Yusuf Paşa Sıbyan Mektebi: Rölöve, Restitüsyon ve Restorasyon Raporu

Yusuf Paşa Sıbyan Mektebi, İstanbul’un Fatih ilçesinde, Haseki Caddesi üzerinde yer alan tarihî bir eğitim yapısıdır. Bu yayın; yapının tarihsel araştırmalarını, mevcut durumunu belgeleyen rölöve raporunu, restitüsyon değerlendirmelerini, restorasyon kararlarını, arşiv belgelerini ve rapordaki bütün görselleri bir araya getirir.

FATİH BELEDİYESİ

ETÜD PROJELER MÜDÜRLÜĞÜ

YUSUF PAŞA SIBYAN MEKTEBİ RÖLÖVE, RESTİTÜSYON VE RESTORASYON RAPORLARI


Yusuf Paşa Sıbyan Mektebi rölöve, restitüsyon ve restorasyon raporu kapak görseli

İÇİNDEKİLER

1. TARİHSEL ARAŞTIRMALAR

1.1 OSMANLI’DA SIBYAN MEKTEPLERİ

1.2 İSTANBUL’DAKİ SIBYAN MEKTEPLERİ

1.3 YUSUF PAŞA SIBYAN MEKTEBİNİN TARİHİ

1.3.1 YUSUF PAŞA KİMDİR

2. RÖLÖVE RAPORU

3. RESTİTÜSYON RAPORU

4. RESTORASYON RAPORU

1. TARİHSEL ARAŞTIRMALAR

1.1 OSMANLI’DA SIBYAN MEKTEPLERİ

Sıbyan Arapça bir kelime olup Sabi (çocuk) kelimesinin çoğuludur. Sıbyan Mektebi çocuklar için açılmış okul demektir. Sıbyan mektepleri Osmanlı devletinin ilkokullarıdır.

İslam dünyasının ilk asırlarında “Küttab” adıyla tanıdığımız bu okula, Müslüman Türk devletlerinden Karahanlı ve Selçuklularda “Sıbyan Mektebi” deniyordu. Osmanlılarda aynı okula bu isimle birlikte “Daru’ttalim”, “Daru’l –ilim”, “Muallimhâne”,”Mektep”, “Taş Mektep”, “Mahalle Mektebi”, “Mektephâne” ve b-i Ibtidâiye” gibi isimler veriliyordu. Yoksul çocuklar için açılanlara da küttab-ı sebil” veya “mekteb-i sebil” de deniyordu.

Ketebe sözcüğünden türeyen mektep sözcüğü yazı yazılan yer anlamına gelir, mektepler ayrıca Kur’an öğretilen yer manasında da kullanılıyordu. Sabi denilen beş

altı yaşındaki kız ve erkek çocukları okutmak amacıyla açılmış olan ilköğretim kurumlarına Osmanlı Devleti’nde sıbyan mektebi denilmiştir. Bu okullara, mekteb, mekâtib, küttab, taş mektep, mahalle mektebi gibi isimler de verilmiştir. Mahalle mektebi denilmesinin sebebi hemen hemen her mahallede açılması; taş mektep denilmesinin sebebi ise binalarının taştan yapılmasıdır.

Osmanlılar her mahalleye, her köye varıncaya kadar bu okulları yaygınlaştırmışlardı. Devletin sınırlarının ilerlemesine paralel olarak bu okulların sayısı da her geçen gün artıyordu.

Devlet adamları varlıklı kişiler ve vakıflar yoluyla köylerde ve bazı mahallelerde elbirliğiyle kurulurdu, öğretmen ücretini de veliler öderdi. Önceleri öğretim için özel olarak yetiştirilmiş bu iş öğretmenler olmadığı gibi, “okul” denebilecek binalar da yoktu. İmâm Mâlik de, mescitleri kirletebilecekleri düşüncesi ile, onlara mescitlerde yer vermeyince bu okullar özel evlerde, mescit ve cami kenarlarında vs. yer bulmuşlardır. Bu okulları vakıflar, zengin kişiler ve çoğu zaman da halk yaptırıyordu.

Osmanlı mekteplerinin Selçuklu geleneğini devam ettirdiği ya da esinlendiği düşünülebilir. Türk mimarisinde Sıbyan Mektebi mimarisi ancak Osmanlı mimarisinde oluşumunu ve gelişimini tamamlayabilmiştir. Osmanlı mimarisinde Sıbyan mektepleri kendine has karakteri ile İslam ve Türk mimarisinde özel bir yer tutmaktadır.

İlk defa Fatih Sultan Mehmet zamanında (1451-1481) İstanbul’da Fatih Külliye’sinde 1463-1470 yılları arasında Sıbyan mektebi yapılmıştır. Daha sonra da imparatorluğun bütün şehirlerinde (özellikle ilk yıllarda Bursa, İznik, Edirne ve Manisa) ve kasabalarında kurulmuş ilk eğitim kurumu olarak “Sıbyan Mektepleri” görülmektedir. Bu mektepleri Osmanlı’daki ilk düzenli eğitim müesseseleri olarak adlandırmak mümkündür.

