Orhaniye Kışla Camii, Beşiktaş Mecidiye’de yer alan Orhaniye Kışlası kompleksinin önemli bir parçasıdır. Aşağıda Yrd. Doç. Dr. Selçuk Seçkin tarafından hazırlanan sanat tarihi raporunun tam metni, rapordaki görsel sırasıyla sunulmaktadır.
İstanbul, Beşiktaş İlçesi, 639 Ada, 181 Parseldeki Orhaniye Kışla Camii’nin Kalemişi Süsleme Programı Hakkında Sanat Tarihi Raporu
Osmanlı Döneminde Kışla Mimarisi
Osmanlı Devleti’nin beylik olarak kuruluşu ve sonrasında yükselme döneminde askeri teşkilatın düzgün ve sistemli işleyişinin önemi büyüktür. 16. Yüzyıl sonrasında yaşanan toprak kayıpları ve askeri başarısızlıkları telafi etmek amacıyla yapılan çalışmalar köklü değişiklikleri beraberinde getirmediği için yeterli derecede başarı sağlanamamıştır. Yeniçeri ve Kapıkulu Ocakları olmak üzere ikiye ayrılan Osmanlı kara ordusu özellikle III. Selim döneminden itibaren yenileşme ve modernleşme alanında önemli değişimlere uğramıştır. Yeni ordu kurularak Yeniçeri Ocağı’nın ortadan kaldırılması, Baron de Tott’un faaliyetleri gibi çok kapsamlı yenileşme düşünceleri III. Selim’in tahttan indirilmesiyle sonuçlanmış, fakat askeri alanda ıslahat yapılması fikrini engelleyememiştir. II. Mahmud döneminde,Asakir-i Mansure-yiMuhammediye adlı yeni ordu kurulmuş, bu orduyla birlikte yeni eğitim kurumlarına ve yeni mimari yapılara, da ihtiyaç duyulmuştur. Bunlardan en önemlisi, düzenli ordunun en önemli ihtiyacı askerin barınacağı ve eğitim yapacağı kışla yapılarıdır.
II. Mahmud, Abdülmecid, Abdülaziz dönemlerinde de askeri kışla, karakol, eğitim yapıları ve askerilerin ihtiyaçlarını karşılayacak üretim tesislerinin yapımına devam edilmiştir. Artan dış tehditler, II.Abdülhamid’in uzun saltanat sürecinde askeri alana daha fazla yatırım yapılmasına neden olmuştur. 1826’dan sonra inşa edilen 14 kışlanın cephe tasarımının neo-klasiktarzda yapıldığı, pek çok birimi bünyesinde barındırdığı ve plan şeması olarak dikdörtgen veya U planın tercih edildiği görülmektedir.
İstanbul’da özellikle şehrin görünür yerlerinde inşa edilen kışla yapıları önce ahşaptan, daha sonra ise kargir malzemeden inşa edilmiştir. Kışla yapılarında göze çarpan bir başka unsur hünkar daireleridir. Hünkarın Cuma Selamlığı’na çıktığı vakit dinlendiği, çeşitli resmi kabulleri yaptığı bu birimlere pek çok kışlada rastlanır. Yine pek çok kışla yapısında cami de ayrılmaz bir unsurdur. Mutlaka iç avlu veya geniş bir avlusu olan kışlalarda, kat düzeni arazinin yapısına göre değişim göstermektedir.
Orhaniye Kışlası’nın İnşa Süreci ve Mimarisi
Orhaniye Kışlası, Yıldız Sarayı’nın doğusunda, Ortaköy’den Barbaros Bulvarı’na bağlantıyı sağlayan Palanga Caddesi üzerinde, İstanbul Beşiktaş ilçesine bağlı Mecidiye Semti’nde yer almaktadır. 42 pafta 639 ada 32-33-36-38-179-180-181 parsellerdedir. Kışla kompleksi 51.678 m²’lik bir alanı kaplamaktadır.
Resim 1-Kışla ve çevresinin görünümü

Resim 2- 1966 Yılına ait hava görünümü (İBB Arşivi)
Resim 3- 2013 yılına ait hava görünümü (İBB Arşivi)
II. Abdülhamid döneminde (1876-1909) yaptırılmış olan kışlanın inşaatının bitiş tarihi avlugiriş kapısı üzerindeki kitabeye göre 1302/1884, ortasında bulunan camininkitabesine göre 1303/1885’dir. Ayrıca Başbakanlık Osmanlı Arşivi’ndeki 1885-1892 arasında belgeler de mevcut olup,Tebrikname-i Milli’ye göre 1900’den önce de onarım görmüştür. Kışla ve caminin inşasının hangi tarihte başladığı vekim tarafından yapıldığı bilinmemektedir. Yapının Hassa Alayı’ndan, Mızraklı Süvariler için Yıldız Sarayı’na yakın konumda yapıldığı ve çoğu Arnavut asıllı olan bu askerlerin kıyafet ve seçimine özel önem verildiği ve Tüfenkçi Alayı olarak da anıldığı bilinmektedir.
Avlu giriş kapısı üzerinde bulunan kitabe 16 mısralıdır, kitabenin sağına “ İnnafetahna leke fetham mübina”, soluna “Nasrunminallahivefethunkariybun”âyetleri ile “1302” tarihiyazılmıştır. Şair Naci tarafından yazılan kitabesi şöyledir:
“Encüm-i sipâh -ıpâd-şâh-i âsmân-penâh
AbdülhamîdHân ki odur sâye-i Hudâ
Saffbağlamaz mı emrine dâr- ül -cihâdda
Askerler ordu ordumu’asker liva liva
Birden cihan-ı gazaya gider cân-fedâ eder
Fermanı bir işaret ederse gazâgazâ
Olmaz mı fart-ı himmetinin hep nişanesi
İ’mâr-ı mülke eylediği bunca i’tinâ
Yaptırdı pek metin ve mükemmel kışlayı
Olsun cihanda fâtiha-i nusret ü Hudâ
Nisbet kılındı Hazret-i Orhan’ın ismine
Eyler o intisâb ile de kesb-i i’tilâ
Oldukça sul ü cenk bu âlemdepây-dâr
A’dâ -yıdînegalib ola ceyşidâima
Tarihi etti kalbime Naci bu şeb tulü’
Yıldız’da kışla kıldı meh-i saltanat binâ 1302”
Camii üzerinde yine Şair Naci tarafından yazılan 4 mısralı kitabe ise şöyledir:
“ Yaptırdı ceddi Hazret-i Orhan nâmına
Bu ma’bed-i şerifi cenâb-ı şeh-i zemân
Sa’dî kulu dedi tarîh-i tâmmını
Nurânî oldu cami’ AbdülhamîdHân 1303”
Avlu giriş kapısı üzerinde ve cami üzerinde bulunan kitabenin “Nisbet kılındı Hazret-i
Orhan’ın ismine” ve “Yaptırdı ceddi Hazret-i Orhan nâmına” adlı mısralardan anlaşıldığıüzere bu kışla ve cami Osmanlı Devleti’nin ikinci padişahı Orhan Gazi’ye ithafen yapılmıştır.
U planlı kışlada, cami, hamam,çeşme, ek yapılar, manej, ahırlar ve silahhaneden oluşmaktayken günümüze, orta avlu girişi, nöbetçi kulübesi, kışla yapıları, cami, çeşme, özgün üç ek yapı ve silahhane ulaşmıştır.
Resim 4- Alman Sendika Haritası’nda kışlanın görünümü(1926)

