısmında ahşap karkas sistemli içeride bağdadi çitalı duvarı, dışarıda ahşap kaplama ile inşa edilmiştir. Soyunmalık bölümlerinin ahşap sistemde olması dolayısıyla özgün şeklini birçok hamamda olduğu gibi koruyamadığı görülmektedir. Mevcut ahşap soyunmalık bölümlerinin yapım tarihi hakkında bir bilgimiz yoktur fakat 19. yüzyıl sonu, 20. yüzyıl başı olması muhtemeldir. Erkekler soyunmalık kısmı strüktür olarak ciddi problemleri olmamasına rağmen malzemenin yorulmasına ve aşınmaya bağlı olarak yer yer sehim yapmaya başlamıştır.

Ilıklık, hela ve Sıcaklık bölümlerinde ufak çatlaklar gözlenmektedir. Bunların en belirgin olanı Erkekler sıcaklık kubbesinin sıcak su deposu yönündeki çatlaktır. Kubbenin üstünden başlayıp eyvana doğru devam etmektedir. Kadınlar sıcaklık bölümü kubbesi özgün değildir. Hamam sahibinin verdiği bilgilere göre 1960’lı yıllarda yapılmıştır. Hamam su deposu ve külhan üzerine yayılan gecekondu yapısı ise yapıya ilave yük getirerek taşıyıcıya zarar vermektedir.

Kadınlar ve Erkekler Soyunmalık Kısmı Dışarıdan Görünüş
Kadınlar ve Erkekler Soyunmalık Kısmı Dışarıdan Görünüş

Erkekler Kısmı Genel Dış Görünüşü
Erkekler Kısmı Genel Dış Görünüşü

Kadınlar Kısmı Soyunmalık Görünüşü
Kadınlar Kısmı Soyunmalık Görünüşü

Kadınlar Sıcaklık ve Soyunmalık Görünüşü
Kadınlar Sıcaklık ve Soyunmalık Görünüşü

Erkekler Sıcaklık Kubbesi
Erkekler Sıcaklık Kubbesi

Erkekler Sıcaklık Kubbesi ve Ilıklık tonozu yönünden bakış
Erkekler Sıcaklık Kubbesi ve Ilıklık tonozu yönünden bakış

Külhan ve Kadınlar Soyunmalık Görünüşü
Külhan ve Kadınlar Soyunmalık Görünüşü

Kadınlar Kubbesi ve Soğuk Su deposu üzeri
Kadınlar Kubbesi ve Soğuk Su deposu üzeri

Restitüsyon Projesi

Merkez Efendi Hamamı restitüsyon proje çalışması için; restitüsyona dönük kararları etkileyecek eski harita, hava fotoğrafı türü biri belgeye ulaşılamamıştır. Eski belge olarak encümen arşivine ait 1940’lı yıllara ait iki adet fotoğraf bulunmuştur. Bu fotoğrafta hamamın etrafının boş hali ve yapının soyunmalık kısmı ve girişlerinin özgün durumları tespit edilmektedir. Hamam yapılarında geleneksel olarak birçok yapıda tekrar edilen ögelerin çokluğu bunlar dışında bozulan, değişikliğe uğrayan bölümler için restitüsyon çalışmalarında analojik tespitler için oldukça yardımcı olmuştur. Yapıda özellikle Ahşap kısımlarda bulunan dönem ekleri de korunmuştur.

1940 tarihli Encümen arşivi fotoğrafına göre hamamın arkadan görünüşü
1940 tarihli Encümen arşivi fotoğrafına göre hamamın arkadan görünüşü

1940 tarihli Encümen arşivi fotoğrafına göre hamamın yoldan görünüşü
1940 tarihli Encümen arşivi fotoğrafına göre hamamın yoldan görünüşü

Plan ölçeğinde bakıldığı zaman hamamın Erkekler kısmının özgün plan yapısını koruduğu görülmektedir. Fakat giriş kapısının sağına ve soluna yapılmış olan muhdes eklerin yapının özgün planına aykırı olduğu görülmektedir. Restitüsyon çalışmasında bu eklerin kaldırılması önerilmiştir.  Ayrıca Hamamın etrafını çevreleyen gecekonduların da yıkılması önerilmiştir. Külhan ve odun deposu yanına ve sıcak su deposu üzerine yapılmış olan gecekondularda yıkılacak yapılar arasındadır. Bunlardan ayrı olarak Hamamın külhan yönünde bahçe içerisinde yer alan dolap kuyusu da gecekondu içinde kalmış olup restitüsyon çalışmasında üzerindeki yapının kaldırılarak etrafının açılması düşünülmüştür. Külhan kısmında izleri görülen kemerli yapı ve kadınlar sıcaklık duvarına bakan yöndeki ocak izlerinin yapılacak kazı ile düzenlenmesi planlanmıştır. Kadınlar kısmına ait soyunmalık kısmının plan yapısının ise eski fotoğraflardan bakıldığı zaman değiştirildiği görülmektedir. Günümüzde hamamın kadınlar kısmı girişi olarak görülen kapı boşluğunun özgün halde Erkekler soyunmalık avlu duvarından açılan bahçe giriş kapısı olduğu görülmektedir. Kadınlar kısmının girişinin ise hamamın külhan tarafındaki bahçe yönünden olduğu görülmektedir. Günümüzde üzeri kubbe ile örtülü Kadınlar sıcaklık hacminin özgün halinin daha içte yer aldığı kubbeyi taşıyan yol tarafındaki duvarın bahçe duvarı olduğu anlaşılmaktadır. Kadınlar kısmı soyunmalık kısmının özgün halini devam ettirdiği görülmekle birlikte; sıcaklık kısmının ise genel hamam plan anlayışına aykırı durumu yapılan plan araştırmalarına bağlı olarak soğukluktan-ılıklığa ve sıcaklığa geçen plan yapısına göre yeniden düzenlenmesi düşünülmüştür. Fakat burada sıcaklık kısmında yapılacak zemin kazısı ile plan şemasının yapısının tekrar gözden geçirilmesi daha sağlıklı olacaktır.