Tarihimizde bilinen en eski bu öğretim kurumu olarak bilinen bu kurumları hakkında geniş bilgiler içeren yazılı evrak bulmak mümkün değildir. Ancak Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde sıbyan mektepleri hakkında yeterli olmasa da bazı bilgiler vermektedir. Mesela Seyahatname’de İstanbul’da 1591–1600 yıllarda 1653 tane sıbyan mektebi bulunduğu ifade edilmektedir.

İslamiyet ile oluşan Sıbyan mekteplerinin fonksiyonu çocuklara ilk dini eğitimin verilmesidir. İlk tahsil veren bu mekteplerde, 5-6 yaşlarındaki çocuklara okuma yazma, baz dini bilgiler ve dört işlemden ibaret olan matematik öğretilirdi. Sıbyan mektepleri, medreselerin çekirdeklerini oluşturmuşlardır.

Osmanlı döneminde her türlü eğitim sarayda verilmekteydi. Saray, hükümet ve

askerlik işlerinde çalıştırılarak, tüm memurlar sarayın içinde eğitiliyordu. Saray dışında eğitim alanı olarak sadece Sıbyan mektepleri ve Medreseler görülmektedir.

Sıbyan mektepleri öğrenciyi herhangi bir mesleğe yönlendirmekten ziyade Kuran ve

temel eğitime yönelik bir sınırlı eğitim programı içermektedir.

Sıbyan Mekteplerinin öğretim elemanları bir hoca ve onun yardımcısı olan kalfadan oluşmaktaydı. Osmanlılarda bu mektebin hocasına “Muallim”, yardımcısına

“Kalfa” veya ‘Halife’ denilirdi. Ayrıca bir temizlikçi hademe (Bevvab) ve bir Mubassır (çocukları evine götürüp getiren ve kavga etmelerinin önüne geçen görevli) görev yapardı. Talebelerine de “Suhte”, “Puser”, “Şakirt” denilirdi. Sıbyan mekteplerinin hocaları başka kaynak olmadığı için genellikle medresede okumuş, okuma yazma bilen, çok zaman cami veya mescidde imamlık ya da müezzinlik yapan kimselerdi. Muallimler genellikle o mahalle veya camiin imamı da olurlar; imamların eşleri de kız öğrencilere öğretmenlik yapabilirdi. Mektep öğretmenleri çeşitli zamanlarda ve Kurân’ın bitiminde, öğrencilerden ve ana babalarından hediyeler alırlardı. Bu okullarda görev yapacak olanlar için belirli bir okul veya devlet politikası yoktu. Medreselerde biraz okumuş, kendi kendine okuma yazma öğrenmiş davranış olarak ağır başlı kişiler sıbyan mekteplerine muallim olmuşlardır. Hoca ve kalfalar mahallenin en şerefli ve haysiyetli kişilerinden seçilirdi. Osmanlı Sıbyan mektebinde eğitim ve öğretimi veren kişi gücü yerinde, zekaca üstün yaşlılardan seçilirdi.

Başlama, özellikle Osmanlılarda “amin alayı” denilen, çocukların ve öğretmenlerin katıldığı, ilahiler okuyarak o yerleşim yerinde yürüyüş yapılan bir törenle olurdu. Mezuniyette de merasim ve mevlüd yapılırdı. Okul genelde tek bir dershane şeklinde olur ve burada farklı seviye ve yaşlarda çocuklar bulunabilirdi.

Öğretim yöntemi olarak ezberci ve nakilci yöntem kullanılırdı. Öğretmen öğrencilerin önünde minder üzerinde bağdaş kurarak otururdu. Öğrenciler hocanın etrafında halkalar meydana getirip yere otururlardı. Toplu öğretim yöntemi daha çok kullanılırdı. Okuma yazma geleneksel heceleme yöntemiyle öğretilirdi. Bazen hocanın yardımcısı (kalfa) veya çalışkan bir öğrenci çocuklara derslerini okutur, onlar da gösterilen kısmı iki yanlarına sallanarak, uğultu içinde tekrar eder dururlardı.

1.2 İSTANBUL’DAKİ SIBYAN MEKTEPLERİ

Konumları itibariyle sıbyan mekteplerini iki gruba ayırılabilir.

· Külliye içinde yer alan sıbyan mektepleri

· Mahalle içindeki tek yapılar

Külliyeler içinde yer alan sıbyan mektepleri Osmanlı mimarisinde külliyenin odağı olan camiden mümkün olduğu kadar uzaklaştırılmıştır. Külliye tasarımında mekteplerin simetriği tamamlayan yapılar olduğu dikkati çeken unsurdur. Külliyeler içinde yer alan sıbyan mektepleri sokağa açılan özel girişlere ve kendi içlerine dönük oyun bahçelerine sahiptirler ve daima külliyenin dış köşesinde yer alırlar. Bu planlama büyük ölçüde çocukların oyun ve gürültüleriyle cami ve medreseleri rahatsız etmemeleri içindir.