Resim 5- Pervititch Haritası’nda bölgenin görünümü (1920-30)

Orhaniye Camii Mimari Özellikleri
Orhaniye Camii, kışla binasının kuzeydoğu kanadında yer almakta olup, arazinin eğiminden dolayı bodrum, giriş ve mahfel olmak üzere üç katlı olarak inşa edilmiştir. Restorasyon faaliyeti öncesinde Askeri Disiplin Koğuşu olarak kullanılan bodrum kat bu süreçte muhdes elemanlarla bölümlenmiştir. Yapının iç avlu tarafından geniş kademeli basamaklarla bodrum kata inilmektedir. Bu yolla arka avluya açılan bir alt geçide ulaşılmaktadır. Bu alt geçitten girilen bodrum katın ilk yapılış yıllarında mekanın bir kısmının caminin tuvaletleri, diğer kısımlarda da depo olarak kullanıldığı ve caminin giriş katına ahşap bir merdivenle (günümüzde bu merdiven başlangıcı bir duvar ile kapatılmıştır) ulaşıldığı anlaşılmıştır. Bugün yapısonraki kullanımından kaynaklı muhdes duvarlardan arındırılmış olup, taşıyıcı ahşap direklerin çevresinde mekan boş olarak görülebilmektedir. Bodrumun zemini altıgen petek tuğla, tavanı ise volta döşeme ile oluşturulmuştur.
Caminin esas girişi, kışla avlusundan ve güneybatı yönünden birkaç mermer basamaklı bir seki ile sağlanmıştır. Bu girişin sol yanında ise yine avluya açılan abdest alma yeri bulunmaktadır. Zemin katta çift kanatlı ahşap kapı ile kare planlı giriş bölümüne geçilir.(Z04)Buradan da son cemaat yeri fonksiyonu verilmiş olan kareye yakın üç yönden mekanlara da geçişi sağlayan kısma geçiş sağlanır. (Z02) Bu kısmın doğusunda dar dikdörtgen geçiş koridoru ile (Z07) kuzeyde (Z05) ve doğuda (Z06) iki odaya ulaşılır. Koridordan güney yönünde doğru gidildiğinde, ahşap merdivenegiden koridorda (Z09) sol tarafta tuvalet (Z08) ile yapıdan ayrık inşa edilen minareye geçiş koridoru yoluyla ulaşılmaktadır. Batıda giriş kısmının hemen güneyinde doğuda da geçiş koridorunun güneyinde, simetrik ahşap döner merdivenlerle üst kattaki mahfile çıkış sağlanır. Her iki ahşap merdiveninde gerek malzemesinin gerekse işçiliğinin değerlendirilmesi sonucu, üslup özellikleri bakımından özgün olmadığıdüşünülmektedir. İki serbest dört ahşap destekle taşınan son cemaat yerinden, kare planlı harim bölümüne geçiş sağlanır.
Caminin harim kısmıyla hemen hemen eş ölçülerde olan mahfil kısmına, simetrik olarak iki yanda yer alan döner merdivenlerle çıkılmaktadır. Batı yöndeki oda dağılımı, merdivenden çıkıştan sonra dar dikdörtgen bir koridor yardımıyla sağlanmıştır. (M02) Buradan batıya (M03) ve kuzeye birer kapı ile geçilir. Kuzeydeki mekan ikiye ayrılmış durumdadır. Geçiş odalar içinden sağlanır. (M04) (M05) Yanyana odaların hemen yanında abdest alma yeri galeri boşluğu bulunmaktadır. Merdivenden çıkışta odalara geçişi sağlayan koridor yoluyla salona geçilir. (M06) Salondan güney yönde kapı açıklığıyla maksureye geçiş sağlanır.(M07) Salon doğu yönde dar dikdörtgen bir koridora açılır. (M08) Koridora kuzey yönde tek bir kapı açıklığı açılmıştır. Yapılan restorasyon çalışması sırasında ikinci bir kapının da özgün durumda açılmış olduğu, zamanla kapatıldığı görülmüştür.(M09) Koridorun doğusunda da kapıyla açılan bir başka oda yer almaktadır. (M10) Aynı doğrultuda küçük bir tuvalet (M12) ve merdiven kovası da (M13) vardır. Koridordan doğu yönüne bir kapı ile geçildiğinde, maksurede olduğu gibi harime açılan mahfil bulunur. (M11)
Harim kısmına geçiş çift kanatlı bir ahşap kapı ile sağlanmakta olup, kapının iki yanında da birer pencere bulunur. Harimde doğu ve batı cephelerinde üçer iki katlı pencere ile yapıya ışık sağlanmıştır. Pencerelerin alt katında dikdörtgen söveli, üst katında ise sivri kemerli pencereler bulunmaktadır. Mihrap cephesinde ortada niş içerisi kandil motifi ile bezenmiş mihrap, hemen sağında ise minber yer almaktadır. Mihrabın duvarının alt kısmında pencere bulunmazken, ikinci kat pencerelerinin olduğu yerde ortasında yuvarlak pencereli, üzeri sivri kemerle sonlanan üç kör pencerebulunur. Mihrabın solunda da mermer sütunlar üzerine oturan vaiz kürsüsü bulunmaktadır.
Caminin oturduğu alan (kubbe altı) 225 m2 olup, kubbe çapı 11,45 m, kubbe yüksekliği 16,13 metredir. Kubbe göbeğinde ışınsal bir kompozisyon soluk kımızı zemin üzerine altın varakla yapılmış olup çevresinde metal (sac) plaka üzerine Nur Suresi 35. Ayet yeşil zemin üzerine altın varakla yazılıdır. Kubbe ortasındaki yuvarlak madalyondan gelişen ışınsal bölümlenme ile sekize bölümlenmiş olup, bölümlenmeyi sağlayan sarı bantların arası mavi zemin üzerine yıldız formunda kesilmiş metal plakalarla bezenmiştir.Kubbe kasnağında sırasıyla Pano 1:Allah (SAV), Pano 2:EbubekirRadyallahuAnh, Pano 3:Osman RadyallahuAnh, Pano 4:Hasan RadyallahuAnh, Pano 5:Hüseyin RadyallahuAnh, Pano 6:Ali RadyallahuAnh, Pano 7:Ömer RadyallahuAnh, Pano 8:Muhammed yazıları yeşil zemin üzerine yuvarlak madalyonlar halinde düzenlenmiştir. Üst pencerelerin orta seviyesinde dikdörtgen çini panolarda küfi,celisülüs vb. hatla çeşitli ayet ve hadisler yazılmış ve yerine monte edilmiştir.
Kubbe kasnağının altında Tebareke Suresi ve Saffat Suresi’nden ayetlerin yazıldığı metal levha üzerine yazılmış hat levhada 1885 (1303) tarihi okunmaktadır.KetebehuAlaaddin imzalı olan kuşaktan anlaşıldığına göre, yazı İbrahim Alaaddin Bey tarafından yazılmıştır.
Resim 6- Yazı kuşağında yer alan ketebe ayrıntısı