Erkekler soyunmalık kısmı restitüsyonu için encümen arşivinden elde edilen fotoğraflara bakıldığı zaman yapının aydınlık fenerinin özgün hali görülmektedir. Aydınlık fenerinin ahşap kırma çatılı, üzeri kurşun kaplı ve ortasında metal tamamlayıcısı görülmektedir. Dış cephede kullanılan ahşap kaplamaların zemin kat seviyesindeki pencerelerin kapatılıp dışarıdan bina ile çevrildiği görülmektedir. Bina içinden yer yer kapatılan pencere izleri takip edilebilmektedir. Geleneksel hamam yapılarında soyunmalık ortalarında yer alan süs havuzu bu yapıda yerinden kaldırılmıştır. Yapılan rölöve tespit çalışmaları sırasında bahçenin bir köşesinde süs havuzunun parçalarına rastlanılmıştır.

Hamam Bahçesinde bulunan süs havuzu kalıntısı
Hamam Bahçesinde bulunan süs havuzu kalıntısı

Bulunan parça ve İstanbul’da bulunan bu tarzdaki barok özellikli süs havuzu örnekleri incelenerek, havuza ilişkin bir restitüsyon çizimi yapılmıştır.

Zeyrek Çinili Hamam Süs Havuzu
Zeyrek Çinili Hamam Süs Havuzu

Kum Kapıda kahvehanede bulunan süs havuzu
Kum Kapıda kahvehanede bulunan süs havuzu

Hamam soyunmalık kısmında bulunan soyunma sekileri de geleneksel hamam yapılarında bulunan örneklerden yola çıkılarak hazırlanmıştır. Soyunmalık kısmında kahve ocağı ve çamaşırlık bölümlerinin yerleri de belirlenmiştir. Hamam zemin kaplamaları ve duvarlarda belirli yüksekliklere kadar olan kaplamalar Marmara mermerinden olduğu düşünülerek çizimler yapılmıştır. Hamam göbek taşı, zemin ve duvarlarda yer alan kaplamaların alt kısımlarında yapılacak kazılarla mermer cinsi ve rengi ile ilgili kararlar güncellenebilir. Hamam içlerinde bulunan kapıların uygun cins ahşap (çıralı çam-meşe) kapılardan oluşturulduğu düşünülmektedir. Hamam kurnalarının değişik yüzyıllarda gördükleri tamiratlar dolayısıyla değiştirildiği anlaşılmaktadır. Dönem eki olarak adlandıracağımız bu malzemelerin oldukları yerde korunmaları düşünülmüştür. Kurna duvarlarında bulunan ayna taşlarının kırılıp yok olduğu anlaşılmaktadır. Hamam kubbesinde yapılan rölöve çalışmaları sırasında kırık bir ayna taşı parçasına rastlanılmıştır. Bu parçadan hareketle ayna taşının restitüsyonu yapılmıştır.

Hamam üst örtüsüyle birlikte kullanılan ayna taşı parçası
Hamam üst örtüsüyle birlikte kullanılan ayna taşı parçası

Zemin kotları ve sekilerin kotları kaplamalardaki müdahalelerin açılmasıyla net olarak görülecektir. Cephelerde moloz taş örgülü duvarların izleri görülmektedir. Yapılacak sıva raspasının ardından özgün doku gün ışığına çıkarılacaktır.

Hamam üst örtüsünün kubbe ve tonoz haricinde parça taş ile kaplandığı görülmektedir. Geleneksel hamam yapılarında maliyeti düşürmek maksatlı uygulamalardan olan bu yöntemde tonoz ve kubbelerin alaturka kiremitle örtüldüğü görülür, saçaklar ve diğer eğri yüzeylerinde dayanıklı kesme taş ile kaplanmaktadır. Eski fotoğraflarda da görülen kubbe üzerinde bulunan iri çivilerin alaturka kiremitleri taşımak üzere yerleştirildiği anlaşılmaktadır. İstanbul’da bulunan bazı hamamlarda bu şekilde üst örtü kaplaması yapılmıştır. Yapılış tarihi ile Merkeze Efendi Hamamından önceki bir tarihte yapılan Küçük Mustafa Paşa Hamamı ve yaklaşık aynı tarihlerde Mimar Sinan tarafından yapılan Samatya Ağa kapısı Hamamı bu yapılanmaya örnek olarak gösterilebilir.