Mahalle içerisindeki tek yapılardan oluşan sıbyan mektepleri ise sokakların kesiştiği ve mahallelin ortası sayılabilecek yerlerde ve özellikle köşe başlarında yapılmışlardır. Bu planlama yapılırken mahallenin çeşitli yerlerine aynı uzaklıkta olması düşünülmüştür. bu yüzden sokakların kesişme noktaları olan köşe başları uygun görülmüştür.

Osmanlı mimarisinde görülen sıbyan mekteplerinin büyük çoğunluğu kare planlıdır. Nadir olarak dikdörtgen plan görülür.(İstanbul Eminağa Sıbyan Mektebi 9,00×4,80 m ebatlarındadır.) Sıbyan mekteplerinde plan çeşitliliğine pek rastlanmaz.

Bu yapıların planlanmasında en önemli ve ortak özellik çoğunun fevkani (üst katı olması) olmalarıdır. Diğer bir ortak özellik mekteplerinin boyutlarının hemen hemen aynı boyutlarda olmasıdır. Sıbyan mekteplerinin derslik ölçüleri 6,50×6,50 m ile 8,00×8,00 m arasında değişmektedir. Tavan yükseklikleri ise 3,50-5,00 m arasında değişmektedir. Sıbyan mekteplerinde sıra yerine rahle ve minderler kullanıldığı

düşünülürse yukarıdaki ölçülerin uygun olduğu görülür. Sıbyan mektepleri devirlerinin diğer toplumsal yapıları ile kıyaslanırsa ölçülerinde çocuk ölçeğine yaklaşma çabası sezilir.

Osmanlı sıbyan mekteplerinde genellikle kesme taş ve tuğla kullanılır. Mektepler ya kesme taştan ya da kesme taş tuğla karışımı almaşık düzende inşa edilmişlerdir. Genellikle giriş cephelerin de kesme taş, arka cephelerinde ise moloz taş kullanılmıştır. arka ve yan cepheler de moloz taş kullanılmıştır. Bütün cepheleri moloz taştan inşa edilen sıbyan mekteplerine de rastlanır. Bu mekteplerin cepheleri sıvalıdır.

Sıbyan mektepleri genellikle kare planlı olduklarından dolayı sütun paye gibi taşıyıcılara rastlanmaz. Bu yapılarda sınırlayıcı ve taşıyıcı özelliğe sahip duvarlar en önemli elemandır. Sıbyan mektepleri ufak boyutlarda oldukları için statik amaçlı duvar payelerine de gerek duyulmamıştır. Sıbyan mekteplerinde pencere ve kapılar diğer anıtsal yapılara göre daha küçük ölçülerdedir.

Osmanlı sıbyan mekteplerinde örtü genellikle kubbedir. Mektepler kare planlı oldukları için kubbe çok kullanılmıştır. Kubbe üst örtüsü olarak alaturka kiremit ve kurşun kaplama görülmektedir. Kubbeli yapılarda geçiş öğesi genelde trompt ve pandantiftir. Kubbeden sonra ahşap çatı sistemi de kullanılmıştır.

1.3 YUSUF PAŞA SIBYAN MEKTEBİNİN TARİHİ

Haseki tarihi

Semt, Haseki Hürrem Sultan adına yaptırılan külliyeden önce “Başçı Mahmut” olarak adlandırılıyordu. Semte ilk ismini veren ve “Başçı Mahmut” ismini 20. yüzyılın ilk yarısına kadar yaşatan bir dini yapı olarak Başçı Mahmut Tekkesi, tekkelerin kapatıldığı tarihe kadar varlığını sürdürmüş, zamanla bakımsız kalarak yıpranmış ve yok olmuştur.

Bir yerin adlandırılmasında bölgede yaşayan insanların büyük etkisi vardır. O bölgede yaşayan önemli şahsiyetlerin isimleri semtlerimiz tarafından sahiplenilmektedir. Bizans döneminden beri bu civardaki yer adları kadınlar etrafında dönmektedir. Arkadios Forumu’nun daha sonraları Avratpazarı’na dönüşmesi, Fatih Sultan Mehmed döneminde (1451-1481) Keyci Hatun’un burada bir mescit yaptırması ve Haseki Külliyesi’nin inşası bir rastlantı olmasa gerek. Türk aile geleneğinde kadının aile içerindeki ağırlığının hissedilmesi gibi, Haseki semtinde de kadınların etkisi aşikar olarak görülmektedir. “Kadınlar Şehri” olarak nitelendirilen İstanbul’un bu tarihi semtinin ismi de bir kadına ithaf edilmiştir.