Yapının genel olarak günümüzdeki kalemişi üslubuna bakıldığında neo-klasik, eklektik veya neo-magrip olarak adlandırabileceğimiz özellikleri göstermektedir. Yoğun kalemişi bezemede iki kat ayrımı belirgin şekilde yapılmış, yüzeyler panolara bölünmüştür. Panoların içleri madalyonlu klasik süsleme unsurları ile bu alanların dışındaki kısımlar ise geometrik formlardaki süslemelerle kaplanmıştır.
Caminin asıl ibadet mekanınınher iki cephesinde de plastırlar, profilli saçak silmeleri bulunmaktadır ve ortasında sekizgen beton tepelik bulunan kemerli bir alınlıkla vurgulanmıştır. Bu kemerli alınlığın ortasında ve sekizgen pencerenin üstüne II. Abdülhamid ‘in mermer oyma tuğra madalyon kitabesi yerleştirilmiştir. Caminin iki kat pencereleri arasına ise dökme demirden yapıldığı düşünülen kitabe yerleştirilmiştir. Caminin harim kısmının üzeri kurşun kaplı olup, son cemaat veya hünkar mahfilinin üstü ise yeni tip marsilya benzeri bir kiremit ile kırma çatı olarak örtülmüştür.
Yapının bir başka özellikli unsuru da minaresidir. Minare neo-gotik özellikle göstermekte olup caminin kuzeybatı köşesinde olupyapıdan 50 cm. uzaklıktadır.Küfeki taştan imal edilen minare yapının etkisini zayıflatmamak için güdük bir görünümde imal edilmiştir. Caminin mihrabı yarım elips şeklindeki bir niş halinde olup, önüne mermer bir ek konulmuştur. Büyük oranda Marmara mermerinden imal edilen mihrabın, her iki yanında camii ikişer adet hereke pudinginden sütunce yerleştirilmiştir. Bu sütuncelerin üst kısımları altın yaldızlı, mukarnas geçişli sütun başlıkları ile sonlanmıştır. Bu sütun başlıklarının üstünde ise mihrap ana duvarında da görülen ve simetrik olarak yer alan oyma yeşil perde motifleri daha küçük ölçülerle tekrarlanmış ve ortalarına çiniden yapılmış iki adet ayet tabağı yerleştirilmiştir. Gerek bu kolonlu çıkma kısımların ve gerekse mihrabın üstleri ise yine mermerden oyma rumi motiflerle bezenmiş altın yaldız tepelikle sonlanmıştır. Mihrap üstünde kartuş şeklinde yer alan kitabe ise yeşil zemin üzerine altın varak ile “KüllemâdehalealeyhâZekerriyyel’l-mihrab” yazılıdır. Mihrabın secde duvarında üzeri yaldızlı yeşil boya ile boyanmış iki perde motifi ile bunların arsında sarkan mermerden oyma bir yağ kandili motifi yer alır.
Minber, Marmara mermerinden yapılmış olup, yarısı kare, diğer üst yarısı ise silindir biçiminde olan iki sütunce ile köşelere mermerden oyma rumi motiflerle bezenmiş basık bir kemerden minberin basamaklı bölümüne geçilmekte ve toplam 11 basamakla çıkılarak minberin kare planlı mermer köşküne ulaşılmaktadır. Dört küçük mermer sütunun taşıdığı minber köşkü, sekizgen kafesli bir mermer altlıkla beraber, üstü ahşaptan sekizgen bir piramit külah ve bakırdan alem ile sonlanır.
Marmara mermerinden sekiz adet küçük sütuna oturan vaaz kürsüsü sekizgen bir biçime sahiptir.Küçük bir kaideye oturan bu sütunlar altın yaldızlı mukarnaslı sütun başlıklarından oluşmakta ve at nalı formundaki kemerli bir geçişle vaaz kürsüsü kenar korkuluklarını taşımaktadırlar. Korkuluklarının yüzeyleri mermer şebekelerle çevrilmiştir, şebekenin boşlukları açılmamış kapalı bırakılmıştır.
Orhaniye Camii Kalemişi Süsleme Programı
Orhaniye Camii süsleme programına ayrıntılı olarak incelemeden önce yapıda gerçekleşen onarım faaliyetlerini araştırmak, süslemedeki dönemleri tespit etmek için önem taşımaktadır. Öncelikle yapının kitabesi olduğundan yapım tarihi 1885’tir. Mimarı hakkında herhangi bir bilgi mevcut değildir. Onarımlarla ilgili olarak gerek Arşiv kaynakları gerekse araştırmacılar bilgiler vermektedir. Buna göre 1902 tarihinde gerek kışla gerekse cami kapsamlı bir onarım görmüştür.Tebrikname-i Milli’ye göre 1900’den önce de onarım görmüştür.Aynur Çiftçi ise BOA’ndeki belgelerden 1890-1’de caminin onarım görmeye başladığını belirtmiştir. Bu tarihten sonra yapısal anlamda bilinen en önemli onarım 1969 tarihindedir. Çalışan ustalarının ve tarihin yer aldığı naif tarih yazısından sonra benzer nitelikte 1976 ve 1983 tarihli başka onarım kitabeleri daha bulunmaktadır.
Resim 7-9- Yapının iç yüzeylerinde yer alan onarım yazıları



