Malkara Santral Binası (yöredeki adıyla “Metropolit Evi”), Tekirdağ’ın Malkara ilçesi Gazibey Mahallesi’nde, 210 ada 46 parselde yer alan 19. yüzyıla tarihlenen iki katlı kâgir bir yapıdır. Bu yazı; TAKSİM YAPI Mimarlık İnşaat Restorasyon tarafından Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi için hazırlanan Rölöve-Restitüsyon-Restorasyon Raporu, Sanat Tarihi Raporu ve Fotoğraf Albümünden derlenmiştir.
Edirne Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından tescillenmiş olan Malkara Santral Binası, günümüzde harabe ve atıl durumdadır; mülkiyeti Maliye Hazinesi’ne ait olup Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi’nin kültürel tesis alanı olarak planladığı 425,57 m²’lik bir parselde bulunmaktadır. Yapının en dikkat çekici yönü, özgün işlevinin kesin olarak bilinmemesi ve bu konuda mimarlar, inşaat mühendisleri ve sanat tarihçilerinden oluşan bir ekip tarafından derinlemesine araştırılmış olmasıdır.
Konum ve Tarihsel Arkaplan
Tekirdağ, Marmara Denizi’nin kuzeyinde, tamamı Trakya topraklarında yer alan illerden biridir; Malkara ise il merkezinin yaklaşık 56 km batısında konumlanan, 1.149 km²’lik yüzölçümüyle Tekirdağ’ın en geniş ilçesidir. Osmanlı döneminde akıncı birliklerinin merkezi olan Malkara, Balkan Savaşı sırasında 9 Kasım 1912’de Bulgarlar tarafından işgal edilmiş, 14 Temmuz 1913’te kurtarılmış; I. Dünya Savaşı sonrasında ise 20 Temmuz 1920’de Yunan işgaline uğramış, 14 Kasım 1922’de yeniden Türk yönetimine geçmiştir. Tekirdağ’daki bir başka koruma altındaki yapı için Malkara Surp Toros Kilisesi rölöve-restitüsyon-restorasyon raporu yazımıza da göz atabilirsiniz.





Malkara Santral Binası: Metropolit Evi mi, Kilise mi, Değirmen mi, Yoksa Bir Okul mu?
Malkara Santral Binası, Cumhuriyet döneminde elektrik santrali olarak kullanıldığı için bu adla anılmakta, yöre halkı arasında ise “Metropolit Evi” olarak bilinmektedir; yapının özgün işlevi konusunda ise kesin bir belgeye ulaşılamamıştır. Rapor, konuyu dört ayrı olasılık üzerinden ele almış ve her birini mimari, tarihî ve arşiv verileriyle sınamıştır.
İlk olasılık, yapının bir metropolit evi (bölge piskoposunun ikametgâhı) olduğu yönündeki yaygın kanıdır. Ancak rapor bu görüşü kilise hiyerarşisi açısından mümkün görmez: metropolit, bir bölgenin tüm kiliselerinden sorumlu başpiskopos olup görev tanımı gereği sancağın merkez ilçesinde bulunması gerekir; oysa Malkara o dönem sancağın bağlı bir kazası konumundaydı ve idari yapı itibarıyla burada bir metropolitin görevlendirilmesi söz konusu değildi.
İkinci olasılık, yapının bir Ermeni kilisesi olduğu yönündeki iddiadır; birkaç resmî kurum sayfası ve Ermenice birkaç internet sitesinde bu yönde ifadeler yer alır. Ancak kiliselerin ortak özellikleri olan plan kurgusu, kütle tasarımı ve doğu-batı yönlü konumlanış, incelenen yapıda görülmemektedir; kilise mimarisi ve restorasyonu konusunda deneyimli mimar, inşaat mühendisi ve sanat tarihçilerden oluşan ekip, yapının bir ibadethane olmadığı konusunda görüş birliğine varmıştır.
Üçüncü olasılık, yapının bir un fabrikası/değirmen binası olduğu yönündedir; üçgen alınlıklı beşik çatı formu ilk bakışta İstanbul’daki Unkapanı, Kasımpaşa ve Paşalimanı değirmen yapılarını çağrıştırır. Ne var ki incelenen değirmen yapılarında çatı arası son kata dahil edilip makas sistemleriyle kullanılırken, 46 parseldeki yapıda çatının kata dahil edilmediği belge niteliğindeki eski bir fotoğraftan (ters tavan çıtası) anlaşılmaktadır; ayrıca değirmen yapıları genellikle lojman, fırın ve depo gibi ek birimlerden oluşan büyük komplekslerken, bu yapı tek başına ve değirmen örneklerine kıyasla çok daha yüksek pencerelere sahiptir.