İnsan yoğunluğunun artmasıyla İstanbul’daki semtlerin sınırları hızla genişlemektedir. Bu dokunun değişmesinde deprem ve yangınlar büyük önem taşımaktadır. 1918 Cibali, Fatih, Altımermer yangınları semtin büyük kısmını arsa haline getirmiştir. Felaketler ve imar faaliyetleri bir yandan semtin yeniden yapılanarak gelişmesini sağlarken, öte yanan tarihi dokuyu alt üst etmektedir. Haseki semti bu talihsizlikleri en acı şekilde yaşamıştır.

Haseki Hastanesi ile Vatan Caddesi’nin genişletilmesi sırasında maalesef bazı eserler yok edilmiştir. Arap Manav Sokağı ile Hafız Galip Sokakları birleştirilerek geniş bir cadde haline getirilmiş ve “Doktor Adnan Adıvar Caddesi” ismi verilmiştir. 1955-1960 arasındaki bu imar faaliyetleri sırasında Haseki semti sınırında bulunan Zıbın-ı Şerif Tekkesi, Selçuk Hatun Camii, Şirmerd Çavuş Camii, Tevekkül Hamamı yıkılarak Millet Caddesi genişletilmiştir.

Yol çalışmalarından dolayı yıkılarak ortadan kaldırılan tarihi eserlerden sadece Selçuk Hatun Camii, caddenin kenarına yeniden yaptırılmıştır. Cerrahpaşa ve Millet Caddeleri arasında bunlara paralel olarak uzanan Haseki Caddesi, Doktor Adnan Adıvar Caddesi’yle kesiştiği noktadan başlayarak Hekimoğlu Ali Paşa Caddesi’yle birleşerek Kızıl Elma Caddesi’ne ulaşır. Haseki’yi Haseki yapan bu caddedir. Tarihi eserlerin büyük bölümü Haseki Caddesi üzerinde karşılıklı sıralanmıştır.

1.3.1 YUSUF PAŞA KİMDİR

Yapıya adını aynı zamanda mektep içerisinde bir mezarı bulunan Yusuf Paşa Osmanlı sadrazamlarındadır.

Padişah 3. Ahmet zamanında sadrazamlık yapmış olan gürcü asıllı Osmanlı vezirlerindendir. Doğum yeri ve tarihi bilinmemektedir. Yeniçeri ocağında yetişmiştir. Osmanlı ordusunda ve sancaklarda muhtelif görevlerde bulunduktan sonra 1710 senesinde Yeniçeri ağalığına tayin edilmiştir. Yeniçeri Ağası olarak 1711’de Prut Savaşına katılmıştır. Bu savaşta göstermiş olduğu başarılar ile ün yapmıştır. Prut Anlaşması ile sonuçlanan bu savaş sonrasında, padişah 3. Ahmet seferin sonuçlarından memnun kalmadığı için Baltacı Mehmet Paşa’yı sadrazamlıktan almış ve yerine Yusuf Paşa’yı sadrazam tayin etmiştir. Fakat sadrazam değişikliği gizli tutulmuş, Osmanlı Ordusu Edirne’ye geldiğinden, kapıcılar kethüdası Türk Mehmet Ağa tarafından sadrazamlık mührü ve hattı hümayun Yusuf Paşa’ya ulaştırılmıştır. Yusuf Paşa’da sadrazam olarak orduyu İstanbul’a getirmiştir. Osmanlı İmparatorluğunun 133. sadrazamı olan Yusuf Paşa, 11 ay 22 gün bu makamda kalmıştır. Sadrazamlığı döneminde, Ruslar ile yeni bir anlaşma imzalanmış ise de Ruslar bu anlaşmaya riayet etmemişlerdir. Bunun üzerine Padişah 3. Ahmet tekrar bir Rus seferi düzenlemek istemiştir. Yusuf Paşa ise ordunun yorgun ve hazırlıksız olduğunu savunarak yapılmak istenen sefere karşı çıkmıştır. Bu gelişmeler sonrasında Aralık 1712’de görevden alınmış ve Rodos adasına gönderilmiştir. Yusuf Paşa, 1714 senesinde Rodos adasında idam edilmiştir. İdam edilmesinde rakiplerinin büyük etkisi olmuştur. Rodos’ta bir mezarı olduğu gibi, İstanbul Aksaray semtinde de kabri bulunmaktadır. Ayrıca Aksaray’da bir okul ve çeşme yaptırmıştır. Yusuf Paşa Sıbyan Mektebi olarak bilinen bu okul bir dönem, İstanbul Büyükşehir Belediyesi bünyesinde Yusuf Paşa Halk Kütüphanesi olarak da hizmet vermiştir.

Bahadır ve cesur bir kişiliğe sahip olmasına rağmen yeniçeri ocağında görev yapmasından dolayı bürokrasi ve siyasi işlerde pek bilgi sahibi değildir. Yeniçeri ağalığından sadrazamlığa yükseldiği için “Ağa Yusuf Paşa” unvanıyla tanınmıştır. Sözünü ve kanaatini saklamayan bir devlet adamıdır. Padişahla ters düşmesinin sebebi de bu olmuştur. Yusuf Paşa’nın ayrıca Türkçeyi iyi konuşamadığı da kaynaklarda belirtilmiştir. Günümüzde, İstanbul Aksaray semtinde kendi adıyla anılan otobüs ve tramvay durağı vardır. Bundan dolayı her gün binlerce İstanbullunun dilinde Yusuf Paşa adı anılmaktadır.