1976 ve 1983 tarihli olan usta imzası yapının kalemişlerinin de son restorasyon tarihini vermektedir. Dolayısıyla yapıda kalemişlerini dönemselleştirmeye gidecek olursak;
Dönem = Yapının inşa edildiği tarih olarak bilinen 1885 tarihli yapıda az sayıda örneğini bulduğumuz kalemişleri
Dönem = İlk olarak onlarım gördüğü ve yapıyı tamamen saran kalemişleri (1890-1900)
Dönem = 1969, 1976 ve 1983 tarihine rastladığımız betonarme esaslı sıva üzerine yapılan kalemişleri
Bu veriler çerçevesinde yapının tüm yüzeylerinde yapılan araştırma raspaları sonuçlanmış ve dönem özellikleriyle kalemişi bezeme programı hakkında net verilere ulaşılmıştır. Buna göre yapının tüm birimlerini ayrıntılı olarak tek tek incelersek;
Z4 Mekanının tavanında tuval üzerine yağlıboya malzeme ilearma düzenlemesi yapılmış olup doğu duvarı özgündür. Diğer iki arma özgün değildir. Özgün örneğin yanında acemi bir işçilik gösteren örnekler hemen fark edilmektedir. Dörde bölünen tavanın bir kanadı ise sıva ile kapatılmıştır. Ortada alçı işçiliği ile yapılan kabartmalar bulunmaktadır. Bu mekanın tavanında özgün örneğin restorasyonunun yapılarak korunması gerekmektedir. Z4’ün yan duvarlarında ise yapının iç mekan yüzeylerinde karşımıza çıkan 3. dönem kalemişi süsleme unsurlarının 1983 yılındaki onarımda, sıva üzerine uygulanmış/yorumlanmış hali yer almakta olup, tüm yan duvarlarda benzer belirli bir yükseklikte bu tip kalemişi görülmektedir. Zeminden 30-40 cm. yüksekliğe kadarki kısımda ise damarlı mermer taklidi 3. Dönem üretimi sıva üzerine kalemişi olarak karşımıza çıkar.
Resim 10- Z4’ün tavanında yer alan tuval arma düzenlemeleri

Resim 11- Z4’ün yan cephelerinden kalemişi uygulamaları (kuzey cephe)

Resim 12-Yapılan raspa çalışması durum

Resim13- Mekanın doğu duvarındaki kalemişi bezeme

Z04 mekanında yapılan raspa çalışmasında üç dönem olduğu ortaya çıkmış olup, 1. dönem süsleme unsurları net olarak belli olmayacak şekilde bozuktur. 2. dönem kalemişi süslemelerine bakıldığında, 2. dönemin örnek alınarak benzer şekilde 3. dönemde kalemişi uygulamasının yapıldığı görülmektedir. Bu mekan için tavsiye edilen uygulama yine 2. dönemin ihyası şeklindedir.
Yapının Z04 mekanından geçişle, Z02 olarak adlandırılan son cemeat yerine geçildiğinde ahşap desteklerle bölümlenen geniş bir mekan karşımıza çıkar.Mekanın yan duvarlarında 3. dönemde yapılan kalemişleri panolar halinde olup mekanın boyutuna göre benzer özelliklerde uygulanmıştır. Panolarda süpürgelik kısmından sonra dikdörtgen pano içerisinde damarlı mermer taklidi kahverengi-sarı rengin hakim olduğu bölüm yer alır. Duvarları büyük oranda kaplayan en dışta kalın bir çerçeve daha sonra daha ince çizgilerle ortaya doğru daralan çizgilerle merkeze bakışı yönlendiren dikdörtgen panonun, iki dar ucunda rumi-palmetli ve palmetle sonlanan kompozisyon, ortada ise baklava dilimi formundaki kartuş içerisinde sırt sırta vermiş rumi –palmetli kompozisyon yer almaktadır.
Resim 14- Z02 Batı cephenin görünümü Resim 15- Z02 Doğu cephenin görünümü


Z02 mekanında yapılan raspa araştırması sonucunda, yan duvarlarda, mevcut kalemişi uygulamasının altından sadece bir dönem çıkmıştır.
Resim 16- Z02 Batı A12 panosunda raspa çalışmasında ortaya çıkan sonuç / Z02 Batı A12’dan ayrıntı

Buna göre mevcut üçüncü dönemin altından, merkezi çevreleyen çevreve çizgileri bazı noktalarda kayma gösterse de benzer özellikle yer almaktadır. Merkezde ise farklı bir kompozisyon karşımıza çıkar. Ampir süsleme unsurlarını andıran kompozisyon yapıda gördüğümüz üç dönem kalemişlerinden de farklı bir uygulamadır. Hiçbir döneme üslup olarak benzemektedir. Bu uygulamanın 2. dönem olarak ortaya çıkması ve farklı bir döneme rastlamamız nedeniyle madalyon göbeği olarak bu uygulamanın yapılması gerekmektedir.
Son cemaat yerinin tavanı da 3. dönemde yenilenmiştir. Bu onarım faaliyetinde sadece bir panoda 2. dönem özgün olarak bırakılmıştır. Özgün bırakılan panoda yapılan araştırma raspasında 1. dönem kalemişlerine de rastlanılmıştır. 3. dönemin altında da 2. dönem kalemişleri çıkmıştır. Tavanlarda genel kural olarak 3. dönemin ihyasının yapılması benimsenmiş fakat burada 2. Döneme ait verilere ulaşıldığı için 2. Dönemin bu şekilde ihyası uygun olacaktır.
Resim 17-18 Z02 tavanında 3. dönem altında ortaya çıkan 2. dönem kalemişleri


Resim 19-20 Yapılan 3. dönemrestorasyonunda özgün olarak bırakılan 2. dönem tavan süslemesine yapılan raspada ilk döneme ait veri elde edilmiştir.