Dördüncü ve rapor ekibinin üzerinde uzlaştığı görüş ise yapının gayrimüslim bir cemaate ait okul olduğu yönündedir. Ermeni yazılı kaynaklarına göre yapının bulunduğu mahalle ve civarında, Mamigonyan ile Hıristiyan adlı beş yıllık eğitim veren, 173 erkek ve 129 kız öğrencisi ile 7 öğretmeni bulunan iki okul mevcuttu; 1901 tarihli Edirne Vilayeti Salnameleri de yörede iki Ermeni okulunun varlığını doğrulamaktadır. Araştırma sürecinde 46 parseldeki yapıyla mimari olarak benzerlik gösteren Aya Kiryaki Okulu, Papaz Köprüsü Rum Okulu, Zagor-Patiko Okulu, Kumkapı İoakimion Rum Kız Lisesi ve Yanya Pogon Okulu gibi dönem örnekleri incelenmiş; özellikle Aya Kiryaki Okulu’nun çöken çatı ve döşeme kiriş sisteminin 46 parseldeki yapıyla büyük benzerlik gösterdiği tespit edilmiştir. Bu karşılaştırmalar sonucunda ekip, yapının bir okul olduğu görüşünde birleşmiştir.



Sözlü tarih araştırmaları kapsamında yöre halkından edinilen bilgiler de dinî inanç farkı gözetmeksizin yapının ilçenin kültürel hafızasında önemli bir yer tuttuğunu, ancak bu önemin koruma anlamında yeterince karşılık bulmadığını ortaya koymuştur. Yapının kesin tarihine ve mimarına dair bugüne kadar bir belgeye rastlanmamış olması, konuyu tam olarak netliğe kavuşturmaktan uzak tutmaktadır — bu nedenle yazı boyunca yapının kimliği “muhtemel okul yapısı” ifadesiyle temkinli biçimde anılmaktadır.
Araştırma sürecinde ortaya çıkan tarihsiz ama son derece değerli bir belge, yapının özgün hâlini gösteren eski bir fotoğraftır. Bu fotoğraf, cephedeki üçgen alınlığı, iki katlı kütleyi ve giriş önündeki varillerle günlük kullanım izlerini net biçimde belgelemektedir.

Rölöve: Dış Cepheler
Malkara Santral Binası’nın rölövesinde, ön ve arka kısa cephelerin simetrik bir düzenlemeye sahip olduğu görülür; pencereler zemin ve birinci katta üçlü gruplar hâlinde simetri ekseninde sıralanır. Sol uzun cephede zemin kat orta aksında ana giriş kapısı, her iki yanında ikişer pencere ve kapının üzerinde 1. kat aksında dışa taşkın metal profillere oturan, günümüzde harap durumdaki muhdes bir balkon yer alır; balkonun eski bir fotoğraftan tespit edilen ferforje korkuluğu günümüze ulaşmamıştır. Sağ uzun cephede ise özgün kurguda zemin ve üst katta beşer pencere açıklığı bulunmaktadır.


Kat yükseklikleri, tüm cepheleri kuşatan bosajlı dikdörtgen kesme taş silmelerle vurgulanmış; silme hizasında cepheyi güçlendirmek amacıyla metal kılıçlamalar uygulanmıştır. Dış cephe sıvasız taş örgüdür; çatıya geçiş kenarında furuşlarla hareketlendirilmiş içbükey profilli taş saçak, ön ve arka kısa cephelerde üçgen alınlık duvarıyla son bulur. Bu alınlık duvarlarının orta aksında birer aydınlatma penceresi bulunur. Günümüzde pencere ve kapı doğramaları mevcut olmayıp açıklıkların büyük bölümü tuğla ve taş örgüyle kapatılmış, ön cephede zemin kat sağ aksındaki pencere ile sağ cephe orta aksındaki pencere ise niteliksiz müdahalelerle kapıya dönüştürülerek özgün mimari kurguya zarar verilmiştir.