Tarihlendirme

Yapının tarihlendirilmesi hakkında elimizde kesin veriler olmasa da yapıda bulunan kitabeler bu konuda bazı veriler sunar. Yapıya adını veren yapının banisi olan Yusuf Paşanın mezar taşı üzerinde 1126(miladi 1714) tarihi okunmaktadır. Bu tarih yapının tarihlendirilmesi için önemli bir terminus vermektedir.

Sokak yönündeki giriş kapısı üzerinde bulunan kitabede ise 1319(miladi 1902) tarihi okunur. Kitabeden anladığımız kadarı ile yapı Sultan II. Abdulhamid zamanın da onarılmıştır.

2. RÖLÖVE RAPORU

Günümüzde Fatih İlçesi 875 Ada 9-20 parsellerde yer alan yapı Haseki Caddesi 7 numarada bulunur. Eyvan Kültür Vakfı tarafından kullanılmaktadır. Topoğrafyanın eğimli olmasından yararlanılarak bina bir yamaca yaslanmıştır. Binalar Haseki caddesine bakan yönden iki diğer cepheden tek katlıdır. Günümüzde yapı grubu üç ana bloktan oluşur. Ayrıca cadde yönünde hazireler yer alır. Hazireler ve cadde ilişkisi üç açıklıla sağlanmıştır. Ortadaki açıklık daha büyük ve kemerlidir.

Yapıya giriş ön cephede yer alan dükkanların yanında bulunan on altı basamaklı merdivenle sağlanır. Giriş kapısı demirdir ve üzerinde bir kitabe yer alır. Günümüzde merdivenler betondur. Merdivenin her iki yanında birer yapı bloğu yer alır. Merdivenlerle ulaşılan ve bugün sofa işlevi gören mekan tüm yapıları birbirine bağlar(101). Bunlardan solda olanı sıbyan mektebinin ana binasını oluşturur(102). Büyük olasılıkla sınıf olarak kullanılmakta idi. Sağda yer alan yapı ise bugün Vakfın İdari Binası olarak kullanılmaktadır. Merdivenler bitiminde yer alan ahşap kapı ile mektebin sınıfına ulaşılır. Bu mekan kareye yakın dikdörtgen planlı olup 676 x 807-863 cm ölçülerindedir. Kesintisiz bir mekana sahip binanın toplam beş penceresi bulunur. Ayrıca, duvarlarda beş de niş bulunur. Laminant parkeli mekanın tavan döşemesi ise geometrik bezemeli ahşap kaplamadır.

Merdivenin sağında yer alan bugün Vakfın idari binası olarak kullanılan yapı yamuk biçiminde olup tek katlıdır. Yapının tavan ve yer döşemesi ahşap olup duvarları sıvalıdır. Yapının üç yönden birer penceresi bulunur.

103 nolu oda bugün yönetim kurulu odası olarak kullanılır. Oda kare planlı diyebileceğimiz ölçülere sahiptir (511 x 513 cm). Bu mekan 102 nolu oda ile benzer özellikler gösterir. Tek katlı inşa edilmiş olan mekanın içerisinde herhangi bir bölüntü elemanı kullanılmamıştır. Doğu ve güney yönlerindeki duvarlarda ikişer pencere açıklığı bulunur. Seramik döşemeli mekanın tavan kaplaması ahşaptır. 101 numaralı sofanın kuzeyinde yan yana yerleştirilmiş bir adet mutfak(107) ve bir adet de tuvalet bulunur(106).

Yapıların örgü sistemi farklılıklar gösterir. 102 numaralı mekanın duvar sisteminde tuğla ve taş birlikte kullanılarak malzeme ve renk almaşıklığı oluşturulmuştur. Üç sıra kesme taş ve iki sıra tuğla kullanılmıştır. Pencere lento ve sövelerinde düzgün kesme taş kullanılmış. Lentoların üzerinde tuğla kemerler bulunur. Ayrıca duvarları üst kısımlarında bir sıra kirpi saçak görülür. arka cephe tamamen sıvalıdır. Batı ve doğu cephe kısmen sıvalıdır. Marsilya tipi kiremitli olan çatıda gizli dere sistemi uygulandığı görülür.

104 numaralı mekanın dış cephesi tamamen sıvalı olup kırmızı boya ile boyanmıştır. 103 numaralı mekanın her ne kadar büyük oranda sıvalı ise de bahçeye bakan cephesi itibari ile 102 numaralı mekanın cephe sistemi ile benzer özellikler gösterir. Malzeme almaşıklığı aynı sistemle bu mekanda da uygulanmıştır. Her iki mekanın çatı sistemi ise kırma çatı olup Marsilya tipi kiremitle örtülmüştür.