Resim 21-22 Z02'nin taşıyıcı desteklerinin üzerindeki etektekiprofilli geçiş unsurunda özgün baskı altından çıkan ve tavanı dolanan pembe renkli kalemişi bezeme


Resim 23-24Tavan eteği geçişteki profilli silme en geniş bordürde 3. dönemin altı boş çıkmış, profil altındaki kuşakta ise kırmızı renkli baskı tespit edilmiştir.


Raspadan ortaya çıkan sonuca göre son cemaat yerinin ortasındaki destekler üzerindeki tavana geçişte profilli silmelerde ortaya çıkan 2. dönem pembe renkli baskı süslemelerin uygulanması, yan duvarların tavana geçişinde kullanılan şeritte de kırmızı renkli baskı süsleme unsurlarının uygulanması yerinde olacaktır. Yan duvarlarda raspa sonucu çıkan şeritin üzerindeki iki seviye halindeki profilli silmede ise 3. dönem altından hiçbir süsleme unsuru çıkmamıştır. Dolayısıyla uygulamalarla araştırma sonucuna göre ihyası yerinde olacaktır.
Zemin katta Z07 yoluyla ulaştığımıza Z05’te farklı kalemişleri karşımıza çıkmaktadır. Raspa çalışmasında kapı üzerinde içerisi boş dikdörtgen panonun zemin altındaki dört köşede üçgen formlu rumi-palmet süsleme ile göbekte yer alan yatayda gelişen benzer süsleme unsuru 3. dönemde uygulanmamıştır. Yapılacak uygulamada 2. dönemin ihya edilmesi yerinde olacaktır. Duvarlardaki panolarda ise gri tek renkli olarak uygulanan madalyonlu pano düzenlemelerinin altından yeşil-gri renkli benzer kompozisyon süslemeleri ortaya çıkmıştır. Panolarda yerleştirilmesinde 2 ve 3. dönemde kaymalar olmuştur. Yapılan raspada yan duvarda 5 dönemin çıkması ilginç bir veri olarak karşımıza çıkar. Bunlardan 1. dönem başka alanlarda da çıktığı için net olarak bilinmektedir. 2. dönem üst kısımlarda ortaya çıkan raspa ile benzer özellikler gösterir. Sonraki dönemlerin ise altmış, yetmiş ve seksenli yıllardaki onarımlarda yapıldığını düşünmek yanlış olmayacaktır. Bu mekanda 5 dönemin görülmesinin sebebi, bugün de kalemişlerininyoğun şekilde bozulmuş olmasından da anlaşılacağı gibi, nemden aşırı yıpranma kaynaklı olduğudur. Tavana geçişte profil ve altındaki kuşakta 2. dönemin, 3. dönemde oranları değişse de tekrar edildiği anlaşılmaktadır.
Resim 25-28 Z05 te 3. dönem altındaki 2. dönemkalemişleriile Z05'te 5 dönem ve en altta ilk dönem




Zemin katta geçiş koridoru şeklinde olan Z07’nin yan duvarlarında görülen düğüm motifi kayan eksenler halinde 2. ve 3. dönemde tekrarlanmıştır. Kontür çizgilerinin ise 3. dönemde gri olarak yapıldığı özgün 2. dönemde ise çerçeve çizgilerinin kırmızı ve daha ince olduğu yapılan raspadan anlaşılmaktadır. Duvarda tek renkte boyanmış alanların altında kırmızı renkte kalemişleri de fark edilmektedir. 2. dönemin altında 1. döneme ait de izler bulunmuştur. Z07’nin madalyon kompozisyonunun ucundaki palmet raspa yapıldığında 2. dönemin aynı seviyede aynı motifle yer aldığı da görülmektedir. Burada da 2. dönemin ihyası yerinde olacaktır.
Resim 29-31 Z07’de yapılan raspalama sonucunda ortaya çıkan dönemler



Z07’den geçişle ulaşılan Z06’da yapılan raspalamada kuzey duvarda kalemişi izlerine rastlanmıştır. Burada 1. Dönem kalemişleri ortaya çıkmıştır. Tavan eteğindeki içbükey geçiş unsurunda yapılan raspalamada alt döneme rastlanmamıştır. Tavan eteğinde 3. Dönem kalem işi bulunmaktadır.
Resim 32-34 Z06 numaralı mekan



Resim 35-38 Z09 numaralı mekanın yan duvarları ve tavan kalemişi bezemesi




Z09 numaralı üst kata çıkışı sağlayan merdivenin yan duvarlarında yer alan panolarda ortada bir göbek, dört köşede de benzer natüralist süsleme, yapılan raspalamada yerleri kaysa da 2. dönemde de uygulanmıştır. Dolayısıyla benzer kompozisyondan 2. dönemdeki işçiliği daha iyi durumdaki kompozisyonun Z09’da uygulanması yerinde olacaktır. Mekanın tavanı sunta üzerine kaplama bez kaplama olup geç dönemde uygulanmıştır. Benzer kompozisyonun da bu kısımda uygulanması üslup birliğini sağlayacaktır. Dolayısıyla verisiz tavanlarda 3. Dönemin uygulanması yerinde olacaktır. Zemin katta tuvalet (Z08) ve abdest muslukları (Z03) beyaz badana ile boyalı olup kalemişi süsleme yer almamaktadır.
Resim 39-40 M01 mekanından ve yapılan raspalama işlemi ve üst örtüye geçiş unsurundan sonucundan görünüm