Küçük Mustafa Paşa Hamamı Kubbe örtüsü
Küçük Mustafa Paşa Hamamı Kubbe örtüsü

Küçük Mustafa Paşa Hamamı Kubbe örtüsü
Küçük Mustafa Paşa Hamamı Kubbe örtüsü

Samatya Ağa Kapısı Hamamı
Samatya Ağa Kapısı Hamamı

Samatya Ağa kapısı Hamamı Kubbe Örtüsü
Samatya Ağa kapısı Hamamı Kubbe Örtüsü

Yapıya ait fil gözü ve tütekliklerle ilgili olarak herhangi bir iz kalmadığı için mevcut örnekler araştırılarak çizimleri yapılıp restitüsyon paftasına eklenmiştir. Külhan bacasının mevcut durumundan özgün hali çıkarılamamakla birlikte bacanın üst kısmının genel olarak tuğladan yapıldığı göz önüne alınarak tuğla baca yapılması önerilmiştir.

Restorasyon Projesi

Merkez Efendi Hamamı Restorasyon Projesi, Restitüsyon Projesi temel alınarak hazırlanmıştır. Hamamın özgün durumunu koruyan erkekler kısmı bütünü ve kadınlar kısmı soyunmalığı mevcut haliyle korunmuş, Encümen Arşivi’nden elde edilmiş 1940 tarihli fotoğrafına dayanarak oluşturulan kadınlar kısmı sıcaklığı da avlu duvarı içinde önerilmiştir.

 

Zaman içinde hamamın özellikle soyunmalık kısımlarında bazı tadilatlar yapılmıştır. Hamam işletmecilerinin verdikleri bilgilere göre mevcut soyunmalık düzeni 1950-60’lı yıllardaki tadilatta oluşturulmuştur.

 

Restorasyon sonrasında yapı özgün işleviyle kullanılacaktır. bölmeli soyunmalık düzeni özgün olmamakla beraber, günümüzdeki kullanımı için daha uygun olacağından restorasyon projesinde de bölmeli soyunma düzeni önerilmiştir.

 

Çevresel Sorunların Giderilmesi

  • Günümüzde etrafı yoğun biçimde niteliksiz yapılarla kuşatılmış olan hamam, eski fotoğraflarında etrafı yalnızca avlu duvarı ile çevrili olarak görünmektedir. Restorasyon çalışması sırasında hamamın avlu duvarını yok eden niteliksiz yapılar kaldırılacaktır.
  • Hamam dışarıdan algılanabilir hale getirilecek, etrafına yapılacak çevre düzenlemesiyle de halkın kullanımına sunulacaktır.
  • Külhanın üzerine oturtulan betonarme yapı da kaldırılarak, nadir kalan dolaplı kuyusuyla, hamamın avlusu da düzenlenecektir.
  • Dolaplı kuyu İstanbul’daki çok az hamamda günümüze ulaşabilen bir özelliktir. Merkez Efendi Hamamı’na bu yönden de ayrıcalık katan bir öğedir. Bu nedenle özenle ortaya çıkarılıp, özgün biçimi ve donanımıyla korunup sergilenmesi gereklidir.

Yapısal Sorunların Giderilmesi

  • Merkez Efendi Hamamı’nın erkekler kısmı özgün haliyle günümüze ulaşmıştır.

Ancak daha önce de belirtildiği gibi kadınlar kısmı değişmiş, sonraları avlu duvarı üzerine yeniden yapılan, özgün olmayan sıcaklık kısmı ile kullanılmıştır.

Restorasyon aşamasında sıcaklık kısmı önerilmiştir. Fakat bu kısım için son karar, mevcut kadınlar kısmı sıcaklığı kaldırıldıktan sonra ortaya çıkacak temel kalıntılarının araştırılmasıyla verilecektir. Hamamın avlu duvarına ait mevcut kalıntılar korunacaktır.

  • Külhanın üzerinde konuşlandırılmış ve kısmen de hamamın su deposu üzerine oturan yapı da kaldırılacaktır.
  • Duvarlara fazladan yük getiren bu niteliksiz ek, yapıya zarar vermeyecek uygun yöntemle sökülüp taşınacaktır. Külhanın zemini de temizlenecek, özgün zemin kotu ortaya çıkarılacaktır.
  • Üstündeki yapı kaldırıldıktan sonra külhanın üzeri ahşap taşıyıcılı bir sundurma çatı ile kapatılacaktır. Ayrıca benzer dönem yapılarından örnek alınarak mevcutta olmayan külhan bacası da yapılacaktır.
  • Yine benzer dönem yapılarına ve eski fotolarında gözlenen kubbe üzerindeki çivilere dayanarak yapının kubbelerinin kiremitle kapatılması önerilmiştir.
  • Hamamın kadınlar ahşap soyunmalık bölümü en çok zarar gören yerlerden biridir. Burada öncelikle çatı ile ilgili sorunlar giderilecek, kısmen yıkılıp nem almış bölümde (batı) özgüne uygun boyutlu ahşap malzemeyle onarım yapılacaktır.
  • Yıkılıp yok olan ahşap merdiven yerine galeriye ulaşımı sağlayan ahşap bir merdiven önerilmiştir. Ayrıca yine batı duvarına yakın döşemede oluşan hasar da uygun ahşap malzemeyle giderilecektir. Merdiven boşluğunu oluşturan ve hali hazırda çok hasarlı olan bağdadi çıtalı duvar da yine bağdadi üzeri sıvalı duvar olarak onarılacaktır.
  • Erkekler kısmı soyunmalığın da varlığı görünen, ancak kapatılmış olan pencereler özgün örneklere uygun biçimde yeniden açılacak ve doğramaları takılacaktır.