Yusuf Paşa Sıbyan Mektebi giriş cephesi

Giriş cephesi

Yusuf Paşa Sıbyan Mektebi bahçe duvarı

Yapı bahçe duvarı

Yusuf Paşa Sıbyan Mektebi sol yan cephesi

Sol yan cephe

Yusuf Paşa Sıbyan Mektebi sağ yan cephesi

Sağ yan cephe

Yusuf Paşa Sıbyan Mektebi 102 numaralı mekân

102 nolu mekan fotoğrafı

Yusuf Paşa Sıbyan Mektebi hol mekânı

Hol mekanı

Yusuf Paşa Sıbyan Mektebi yapısındaki dükkânın iç görünümü

Dükkan iç fotoğrafı

3. RESTİTÜSYON RAPORU

Mektebin mimari kurgusuna baktığımız zaman rölövedeki 102 numaralı mekanın hem tasarım hem de duvar örgüsü ile farklılaştığını söyleyebilir. Diğerlerine oranla daha büyük olan bu mekan mektebin sınıfı olmalıdır. 103nolu mekan hem duvar kalınlıkları hem de duvar örgüsü bakımından 102 no’lu mekanla benzer özellikler gösterir ki buradan bu iki mekanın çağdaş olduğunu söyleyebiliriz. Her iki mekan duvarlarında da tuğla ve taş birlikte kullanılarak hem malzeme hem de renk almaşıklığı oluşturulmuştur.

104 numaralı mekan hem duvar kalınlığı hem de örgü biçimi ile diğer yapılardan ayrılır. Bu mekanın diğerleri ile çağdaş olmadığını söyleyebiliriz. 105 ve 106 numaralı mekanları ayıran duvar muhdesdir.

Yapının restitüsyonuna dair elimizdeki en önemli kaynak Pervititch haritalarıdır(Resim: 1,2) . Haritadan anladığımız kadarı ile mektep 20. Yüzyılın başında iki yapıdan oluşmakta idi. Günümüzde idari bina olarak kullanılan orta kısımdaki yapının olmadığı görülür. Ayrıca, bugün bir sofa niteliğindeki 101nolu mekan ile 105 ve 106 nolu mekanlarında bugünkü kurgularından farklı olduğunu söyleyebiliriz. Bu mekan haritalarda sarı renkli olarak gösterilmiştir. Benzer biçimde sokaktan mektebe çıkışı sağlayan merdivenler de sarı renkli olarak gösterilmektedir. Bunun nedeni bu alanların üzerlerinde ahşap duvarlı ve kiremit örtülü olması olabilir. Bir diğer olasılık ise basit bir ahşap sundurmanın olmasıdır. Etrafı çit benzeri basit bir malzeme ile çevrilmiş olabilir. Sadece, yağmur ve güneşten korunmak amaçlı yapılmış olabilir. Bu mekanlar sadece daha sık kullanılan ana mekanlara geçişi sağlamaya yaran geçiş niteliğindedir. Bu kurgu içerisinde merdivenin ve ahşap örtülü diğer mekanın taş malzemeli ve taş kaplamalı olduğunu söyleyebiliriz. Bunu destekleyecek önemli bir verimiz olmasa da yapı bütünü malzeme niteliği düşünüldüğünde bu sonuca varılabilir.

Hasseki caddesi yönünde bulunan iki dükkan ahşap kapılıdır(Resim 3) . bu iki mekan plan özellikleri açısından varlığını neredeyse tamamen koruyarak günümüze gelmiştir. Sıbyan mektebine ulaşan merdivenlerden, sokak seviyesinde bir metal kapı olduğu düşünülmüş ve bu nedenle restitüsyon projesine eklenmiştir. Kapı ile mekanlara ulaşmayı sağlayan merdivenlere ulaşılır. Taş merdivenler 16 basamaklıdır. Merdivenlerle iki ana yapı bloğu arasında geçişi sağlayan 101 numaralı sofaya ulaşılır(101). 414 x 512 cm ölçilerindeki sofa niteliğindeki bu mekanın güney duvarı taş iken kuzey duvarı bağdadidir. Yine kuzey duvarda bahçeye açılan bir adet kapı ve bir pencere bulunur. Mekanın tavanı ahşap ve çatısı alaturka kiremitlidir.

Sınıf olarak adlandırabileceğimiz 102 numaralı mekan 663 x 808 cm ölçülerinde dikdörtgen planlıdır. Mekana giriş batısında yer alan çift kanatlı ahşap kapı ile sağlanır. Batısında ve kuzeyinde ikişer, doğusunda bir adet olmak üzere toplam beş adet giyotin penceresi bulunur. Mekan içerisinde dört adet de duvar nişi bulunur. Profilli çıtalarla tavan döşemesinde geometrik bezemeler yapılmıştır.

Odanın duvarları üç sıra taş ve iki sıra tuğla ile örülmüş malzeme ve renk almaşığı oluşturmuştur. Çatısı kırma çatılıdır. Alaturka kiremitlerle örtülmüştür.