Zemin kattaki girişten sonra güney yöne dönüldüğünde karşılaşılan döner merdiven ile üst kata geçiş sağlanır. Merdiven kovası çatıdan uzun süredir su aldığı için 3. dönemde yapılan kalemişlerinin bile iz olarak seçilebilmektedir. Yapılan raspa çalışmasında dört dönemin izlerine rastlanılmasına rağmen net süsleme unsurlarına rastlanılamamıştır. Diğer merdivenle simetrik bir kurguya sahip merdiven kovasının benzer süsleme unsuruna sahip olduğu izlerden anlaşılmaktadır. Tavan sunta üzerindeki beze yapılan 3. dönem kalemişi olup, tavana geçiş unsuru betonarme malzeme üzerine kalemişi olup 3. dönemde yapılmıştır.Uygulama ise elimizdeki veri yeterli olmadığından 3. Dönem kalem işinin yapılması önerilmektedir.
Yapının mahfil katına çıkıldığında M02 mekanı yoluyla M03’e ulaşılmaktadır. M03’de yapılan raspalama sonucunda yan duvarlarda tavana ulaşma için yapılan profilli düzenlemede kalemişi süslemenin tüm unsurları ortaya çıkartılmıştır. Sırt sırta vermiş C’le bitkisel süslemeler, ay yıldız frizi ve bir merkezden gelişen su çiçekleri sarı, kırmızı rengin hakim olduğu bir kompozisyonla sunulmuştur.
Resim 41-43 Yan duvarlardan tavana geçişteki profilli unsurların 3. Dönemi ve altındançıkan 2. Dönem kalemişleri /yan duvarlardaki kalemişleri



Yan duvarlarda ise büyük panolar halinde tavana geçiş unsurlarıyla bütünlük arz eden pastel tonda kırmızı,sarı renkte kalemişleri ortaya çıkarılmıştır. Elde edilen bulgularla bu mekan ayrıcalıklı bir süsleme ile karşımıza çıkmaktadır. Gerek yan duvarlar gerekse tavana geçiş profilleri birbirini süsleme unsuru olarak tamamlamakta olup yapılacak uygulamada eksik kısımların raspa sonucu elde edilen kalemişi verileriyle tamamlanması yerinde olacaktır.
Resim 44- M03’de yan duvarda ortaya çıkartılan panolardaki süsleme unsurları

Resim 45- Duvarların farklı inşa teknikleri ve raspalamada sonuç elde edilemeyen duvarlar

M02 kodlu merdivenden mekanlara dağılımı gerçekleştiren koridorda da raspalama işlemi yapılmıştır. Yan duvarlarda 3. dönem altından veri verecek şekilde kalemişi sonuçlarına ulaşılamamış olup, diğer pek çok mekanın tavanında da karşılaşılan sunta+bez üzerine kalemişi uygulaması yakın tarihlerde yapıldığı için kaldırılmıştır. Tavana geçişte yapılan raspalamada ise sadece bir yerde 3. döneme benzer tek bir süsleme unsuruna rastlanılmıştır. Her ne kadar 2 ve 3. dönem birbirine çok benzese de küçük nüanslar bulunmaktadır. Bunun dışındaki kısımlar boş olarak karşımıza çıkar. Veri elde edemediğimiz mekanlarda benimsediğimiz genel kural gereği 3. dönem ihyası yerinde olacaktır.
Resim 46- M02’de tavana geçişte yer alan yivli alanda 3. Dönem ve 2. Dönem ile boş bölümler

M05mekanında yapılan raspalamada herhangi bir veri elde edilememiş olup bu tip alanların yeniden kalemişi süslemesinde 3. Dönem kalemişi örneklerinin uygulanması yerinde olacaktır.
M04 mekanının yan duvarlarında yapılan raspalama işleminde herhangi bir veriye rastlanmamış olup, 3. dönemin ihyası yerinde olacaktır. Tavana geçişteki profillerde 2. döneme ait kalemişleri tespit edilmiştir.
Resim 47-48 M04’de tavana geçişteki profillerde rastlanılan 2. dönem kalemişleri


M06 geniş bir mekan olarak karşımıza çıkmaktadır. Burada yapılan raspa çalışmasında tavana geçiş profilleri yapılan raspa çalışması sırasında ortaya çıkartılmıştır. Yan duvarda ise çerçevelenmiş büyük panolar şeklindeki 3. dönem kalemişlerinin altında 2. döneme ait büyük motiflerle dolgulanmış panolar elde edilmiştir. Elde edilen kalemişleriylemekana uygulama yapılması uygun olacaktır.
Resim 49-50 M06 mekanında 3. dönemin altından çıkan dönemdeki kalemişi örnekleri


Mahfil katında en dış köşede yer alan odada yan duvarlarda kalemişi süslemelere ait hiçbir iz bulunamazken bu gibi mekânlarda belirlediğimiz şekilde 3. dönem ihya edilmelidir. Tavana geçişte iri 3. dönem palmetkalemişi süslemenin altında uzun dikdörtgen kartuş ve birleşme noktasında daire formlu süsleme çıkmıştır. Bu kısımda alttan çıkan kalemişinin ihya edilmesi gerekmekte olup, duvarlarda ise3. dönem kalemişi ile ihya edilmesi gerekmektedir.
Resim 51 – M09nolumekânda tavan eteğindeki içbükey unsurda yer alan kalemişi süsleme

M 10 no’lu odadaki özgün tavan diğer mekanlardan farklı bir görünüm sergilemektedir. Ahşap tavan ahşap çıtalarla bölümlenmiş ve her biri ayrıca ele alınmıştır. Tavanın ortasında alçıdan yapılmış naturalist süslemenin dört köşesinde altın yaldızla(?) benzer süsleme uygulanmıştır. Ortadaki düzenlemenin etrafında çıtalarla çevresi bölümlenen bölümlerde yağlıboya ile çiçek demetleri resmedilmiştir. Tavanın temizlik ve restorasyonunun yapılarak korunması gerekmektedir.
Resim 52- M10’daki mekanda özgün ahşap tavan örtüsü ve ortasındakibolonya alçısından?göbek süslemesi

M10’daki mekanıntavan eteğindeki iç bükey unsurda 3. dönem altından benzer 2. dönem ortaya çıkmış, bu dönemin altından ise düz renkte ahşaba ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihya sürecinde 2. dönem kalemişleri dikkate alınarak ihya yapılması gerekmektedir.
Resim 53- M10 tavan eteğindeki geçişte raspalamada elde edilen 2. dönem kalemişleri

Mahfil katında M08’de yapılan raspalamada 1. dönem karşımıza çıkmıştır. 3. dönemin raspası altında özellikle köşe panolarında mavi-kırmızı renkle cetvellenmiş panolarda köşede palmet başlık yer almaktadır. M08’in devamı, M13 batı duvarındaki panoda kırmızı cetvel içerisinde köşede rumili süsleme yapılmıştır. 2. Dönem süsleme özelliklerinde ise sarı soluk yeşil renk kullanımı ile naturalist üslupta süsleme uygulanmıştır. Madalyonun alt bölümü açıldığında karşımıza çıkan iki panodaki iki dönemin üst bölümünde madalyonun yarısı da 3. Dönem özelliklerini barındırmaktadır. Bu panonun kontürlerinin belirginleştirilerek restorasyonu sonrası üç dönemi birlikte gösterdiği için mümkün olduğu oranda korunması diğer kısımların 2. dönem ihyası ile uygulanması yerinde olacaktır.
Resim 54- M08’deki raspa sonrası ortaya çıkan 1. dönem kalemişi