Strüktürel Sorunların Giderilmesi

  • Genel olarak hamamda çok ağır strüktürel sorunlar gözlenmemiştir. Ancak sıva sökümlerinden sonra yapı duvarlarının yeniden taranması gereklidir.
  • Strüktürle ilgili sorunlardan kaynaklanan çatlaklar tespit edilirse önce sorunun kaynağı araştırılacak daha sonra da çatlağın onarımı yapılacaktır.
  • Çatlaklar için öncelikle gerekli ölçümler yapılarak zamana bağlı olarak açılmaya devam edip etmediği, ne kadar zamanda ne kadar açılım yaptığı, açılma hızının ne olduğu dilatometre, ekstantometre ve komperatör gibi aletlerle ölçülerek tespit edilecektir.
  • Çatlak onarımı için harç silahı ile özgün harç özelliklerine uygun harçla dolum yapılacaktır. Fazla harç kullanımı görünmeyen başka çatlakların olduğuna işaret olabilir. Bu nedenle çatlak genişliği ve kullanılan harç miktarı kontrollü olmalıdır.

Malzeme Sorunlarının Giderilmesi

Sıva Dökülmesi

  • Özgün olmayan sıvalıyüzeyler temizlenecek,
  • Bağdadi üzerine yapılan özgün sıvalar analiz ettirilecek ve sıvanın döküldüğü kısımlar özgüne uygun içerikte hazırlanan sıva karışımı ile onarılacaktır.
  • Çimento esaslı harç kullanılmamasına dikkat edilecektir, kullanıldığı yerler varsa temizlenecektir.

Bitki Temizliği

  • Hamamın arka duvarı üzerinde büyüyen odunsu bitkilerduvar üzerinden temizlenecektir. Oluşan odunsu kökler duvarın içinden ya da duvarı etkileyen bir noktadan büyümüşse çekilmeyip, kesilecek ve kökü kurutulacaktır.

Yüzey Temizliği

  • Temizleme işlemi yapı malzemesine zarar vermeden, yalnızca hasar yaratan ya da yapının estetiği ve görüntüsünü olumsuz yönde etkileyen her türlü kirin yapıdan uzaklaştırılmasıdır. Genel olarak taş temizliğinde önerilebilecek yöntemler şunlardır
  • Özellikle hamamın iç mekânlarında oluşan kirler için atomize zerre su ile yıkama, temizlenmeyen yüzeyler için de kil ve kağıt hamurları ile temizlik önerilmektedir.

Malzeme Kaybı

  • Kırılıp, eksilen kısımlar için uygun içerikli bir dolgu harcıyla tamamlama yapılması, başka bir deyişle plastik onarım önerilmektedir.
  • Hamamın çatısını örten taş plak kaplamalardaki kayıplar, özgüne uygun boyutlu doğal taş kaplama ile tamamlanacaktır.

Aşınma-Yüzey Kaybı

  • Taşlardaki aşınmanın sebepleri olarak taşın ocak özelliği, iklim koşulları ve zaman içinde yapılan restorasyon müdahaleleri sırasındaki yanlış uygulamalar sayılabilir.
  • Hamam cephelerindeki taşlarda görülen aşınma, kir toplaması haricinde zararlı boyutta değildir. Aşınan taşların daha fazla zarar görmemesi için mekanik temizlikten kaçınılması gerekir. Taşların değiştirilmesini gerektirecek boyutta bir aşınma söz konusu değildir.

Ahşap Malzemede Çürüme

  • Nem sebebiyle çürüyen ahşap kaplama ya da taşıyıcılar, özgüne uygun boyutta ve nitelikte ahşap ile değiştirilecektir.

Özgün Kaplama Malzemesiyle Döşeme Kaplamalarının yapılması

  • Günümüzde karo mozaikle döşenmiş olan soyunmalık zemininde araştırma yapılacak ve ulaşılan özgün kaplama ile hamam soyunmalık zemininin döşemesi belirlenecektir. Projede mermer kaplama önerilmiştir.

Yosunlaşma

  • Yapıda yosunlaşma oluşumunun başlıca sebebi suyun gerek zeminden, gerekse çatıdan yeterince uzaklaştırılamaması ve ıslanan yüzeylerin geç kurumasıdır.
  • Yosunlaşmanın önlenmesi için, öncelikle yapı çevresinde iyi bir drenaj hattı kurulması gerekmektedir.
  • Ayrıca ıslanan cephelerin yeterince ışık almaması kurumasını geciktirmektedir. Bu da yosunlaşmaya sebep olmaktadır. Önlenmesi için mümkün olduğunca suyun yapıdan uzak tutulması ve ıslanan yüzeylerin kurumasını geciktirecek etkenlerin ortadan kaldırılması gereklidir. Yosun tutan yüzeyler kurutulup, sonrasında kuru fırça ile fırçalanarak temizlenecektir.

İMALAT FOTOĞRAFLARI

Hamamın kadınlar bölümünde restorasyon projesinde gösterilen noktalarda temel taşı bulmak için araştırma kazısı yapıldı. Herhangi bir şey bulunamadı.
Hamamın kadınlar bölümünde restorasyon projesinde gösterilen noktalarda temel taşı bulmak için araştırma kazısı yapıldı. Herhangi bir şey bulunamadı.