103 nolu oda duvar örgü tekniği ve malzeme niteliği açısından 102 numaralı oda ile benzerlikler gösterir ki bu oda birlikte tasarlanmış ve birlikte yapılmıştır. 491 x516 cm ölçülerindeki oda kareye yakın dikdörtgen planlıdır. Mekan içerisinde herhangi bir bölüntü bulunmaz.

Bütün olarak bakıldığı zaman sıbyan mektebi iki odalıdır. Ayrıca kot farkı nedeni ile sokak cephesinde 2 adet de dükkan bulunur. Hem mektebe gelir getirmesi için yapılmış olabileceği var sayılabilmekle birlikte özellikle 102 numaralı mekanın zeminden yükseltilmesi için de yapılmış olabilmeleri muhtemeldir. Bilindiği üzere gerek Bizans gerekse Osmanlı mimarisi içerisinde özellikle zemin suyu sorunu taşınan yapılar tonozlarla yükseltilmektedir. İki mekan arasında geçişi sağlamak amacıyla bir de sofa niteliğinde mekan oluşturulmuştur. Mektebin etrafı duvarla çevrilerek çevresinde soyutlanmıştır. Mektebin bir bahçesi de bulunur. Ayrıca, yapının banisi olan Yusuf Paşanın da mezarı bulunur.

Pervititch haritasında Yusuf Paşa Sıbyan Mektebi ve çevresi

Pervititch- Sıbyan Mektebi (belge-1)

Alman arkeoloji arşivinde bulunan eski belge (belge-2, 1943)

Yusuf Paşa Sıbyan Mektebi eski fotoğraf belgesi, 1970

Eski fotoğraf belgesi (belge-3 1970)

Yusuf Paşa Sıbyan Mektebi ve çevresine ait eski fotoğraf belgesi, 1970

Eski fotoğraf belgesi (belge-4 1970)

Osmanlı devlet arşivlerinden alınan belge numarası

Osmanlı arşivinden alınan belge orijinali

Yusuf Paşa Sıbyan Mektebi hakkında 1891 tarihli Osmanlı arşiv belgesinin transkripsiyonuMekatib-i Hususiye Müfettişliğinden müzekkere

numara: 242 tarihi: 11 Teşrin -i sani 307 [23 Kasım 1891]

tarih-i tesvidi: 13 Teşrin-i sani 307 [25 Kasım 1891]

tarih-i tebyizi: 18 Teşrin-i sani 307 – 28 Rebiül-ahir 309 [30 Kasım 1891]

Üçüncü Daire-i Belediye Müdüriyetine

Aksaray’da Yusuf paşa mahallesinde kain mekteb-i Osmaniyenin üzerine bir kat daha bina

ilave ettirilmekte olduğu ittihaz kılınacağından mahal -i mezkura memur mahsûs izamıyla

mekteb temellerinin inşaat -ı mezkureye müsaid olup olmadığı keşf ettirilerek neticesinin işarı

hususunda savb-ı valalarına izbarı Mekatib -i Hususiye Müfettişliğinden ifade olunmuş

olmağla icabının icrası ve inbası hakkında tezkire -i şinaveri terkim-i ibtidar kılına.

Osmanlı devlet arşivinden alınan belge açıklaması

Kim hayf Fevzi ağa Hak ile yekzan oldu

Nuuş edib cam-u kaza zehrini bi-can oldu

Bir zaman kapıcı başılık ile kamil olup

Der-i devlette nice mensubete şayan oldu

Sıyrınup ve şimdi cihandan bekaya can atup

Ruhu rıdvana heman Şem’i şebistan oldu

Çeşmi paki hamr, cildi şatayan eyleyüb

Buy-ı cana erişip hasılı canan oldu

Terki can eyler nuuş eyledi kesbi a’da

Hemişe bezmi anın kevseri gulaman oldu

Sırrı maktuunu kim dide-i ibretle gören

Dediler bareke huuuu rahmeti gufran oldu

Ol firakat haberini kuuş-ı ehibba alacak

Dil ehibba zarkında perişan oldu

Merdum dide-i erbab-ı nazar eşk döküp

Nemr eşkilde gönül öldü viran oldu

Mergad senin firakını görenler tabiyyan

Yaad edip rahmetle cümlesini hayran oldu

Ki gelip tarihle hevanı bade’l-Dua

Ne güzel mertebe kim hakka ihsan oldu

Fl 17 L sene 1194 Hicri/ Miladi:1780

Fevzi Paşa mezar taşı açıklaması

Hüvelbaki

Sahibül hayrat

Merhum ve mafur veh

Sadrazam Gazi Yusuf Paşa nin

Ruhu içün

El-Fatiha ..