Resim 55- M13’de ortaya çıkartılan 1-2. ve 3. dönemin birlikte görünümü

Resim 56- M13’in tavan eteğinde raspa sonrası ortaya çıkan süslemesiz zemin

M11 mekanında yapılan raspalamada 1-2 ve 3. dönem kalemişlerinin tümüne ait ayrıntılı sonuçlara ulaşılmıştır. Yapılan raspada 1. dönem panolarının köşe istifi ile panonun tümüne ait renkli cetvellerle yapılan çerçevelendirme işlemi tüm ayrıntılarıyla ortaya çıkmıştır. Bunun yanında 2. dönem kalemişlerine ait göbek ve panolarda ortaya çıkmıştır. Pek çok unsuru barındıran ve mahfil olarak kullanılan mekanda uygulama sırasında nasıl bir düzenleme yapılacağı önemli bir sorun olarak karşımıza çıkar. Bu mekanda yapının tümünde benimsenen 2. dönem ihyasına gitmek yapı içerisinde üslup bütünlüğünün sağlanması açısından yerinde olacaktır. 1. Dönemin ise tüm fotoğraf ve çizimleriyle arşivlenmesi ve yapılan raspalama işleminin sonuçlarının bu şekilde kayıt altına alınması gerekmektedir.
Resim 57-58- Yapılan raspalamada ortaya çıkan 1. dönem kalemişi örnekleri


Resim 59-60- Yapılan raspalamada ortaya çıkan 1. dönem kalemişi örnekleri


Resim 61-66 Yapılan raspalamada ortaya çıkan 2. dönem kalemişi örnekleri






Resim 67- Yapılan raspalamada ortaya çıkan 1. ve 2. dönem kalemişi örnekleri

M07 mekanının, hünkar mahfini katında, hünkar için ayrılmış bölüm olduğu özellikli işçiliğinden anlaşılmaktadır. Yan duvarlarda ortada madalyon dört köşede çiçek demetleri şeklinde süslemeler ile kenar bordürlerinde 16. yy Osmanlı Saray üslubunun motif skalası kullanılmıştır. Tavan dört dilimli tonoz formunda karkas iskelet üzerine bağdadi malzeme ile oluşturulmuş taşıyıcı üzerinde benzer süsleme unsurlarıyla bezenmiş iken çatıdan akan yağmur suları tavanın bir dilimini çürüterek yok etmiş, bir dilimi ise geç tarihli onarımlarda çimento esaslı sıva ile sıvanmıştır. M07 mekanıtek dönem(1.dönem) olarak edirnekari işçiliği altın yaldız (?) kullanımıyla caminin en prestijli bölümü olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu mekanı olabildiğince özgün haliyle temizleyerek korumak gerekmektedir. Üst örtüdeki çürüme yapılacak müdahalede de önemli bir sorundur.
Resim 68-70 M07 mekanındakikalemişi bezeme örneği



Yapının harim kısmı yapılan çalışmada motif ve seviye özellikleri dikkate alınarak dört kot olarak sıralanmıştır.
Resim 70-71 1. kotve 2. kottaki kalemişi uygulamaları

1.kotta yeşil zemin üzerine dikdörtgen panolarda, merkezde madalyon bulunmakta, iki uçta da uzun kalın çizgiler palmetle sonlanmaktadır. 1. Kot ufak nüanslarla birbirini tekrar eder kompozisyon sunmaktadır. 2. Kotta ise bütün alanlar geçme şeklinde düğümlerle birbirine bağlanmış olup tüm yüzeyle rumi-palmet ile dolgulanmıştır. Pencere araları ve tüm uzun dikdörtgen mekanlarda dikey formda birbirine bağlı üç boğum şeklinde en altta damla motifi içerisinde çiçek motifi ortada birbirine geçen düğümlerle dikdörtgen çini pano veya sekizgen küçük yıldız, en üstte daha büyük boyutlu yine başka bir sekizgen yıldız motifi ile temel süsleme unsuru tamamlanmaktadır. Mihrap cephesinde farklı bir uygulama olarak geometrik geçme motiflerini görmekteyiz. Yapılan raspa çalışmasında 2. dönem kalemişi altından 1. döneme ait kalemişleri de çıkmıştır. 2. Dönem kalemişleri form olarak 3. Döneme önemli oranda benzese de formların iç yüzey dolgularında farklılıklar görülmektedir. 1. dönem kalemişleri en üstteki 2. dönemden oldukça farklı özellikle gösterir. Yapılan uygulamada 2. dönemin ihya edilmesi onarımın genelinde, eldeki sonuçlar bakımından daha uygun olarak değerlendirildiğinden, harim kısmında da 2. dönemin ihyası bütünlüğün tamamlanması ve bu dönemin tüm unsurlarının ortaya çıkmış olması bakımından önem taşır. 1. Döneme ait kalemişi izleri ise belirlenen bazı bölümlerde ufak şeritler halinde referans vermesi açısından bırakılmalıdır.
Resim 72- 73 Harimin kuzey yönünde mahfil duvarında raspa sonucu çıkan kalemişlerinde1.2. ve 3. dönemler


Resim 74- 75 Hariminde raspa sonucu çıkan kalemişlerinde 1.2 .ve 3. dönemler


Resim 76-77 Hariminde raspa sonucu çıkan kalemişlerinde3. Dönem


Resim 78-79 Hariminde raspa sonucu çıkan kalemişlerinde2. Dönem


Resim 80-82 Hariminde raspa sonucu çıkan kalemişlerinde2. Dönem



Resim 83-86 Hariminde raspa sonucu çıkan kalemişlerinde2. Dönem




Resim 87 Hariminde bordürde raspa sonucu çıkan frizde 3. dönemde yıldız motifinin altında çıkan lotus motifi ve kemer arasından çıkan çiçek motifi

Resim 88- Yapının kubbesinin bölümlenmiş hali ile kubbe yüzeyinde çivilerle çakılan metal yıldızlar ve kubbe göbeği.(3. Dönem raspa öncesi)