Hamam içerisinde sıva sökümü yapılarak sıhhi tesisattaki durum tespit edildi.
Hamam içerisinde sıva sökümü yapılarak sıhhi tesisattaki durum tespit edildi.

Hamamın sıvalarının sökülmesine başlanması.
Hamamın sıvalarının sökülmesine başlanması.

Hamamın dış sıvalarının  sökülmesi işlemi
Hamamın dış sıvalarının sökülmesi işlemi

Helâ ve tıraşlık mahalline iskele kurulması
Helâ ve tıraşlık mahalline iskele kurulması

image49

Uygulama Sırasında Kuzey Nişinin sıva raspası ve meydana çıkan dikişler ve baca
Uygulama Sırasında Kuzey Nişinin sıva raspası ve meydana çıkan dikişler ve baca

Halvet Sıvaları Raspa Yapımı
Halvet Sıvaları Raspa Yapımı

Traşlıkların Sıva Raspa Yapımı
Traşlıkların Sıva Raspa Yapımı

Kemer ve tonozların üst kotlarındaki horasan şap
Kemer ve tonozların üst kotlarındaki horasan şap

Hamam damında kısmi bulokaj ve şaplama.
Hamam damında kısmi bulokaj ve şaplama.

Hamam damında harç katmanları kaldırılması
Hamam damında harç katmanları kaldırılması

Hamam damında harç katmanları kaldırılmasına ve çuvallanarak atılmaya hazır hale getirilmesi
Hamam damında harç katmanları kaldırılmasına ve çuvallanarak atılmaya hazır hale getirilmesi

Uygulama Sırasında Doğu cihetindeki nişin meydana çıkan ışıklıkları
Uygulama Sırasında Doğu cihetindeki nişin meydana çıkan ışıklıkları

Sarnıç duvarının yeniden örülmek için hazırlanması
Sarnıç duvarının yeniden örülmek için hazırlanması

Sıcak su haznesinin gevşeyen taşlarının alınması
Sıcak su haznesinin gevşeyen taşlarının alınması

Ana kubbe çatlaklarının konsolide edilmesi çalışmaları.
Ana kubbe çatlaklarının konsolide edilmesi çalışmaları.

 

Duvar ve tonozlardaki yarılma ve çatlakların dikilme işlemleri için gerekli yüzey hazırlıklarına başlandı
Duvar ve tonozlardaki yarılma ve çatlakların dikilme işlemleri için gerekli yüzey hazırlıklarına başlandı

Yerlerine alıştırılan kenetler.
Yerlerine alıştırılan kenetler.

yerine alıştırılmış bir kenet.
yerine alıştırılmış bir kenet.

Duvar ve tonozlardaki yarılma ve çatlakların dikilme işlemleri için gerekli yüzey hazırlıklarından sonra 4cm.den geniş duvar yarıklarının yeniden konsolide edilerek örülmeleri için çürütme işleri yapılmaya başlanmışdır
Duvar ve tonozlardaki yarılma ve çatlakların dikilme işlemleri için gerekli yüzey hazırlıklarından sonra 4cm.den geniş duvar yarıklarının yeniden konsolide edilerek örülmeleri için çürütme işleri yapılmaya başlanmışdır

Sıcak su haznesi tonozuna kalıp kurularak tonoz örgü yapımı
Sıcak su haznesi tonozuna kalıp kurularak tonoz örgü yapımı

Sıcak su haznesi tonozuna kalıp kurularak tonoz örgü yapımı
Sıcak su haznesi tonozuna kalıp kurularak tonoz örgü yapımı

 

Dairevi su sarnıcının taş beden duvarının yıkılmış kısımlarının örülmesi
Dairevi su sarnıcının taş beden duvarının yıkılmış kısımlarının örülmesi

Hamam içinde duman yollarının tuğla sütunlarının eksik kısımlarının yeniden örülmeye başlanması
Hamam içinde duman yollarının tuğla sütunlarının eksik kısımlarının yeniden örülmeye başlanması

Duvarlardaki muhtes çelik borulu su yollarının çimentolu tuğlalarının sökülmesi
Duvarlardaki muhtes çelik borulu su yollarının çimentolu tuğlalarının sökülmesi

Hamam içinde duman yollarındaki tuğla sütunların çözülmüş olan sıraları yenilenmesi ve hamam zemini akıntısına göre taşıyıcı duvarların tesviyeleri yapılması
Hamam içinde duman yollarındaki tuğla sütunların çözülmüş olan sıraları yenilenmesi ve hamam zemini akıntısına göre taşıyıcı duvarların tesviyeleri yapılması

Kubbe içinde çatlakların kenetleri epoksi kullanılarak yerlerine tesbit ediliyor.
Kubbe içinde çatlakların kenetleri epoksi kullanılarak yerlerine tesbit ediliyor.