Rölöve: İç Mekân
Malkara Santral Binası’nın iç mekânında yoğun ağaçlanma ve bitkilenmeden kaynaklanan kök hasarları görülmektedir; moloz ve atıkların temizlenmesi, bitkilenmenin sonlandırılması, binanın özgün detaylarının sağlıklı tespiti için gerekli görülmektedir. Günümüze ulaşmayan normal katın kat yükseklikleri, duvar içinde gizlenen ve metal kenetlerle güçlendirilmiş bindirme sistemli ahşap kirişlerden tespit edilebilmektedir. Zemin kat orta aksındaki ana giriş kapısının dıştan bosajlı taş kemeri, iç cidarda tuğla örgü basık yuvarlak kemerle ve metal profil lentoyla desteklenmiştir; kapının her iki yanında tuğla örgü kemerli, dar ve uzun ikişer pencere yer alır.

Binanın elektrik santrali olarak kullanıldığı döneme ait muhdes betonarme teknik donatı öğeleri zeminde hâlâ görülebilmektedir. Pencereler dış cephede bosajlı taş basık yuvarlak kemerli, iç cidarda tuğla örgü basık yuvarlak kemerlidir; kemer karnında kilit taşı simetrisinde metal kenetlerle güçlendirme yapılmıştır. Doğramalara dair mimari bir iz kalmamış olsa da eski fotoğraflardan pencerelerin ahşap çift kanatlı olduğu, zemin katta ise dökme demir mızrak uçlu metal şebekelerin kullanıldığı anlaşılmaktadır — bu şebekelerin bir kısmı günümüze ulaşabilmiştir. İç mekânda pencere ve kapı sövelerinde, kemer karınlarında kireç esaslı özgün sıva üzeri boya izleri takip edilebilmekte, özgün kurguda iç cephe duvarlarının sıvalı olduğu tespit edilebilmektedir.