Resim 889
Resim 89-90- Kubbe kasnağında yapılan raspalama sonrası ortaya çıkan 1. dönem ve 2. dönem kalemişleri


Resim 91- Kubbe iç yüzeyinde 3. dönemde yıldızdan temizlenmiş satıh altından çıkan 2. dönem iç yüzeyi ile arada kalan özgün yıldızlar

Sonuç olarak yapıdaki kalemişleri genel olarak neo-klasik, eklektik veya neo-magrip olarak adlandırabileceğimiz özellikleri göstermekte olup pek çok mekanın bundan ayrı tasarımları da içerdiği yaptığımız çalışmada ortaya çıkmaktadır. Kalemişlerinin 1. dönemine harim ve m11’de yoğun olarak rastlanılmaktadır. Bazı mekanlarda 1. döneme ait hiç iz olmaması yapının harim ve mahfil mekanında 1. dönemin uygulandığı, diğer pek çok mekanda ise kalemişlerinin yapım tarihinden 10-15 sonra yapılan kapsamlı onarımda tamamlandığı, bu süreçte 1. dönemin üzerine de üslup birliği olması açısından 2. dönemin uygulandığı görüşü eldeki raspa sonucuna göre ortaya çıkmaktadır. 1. Dönemin neoklasik (neoosmanlı) tarzında olduğu 2. dönemin ise naturalist-bitkisel öğeleri barındırdığı özellikle mahfil katındaki odalarda ortaya çıkmaktadır. Yapılan raspalama sırasında kabaran boyalar konservasyon ile duvara yapıştırılarak sağlamlaştırılmıştır. Elimizde verinin olmadığı tavanlarda 3. dönemin ihyası genel kural olarak belirlenmiştir. Ayrıca yan duvarlarında hiçbir veri bulunmayan mekanlar için de bu prensip yerinde olacaktır. Kalemişi ile oluşturulan dilimli tavan uygulaması, yapıyla benzer özellikler gösteren pek çok camide görülmektedir. Motif benzerliği,tavan uygulaması ve özellikle kubbede yıldız kullanımı gibi uygulamalarlaYıldız Hamidiye, Ertuğrul Tekke Camii ve Pertevniyal Valide Sultan Camii kalemişi tasarımı açısından Orhaniye Kışla Camii ile pek çok açıdan benzer özellikler göstermektedir.
Resim 92-93 Ertuğrul Tekke Camii selamlık mahfil tavanı harimdeki sekizgen kubbe


Resim 94-96 Pertevniyal Valide Sultan Camii süsleme ayrıntıları



Resim 97 Keçicizade Fuat Paşa Camii kubbe iç yüzeyi Resim 98 Altunuzade Camii kubbe iç yüzeyi


Resim 99- Hamidiye Camii kubbe ayrıntısı

Resim 100- Teşvikiye Camii mihrabı

Kaynakça
AlparslanAli, Osmanlı Hat Sanatı Tarihi, İstanbul 2000.
Atmaca Esra, Orhaniye Kışlası Tarihsel Gelişimi Koruma Sorunları ve Çözüm Önerileri, Yıldız Teknik Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Mimarlık Anabilim Dalı, Rölöve Restorasyon Programı, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi. İstanbul 2009.
Avunduk Acar – Yılmaz H. Fehmi, Orhaniye Kışla Camii, Tarihçe,Rölöve Raporu, Fotoğraf Albümü, İstanbul 2009
CebiMurat Yalçın, “Bir Restorasyon Öyküsü, Pertevniyal Valide Sultan Camii”,Restorasyon Yıllığı Dergisi, S. 1, İstanbul 2010, s. 67-82
CezarMustafa, Osmanlı Başkenti İstanbul, İstanbul 2002.
Çiftçi Aynur; 19. Yüzyılda Osmanlı Devleti’nde Askeri Mimari ve İstanbul’da İnşâ edilen Askeri Yapılar, Yıldız Teknik Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Mimarlık Anabilim Dalı, Rölöve Restorasyon Programı, Yayınlanmamış Doktora Tezi, İstanbul 2004.
Çoruhlu Tülin, “ Orhaniye Kışlası”, Dünden Bugüne İstanbul Ansiklopedisi, c.6, İstanbul1994, s. 137-138
Duymaz Şevki, II. Abdülhamid Dönemi İmar Faaliyetleri, Süleyman Demirel Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Tarih Anabilim Dalı, Yayınlanmamış Doktora Tezi, Isparta 2003.
HatipoğluOktay, 19. Yüzyıl Osmanlı Camilerinde Kalemişi Tezyinatı, Atatürk Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sanat Tarihi Anabilim Dalı, Yayınlanmamış Doktora Tezi, Erzurum 2007.
Karakaya Enis, “OrhaniyeKışla Camii” Dünden Bugüne Beşiktaş, Beşiktaş Bel. Yay. İstanbul 1998. s.167
Yazıcı Nurcan, “. Tebrikname-i Milli’ye göre II. Abdülhamid’in İstanbul’daki İmar Faaliyetleri I : Camiler”, XII. Ortaçağ ve Türk Dönemi Kazıları ve Sanat Tarihi Sempozyumu (15-17 Ekim 2008/Çanakkale), İzmir 2010, s. 266-278.
Yıldıran, Neşe, İstanbul’da II. Abdülhamid Dönemi Mimarisi, Mimar Sinan Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sanat Tarihi Anabilim Dalı, Yayınlanmamış Doktora Tezi, İstanbul 1989.
YücelUtku – KoçakSerap, “1887 Yılından Günümüze Bir Ahşap Harikası; Ertuğrul Tekke Camii ve 2008-2010 Restorasyon Çalışmaları”, Restorasyon Yıllığı Dergisi, S.1, İstanbul 2010, s. 85-105. Karşılaştırma resimleri bu dipnottaki ilgili kaynaklardan alınmıştır.
Arşiv Belgeleri :
1303/1885 (İ.DH 988 78010)
1320 /1902 (Y.PRKASK 189 84)
1306 /1888(Y.PRK –ASK 53 51)
26.04.2017
Fen-Edebiyat Fakültesi, Sanat Tarihi Bölümü
Öğretim Üyesi
Belgeleme görselleri











<
p class=”has-text-align-center”>Sanat tarihi raporu Yrd. Doç. Dr. Selçuk Seçkin tarafından hazırlanmıştır.