Kubbe dışındaki çatlakların kenetleri epoksi kullanılarak yerlerine tesbit ediliyor
Kubbe dışındaki çatlakların kenetleri epoksi kullanılarak yerlerine tesbit ediliyor

Serpme sıva yapımı
Serpme sıva yapımı

Sıcak su sarnıcı duvar çatlakları kenetli demirle dikilmesi
Sıcak su sarnıcı duvar çatlakları kenetli demirle dikilmesi

Hamam Kubbesinde kaba sıva yapımı
Hamam Kubbesinde kaba sıva yapımı

Batı nişi yarım kubbesinin kaba sıvasının yapılması
Batı nişi yarım kubbesinin kaba sıvasının yapılması

Doğu nişi yarım kubbesinin kaba sıvasının yapılması.
Doğu nişi yarım kubbesinin kaba sıvasının yapılması.

Kadınlar kısmı soğukluk temellerinin kazılması
Kadınlar kısmı soğukluk temellerinin kazılması

Kadınlar soğukluk kısmı temeli
Kadınlar soğukluk kısmı temeli

Hamam sıcaklık ve kemer alınlıkları kaba sıvalarının yapılması
Hamam sıcaklık ve kemer alınlıkları kaba sıvalarının yapılması

Erkekler bölümü sıcaklık kısmı beden duvarlarının kaba sıva yapımı
Erkekler bölümü sıcaklık kısmı beden duvarlarının kaba sıva yapımı

 

Yıkık su sarnıcının kubbe kalıbının yapım aşaması
Yıkık su sarnıcının kubbe kalıbının yapım aşaması

Yıkık su sarnıcının kubbe kalıbının bitirilmesi ve kubbenin örülmeye başlanması
Yıkık su sarnıcının kubbe kalıbının bitirilmesi ve kubbenin örülmeye başlanması

Erkekler bölümü sıcaklık kısmı damının meyil tesviyelerinin yapılmaya başlanması
Erkekler bölümü sıcaklık kısmı damının meyil tesviyelerinin yapılmaya başlanması

Erkekler sıcaklık kubbesi ince sıvası yapımı
Erkekler sıcaklık kubbesi ince sıvası yapımı

Kubbe kasnağı çemberlenmesi
Kubbe kasnağı çemberlenmesi

sıcak su hazne tonozunun gergi demirleri için karot çalışması
sıcak su hazne tonozunun gergi demirleri için karot çalışması

Sıcak su haznesinde karot çalışması için dik açıyı temin edecek ahşap ayakların yapımı
Sıcak su haznesinde karot çalışması için dik açıyı temin edecek ahşap ayakların yapımı

Kadınlar kısmı sıcaklığı duvar hatılları
Kadınlar kısmı sıcaklığı duvar hatılları

Yağmurdan korunmak için muvakkat çatı yapılması
Yağmurdan korunmak için muvakkat çatı yapılması

 

Derz çalışmalarından önce yüzey temizliğinin yapılması
Derz çalışmalarından önce yüzey temizliğinin yapılması

Külhan bacasının örülmesi
Külhan bacasının örülmesi

Külhana inen taş merdivenin yapılması
Külhana inen taş merdivenin yapılması

Erkekler kısmı tesisat boruları arasına şap atılması
Erkekler kısmı tesisat boruları arasına şap atılması

Isıtma tesisatı çalışmaları
Isıtma tesisatı çalışmaları

Tesisat boruları için yapılan kazı çalışması
Tesisat boruları için yapılan kazı çalışması

Külhanda tuğla duvar örümü
Külhanda tuğla duvar örümü

Erkekler bahçe avlusunda taş döşenmesinin yapılması
Erkekler bahçe avlusunda taş döşenmesinin yapılması

Kazan dairesinde boruların antipas ile boyanması ve izolasyonlarının yapılması
Kazan dairesinde boruların antipas ile boyanması ve izolasyonlarının yapılması

Kadınlar kısmı sıcaklık duvarları mermer döşemeleri
Kadınlar kısmı sıcaklık duvarları mermer döşemeleri

Erkekler kısmı soyunma odaları doğramaları
Erkekler kısmı soyunma odaları doğramaları

Kazan dairesinde kazan bacaları
Kazan dairesinde kazan bacaları

Erkekler kısmı kurnalarının konservasyonu için kimyevi temizliklerin yapılması
Erkekler kısmı kurnalarının konservasyonu için kimyevi temizliklerin yapılması

Kazan dairesi demir kapısı
Kazan dairesi demir kapısı

Erkekler kısmı avizelerinin takılması
Erkekler kısmı avizelerinin takılması

Kubbelerde kurşun yapım işlemi
Kubbelerde kurşun yapım işlemi

Çatı kiremitlerinin örülmesi
Çatı kiremitlerinin örülmesi

Kadınlar kısmı soğukluğu ahşap döşemelerinin çakılması
Kadınlar kısmı soğukluğu ahşap döşemelerinin çakılması

Kubbelerde cam fanusların takılması
Kubbelerde cam fanusların takılması

UYGULAMA ÖNCESİ VE SONRASINA AİT KARŞILAŞTIRMALI FOTOĞRAF BELGELERİ

 

Merkez efendi Caddesinden Merkez Efendi Hamamının Eski Görüntüsü
Merkez efendi Caddesinden Merkez Efendi Hamamının Eski Görüntüsü

Merkez Efendi Caddesinden Restorasyon Sonrası Kadınlar Kısmı Avlu Kapısı
Merkez Efendi Caddesinden Restorasyon Sonrası Kadınlar Kısmı Avlu Kapısı

Erkekler Kısmı Soğukluk Bölümü Eski Görüntüsü
Erkekler Kısmı Soğukluk Bölümü Eski Görüntüsü