Malkara Santral Binası Restitüsyonu: Kayıp Elemanların Yeniden Kurgusu
Malkara Santral Binası’nın özgün mimari karakterinin ve dönemine dair yazılı-görsel belgelerin elde edilmesi amacıyla üniversite kütüphaneleri, Başbakanlık Osmanlı arşivleri, İstanbul Üniversitesi Fotoğraf Arşivi, IRCICA kütüphanesi, Atatürk Kitaplığı fotoğraf arşivleri ve İstanbul Enstitüsü kaynakları taranmış, ancak sınırlı veriye ulaşılabilmiştir. Yapıdan günümüze yalnızca beden duvarları ulaştığı için cephe düzenlemesi, günümüze ulaşan en eski fotoğraf (belge 1) ve mevcut mimari izler esas alınarak restitüe edilmiştir.
Restitüsyon projesinde tek giriş kapısının dıştan taş, içten tuğla örgü basık yuvarlak kemerli, aydınlık pencereli ve ahşap çift kanatlı olduğu; giriş aksının üzerindeki çıkma balkonun demir korkuluklu olarak tasarlandığı; tüm pencere doğramalarının üst kotta sabit kasetleme çıtalı, alt kotta ahşap çift kanatlı ve zemin katta dökme demir mızrak uçlu şebekeli olarak restitüe edildiği belirtilmektedir. Yapıya bitişik arka cephedeki niteliksiz betonarme ek yapı ise binanın siluetini bozduğu gerekçesiyle restitüsyon projesinden tamamen çıkarılmıştır.
İç mekânda, ana giriş kapısı aksında bir geçiş holü ve bu hole bitişik, ahşap dikmeler ve ahşap bağdadi bölme duvarlarla sınırlanan iki kollu yarım döner bir merdiven kurgulanmıştır. Zemin katta yapılan araştırma kazısında taş zemin döşemesine rastlanmış olup zemin kat bu bulguya göre restitüe edilmiş; üst kat ise yakın döneme ait bir fotoğraf ile mimari izlerden yola çıkılarak ahşap kaplama olarak önerilmiştir. Üst örtü, ahşap konstrüksiyonlu beşik çatı sisteminde ve alaturka kiremitle örtülü olarak restitüe edilmiştir.
Malkara Santral Binası Restorasyon Önerileri: Kent Müzesi İşlevi
210 ada 46 parseldeki taşınmaz kültür varlığı olan Malkara Santral Binası’nın restorasyonu restitüsyon projesine uygun olarak yürütülecek, ancak kent müzesi işleviyle yeniden kullanıma açılacaktır. Rapora göre öncelikle yapı içindeki ve dış cepheye bitişik tüm niteliksiz ekler kaldırılacak; şakülünden yaklaşık 30 cm kaymış olan güneydoğu ve kuzeybatı duvarları, korunacak iki duvar askıya alındıktan sonra sökülüp özgün taşlarıyla yeniden şakülüne oturtulacaktır. Muhdes pencere kapamaları alınacak, harç özelliğini yitirmiş üst kot örgüler restitüsyon projesine uygun özgün harç ve duvar sistemiyle yeniden örülecektir.
Çatlak müdahalesinde kademeli bir yöntem öngörülmüştür: 1 cm’e kadar olan çatlaklara özgün harç karışımıyla enjeksiyon, 1-4 cm arasındakilere paslanmaz kenetlerle dikiş sonrası enjeksiyon, 4 cm’den büyük çatlaklarda ise çevresinin 15-20 cm çürütülerek özgün sistemle yeniden örülmesi ve enjeksiyon önerilmektedir. Ayakta kalan özgün taş örgü korunacak, erimiş ve aşınmış taşlarda özgün taş özelliğine uygun malzemeyle çürütme-tümleme yapılacak, tüm derzler sökülüp özgün derz karışımıyla yeniden derzlenecektir. Taş yüzeylere paroloid ve ardından su itici uygulanması önerilmektedir.
Çatı sistemi ahşap makas sistemine göre çözümlenecek, kaplama tahtası üzerine rufoline ve alaturka kiremit örtü uygulanacaktır. Duvar üst kotunda, çatı kurgulanmadan önce tüm duvarları çerçeveleyen paslanmaz L profille hatıl sistemi önerilmiştir. Kat döşemeleri özgününe uygun ahşap kiriş sisteminde yapılacak; zemin taş kaplama, 1. kat döşemesi ise ahşap kaplama olarak çözülecektir. Kent müzesi işlevi için zemin katta girişin sağ bölümüne tuvalet birimleri ve idari ofis, diğer mekânlara ise sergileme salonları yerleştirilmiş; katlar arası geçiş limon kirişli ahşap bir merdivenle sağlanmıştır. Kullanılacak tüm ahşap elemanların fırınlanmış, emprenye edilmiş ve yangına karşı koruyucu boyayla boyanmış olması şart koşulmuştur.
Kaynak ve Belgeler
Bu yazı; Malkara Santral Binası hakkında TAKSİM YAPI Mimarlık İnşaat Restorasyon tarafından Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi için hazırlanan “Tekirdağ Malkara İlçesi 210 Ada 46 Parselde Bulunan Yapının Rölöve-Restitüsyon-Restorasyon Raporu”, “Sanat Tarihi Raporu” ve “Santral Binası Fotoğraf Albümü” belgelerinden derlenmiştir. Raporda kaynak gösterilen başlıca eserler arasında Ümit Ekin ve Hümmet Kanal’ın “Tekfurdağı Sancağı’nın Sosyal ve Ekonomik Yapısı (1890-1902)” makalesi, Necmettin Tozlu’nun “Osmanlı Devleti’nde Ermeni Eğitim Kurumları ve Faaliyetleri” makalesi, Raymond H. Kévorkian ve Paul B. Paboudjian’ın “1915 Öncesinde Osmanlı İmparatorluğu’nda Ermeniler” adlı kitabı, 1901 tarihli Edirne Vilayeti Salnameleri ile Füsun Seçer Kariptaş’ın Unkapanı Değirmeni’nin mimari analizine ilişkin çalışması yer almaktadır.