Erkekler Kısmı Soğukluk Bölümü Restorasyon Sonrası Yeni Görüntüsü
Erkekler Kısmı Soğukluk Bölümü Restorasyon Sonrası Yeni Görüntüsü

Erkekler Kısmı Soğukluk Bölümü Eski Görüntüsü
Erkekler Kısmı Soğukluk Bölümü Eski Görüntüsü

 

Erkekler Kısmı Soğukluk Bölümü Restorasyon Sonrası Yeni Görüntüsü
Erkekler Kısmı Soğukluk Bölümü Restorasyon Sonrası Yeni Görüntüsü

Erkekler Kısmı Avlu Bölümünden Soğuklukların Eski Hali
Erkekler Kısmı Avlu Bölümünden Soğuklukların Eski Hali

Erkekler Kısmı Avlu Bölümünden Soğuklukların Restorasyon Sonrası Yeni Hali
Erkekler Kısmı Avlu Bölümünden Soğuklukların Restorasyon Sonrası Yeni Hali

Kadınlar Kısmı Soğukluk Bölümü Eski Hali
Kadınlar Kısmı Soğukluk Bölümü Eski Hali

Kadınlar Kısmı Soğukluk Bölümü Restorasyon Sonrası Yeni Hali
Kadınlar Kısmı Soğukluk Bölümü Restorasyon Sonrası Yeni Hali

 

Erkekler Sıcaklık Kubbesi ve Ilıklık Tonozu Yönünden Bakışın Eski Hali
Erkekler Sıcaklık Kubbesi ve Ilıklık Tonozu Yönünden Bakışın Eski Hali

Erkekler Sıcaklık Kubbesi ve Ilıklık Tonozu Yönünden Bakışın Restorasyon Sonrası Görüntüsü
Erkekler Sıcaklık Kubbesi ve Ilıklık Tonozu Yönünden Bakışın Restorasyon Sonrası Görüntüsü

Kuzey (arka) Cephe Eski Hali
Kuzey (arka) Cephe Eski Hali

Kuzey (arka) Cephe Restorasyon Sonrası Yeni Hali
Kuzey (arka) Cephe Restorasyon Sonrası Yeni Hali

Erkekler Kısmı Soğukluğun İç Bölümünün Eski Hali
Erkekler Kısmı Soğukluğun İç Bölümünün Eski Hali

Erkekler Kısmı Soğukluğun İç Bölümünün Restorasyon Sonrası Görüntüsü
Erkekler Kısmı Soğukluğun İç Bölümünün Restorasyon Sonrası Görüntüsü

Erkekler Soğukluk Bölümünün Eski Görüntüsü
Erkekler Soğukluk Bölümünün Eski Görüntüsü

Erkekler Soğukluk Bölümünün Restorasyon Sonrası Yeni Görüntüsü
Erkekler Soğukluk Bölümünün Restorasyon Sonrası Yeni Görüntüsü

Erkekler Soğukluğun iç Bölümünün Eski Görüntüsü
Erkekler Soğukluğun iç Bölümünün Eski Görüntüsü

Erkekler Soğukluğun İç Bölümünün Restorasyon Sonrası Yeni Görüntüsü
Erkekler Soğukluğun İç Bölümünün Restorasyon Sonrası Yeni Görüntüsü

Erkekler Kısmı Soğukluğun Rüzgarlık Bölümü Eski Hali
Erkekler Kısmı Soğukluğun Rüzgarlık Bölümü Eski Hali

Erkekler Kısmı Soğukluğun Rüzgarlık Bölümü Restorasyon Sonrası Yeni Hali
Erkekler Kısmı Soğukluğun Rüzgarlık Bölümü Restorasyon Sonrası Yeni Hali

Erkekler Soğukluk Kısmı Locaları Eski Hali
Erkekler Soğukluk Kısmı Locaları Eski Hali

Erkekler Soğukluk Kısmı Locaları Restorasyon Sonrası Yeni Hali
Erkekler Soğukluk Kısmı Locaları Restorasyon Sonrası Yeni Hali

Erkekler Sıcaklık Kısmı Eski Hali
Erkekler Sıcaklık Kısmı Eski Hali

Erkekler Sıcaklık Kısmı Restorasyon Sonrası Yeni Hali
Erkekler Sıcaklık Kısmı Restorasyon Sonrası Yeni Hali

Erkekler Soğukluk Galeri Katı ve Fener Bölümü Eski Hali
Erkekler Soğukluk Galeri Katı ve Fener Bölümü Eski Hali

Fener Bölümü Restorasyon Sonrası Yeni Hali
Fener Bölümü Restorasyon Sonrası Yeni Hali

Erkekler Soğukluk Galeri Katı Restorasyon Sonrası Yeni Hali
Erkekler Soğukluk Galeri Katı Restorasyon Sonrası Yeni Hali

Erkekler Bölümü Sıcaklık Kısmı Eski Hali
Erkekler Bölümü Sıcaklık Kısmı Eski Hali

 

Erkekler Bölümü Sıcaklık Kısmı Restorasyon Sonrası Yeni Hali
Erkekler Bölümü Sıcaklık Kısmı Restorasyon Sonrası Yeni Hali

Erkekler Bölümü Sıcaklık Kısmı Eski Hali
Erkekler Bölümü Sıcaklık Kısmı Eski Hali

Erkekler Bölümü Sıcaklık Kısmı Restorasyon Sonrası Yeni Hali
Erkekler Bölümü Sıcaklık Kısmı Restorasyon Sonrası Yeni Hali

Erkekler Bölümü Sıcaklık Kısmı Eski Hali
Erkekler Bölümü Sıcaklık Kısmı Eski Hali

Erkekler Bölümü Sıcaklık Kısmı Restorasyon Sonrası Yeni Hali
Erkekler Bölümü Sıcaklık Kısmı Restorasyon Sonrası Yeni Hali

Erkekler Bölümü Sıcaklık Kısmı Eski Hali
Erkekler Bölümü Sıcaklık Kısmı Eski Hali

Erkekler Bölümü Sıcaklık Kısmı Restorasyon Sonrası Yeni Hali
Erkekler Bölümü Sıcaklık Kısmı Restorasyon Sonrası Yeni Hali

Kadınlar Bölümü Soğukluk Kısmı Locaları Eski Hali
Kadınlar Bölümü Soğukluk Kısmı Locaları Eski Hali

Kadınlar Bölümü Soğukluk Kısmı Locaları Restorasyon Sonrası Yeni Hali
Kadınlar Bölümü Soğukluk Kısmı Locaları Restorasyon Sonrası Yeni Hali

Kadınlar Bölümü Soğukluk Kısmı Locaları Eski Hali
Kadınlar Bölümü Soğukluk Kısmı Locaları Eski Hali

Kadınlar Bölümü Soğukluk Kısmı Locaları Restorasyon Sonrası Yeni Hali
Kadınlar Bölümü Soğukluk Kısmı Locaları Restorasyon Sonrası Yeni Hali

Kadınlar Bölümü Soğukluk Kısmı Eski Hali
Kadınlar Bölümü Soğukluk Kısmı Eski Hali

Kadınlar Bölümü Soğukluk Kısmı Restorasyon Sonrası Yeni Hali
Kadınlar Bölümü Soğukluk Kısmı Restorasyon Sonrası Yeni Hali

Kadınlar Soğukluk Kısmı Loca Bölümleri Eski Hali
Kadınlar Soğukluk Kısmı Loca Bölümleri Eski Hali

Kadınlar Soğukluk Kısmı Loca Bölümleri Restorasyon Sonrası Görüntüsü
Kadınlar Soğukluk Kısmı Loca Bölümleri Restorasyon Sonrası Görüntüsü

Kadınlar Kısmı Galeri Katı Eski Hali
Kadınlar Kısmı Galeri Katı Eski Hali

Kadınlar Kısmı Galeri Katı Restorasyon Sonrası Görüntüsü
Kadınlar Kısmı Galeri Katı Restorasyon Sonrası Görüntüsü

Kadınlar Kısmı Galeri Katı Eski Hali
Kadınlar Kısmı Galeri Katı Eski Hali

Kadınlar Kısmı Galeri Katı Restorasyon Sonrası Görüntüsü
Kadınlar Kısmı Galeri Katı Restorasyon Sonrası Görüntüsü

Kadınlar Bölümü Soğukluk Kısmı Eski Penceresi
Kadınlar Bölümü Soğukluk Kısmı Eski Penceresi

Kadınlar Bölümü Soğukluk Kısmı Restorasyon Sonrası Penceresi
Kadınlar Bölümü Soğukluk Kısmı Restorasyon Sonrası Penceresi

Kadınlar Bölümü Soğukluk Kısmı Eski Hali
Kadınlar Bölümü Soğukluk Kısmı Eski Hali

Kadınlar Bölümü Soğukluk Kısmı Restorasyon Sonrası Yeni Hali
Kadınlar Bölümü Soğukluk Kısmı Restorasyon Sonrası Yeni Hali

Kadınlar Bölümü Sıcaklık Kısmı Eski Hali
Kadınlar Bölümü Sıcaklık Kısmı Eski Hali

Kadınlar Bölümü Sıcaklık Kısmı Restorasyon Sonrası Yeni Hali
Kadınlar Bölümü Sıcaklık Kısmı Restorasyon Sonrası Yeni Hali

Kadınlar Bölümü Sıcaklık Kısmı Kurnaların ve Muslukların Eski Hali
Kadınlar Bölümü Sıcaklık Kısmı Kurnaların ve Muslukların Eski Hali

Kadınlar Bölümü Sıcaklık Kısmı Kurnaların ve Muslukların Restorasyon Sonrası Hali
Kadınlar Bölümü Sıcaklık Kısmı Kurnaların ve Muslukların Restorasyon Sonrası Hali

KAYNAKÇA

1.Meriç, R. M., Mimar Sinan Hayatı, Eseri I, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara,1965, s. 7,47,127.

2.Haskan, M. N.,  İstanbul Hamamları, Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu Yayınları, İstanbul,1995, s. 241, 395.

3.Yüksel, İ. A., Osmanlı Mimarisinde Kanuni Sultan Süleyman Devri İstanbul, İstanbul Fetih Cemiyeti, İstanbul, 2004, s.319

4.Ertuğrul, A.,  Mimar Sinan’ın İstanbul’daki Mevcut Hamamları, İTÜ FBE yayınlanmamış yüksek lisans tezi,2002