Sene Hicri 1126

Tamir (onarım) 1226

Yusuf Paşa Mezar Taşı

Sadrazam Gazi Yusuf Paşa mezar taşı kitabesi

Kapıdaki kitabe

Hamdülillah şah-ı âlem hazret-i Abdülhamid

Şevket ömrü efzûn itsin Allah ü vahîd

Saye-i şahanesinde bu cihan âsudedir

Baht ü taht ü saltanatda olsun ikbâli mezîd

Adlinin âsârıdır bu mektebin ma‘mûru hem

Nice câmi ve mekteb oldu âbâdı bedîd

Mekteb-i Yusuf Paşa-yı Gazi vezir-i a’zâmın

Asr-ı âlîsinde inşâdı ve elvan-ı safalar îd

Oldu ahfâdı Şerif Paşa’nın bu duhteri

Sa‘yı-çün Fitnat Saadet Hanım’ın oldu reşid(?)

Ceddin âsârını ihyaya cür’et eyledi

Görmedi vicdanı anın ola mahv ü nâ-bedîd

Harf-i cevher ile tezyin etdi alemi tarihin

Barekallah bu i‘mar hoş ve mektebdir cedid

Sene 1319

Es-Seyyid Hamdi

Kapı üstünde yer alan kitabe açıklaması

RESTORASYON:

Kültür tarihimiz ve kültürel belleğimiz için çok önemli olan bu yapı geç dönem eklentilerinden ve modern müdahalelerden arındırılarak geleceğe aktarılmalıdır. Restorasyon uygulaması aşamasında ortaya çıkacak yeni veriler değerlendirilerek proje revize edilmelidir.

Restorasyon projesi mekan kurgusu ve bütünsel tasarımı restitüsyon projesi esas alınarak yapılmıştır. Buna göre alınan kararlar şunlardır;

· Öncelikle pervititch haritasında da olmayan yakın dönem eklentisi olan merdiven yanındaki tek odalı mekan kaldırılacaktır.

· Yapı içindeki çatlak olan bölgeler için;

-Yapısal çatlakların kılcal olması durumunda (genişliği 1cm’den küçük) çatlakların, elemanın özgün harcının kalitesine uyan bir malzeme ile enjeksiyon yöntemi ile düşük basınç altında doldurulması,

-Orta genişlikteki daha önemli çatlakların yine özgününe uygun malzeme enjeksiyonu ile birlikte paslanmaz çelik çubuklarla dikilerek onarılması,

-Genişliği 4cm ve daha büyük çatlak oluşumlarının çevresinin çürütülerek çatlağın genişletilmesi, dokunun özgün taş, tuğla ve özgün harçla yeniden oluşturulmasıdır.

· Yapı iç sıvaları tamamen raspa edilmeli, alttan çıkan duvar yüzünde var ise çatlak oluşumları yukarıda açıklandığı şekli ile onarılmalı, boşalan derzler özgün harç ile onarılmalı, malzeme kayıpları 5 cm. büyük olanlarda çürütme yöntemi kullanarak özgün malzeme ile tamamlanmalıdır. 5 cm.’ den küçük ise müdahale edilmemelidir. Duvarlar sağlamlaştırıldıktan sonra horasan harç karışımı ile sıvanmalıdır.

· Yapı özgün döşeme malzemesi araştırılmalı, tespit edilemiyorsa restorasyon projesindeki döşeme malzemesi uygulanmalıdır.

· Tüm kapı ve pencereler projesine uygun olarak değiştirilmelidir.

· Çatı arasına girilmeli çürüyen ve bozulan ahşap elemanlar özgün malzeme ve özelliğine uygun olarak değiştirilmelidir.Ahşap malzemeler emprenyeli olmalıdır. Değiştirilmeyecek ahşap elemanlarında tozu iyice temizlendikten sonra emprenye sürülmelidir.

· Kiremitler alaturka kiremit olarak yenilenecektir. Kiremit altına su yalıtımı serilmelidir. Oluklar ve yağmur inişleri çinko ile yenilenmelidir.

· Yapıda kullanılacak doğrama malzemesi 1.sınıf çam olup fırınlanmış ve emprenye edilmiş olmalıdır.

· Cephelerdeki çimento harçlı tüm müdahaleler alınmalıdır.

· Cephelerdeki malzeme kayıpları 5 cm. büyük olanlarda çürütme yöntemi kullanarak özgün malzeme ile tamamlanmalıdır. 5 cm.’ den küçük ise müdahale edilmemelidir.

· Lokmalı demir parmaklıklar onarılmalı, tel fırçalar ile paslarından arındırıldıktan sonra antipas uygulanmalıdır. Üzerine siyah yağlı boya sürülmesi önerilir.

· Ahşap çıta tanzimli tavanlarda önce boya raspası yapılmalı kalem işi var ise tespit edilmelidir. Daha sonra çürüyen kısımları aynı ebat ve özellikteki malzeme ile yenilenmelidir.

· Yapı çevresine drenaj yapılmalıdır.

· Cepheler mikro kumlama yöntemi ile temizlenmeli, mermer yüzeylerde ab 57 kullanılmalıdır.

· 103 nolu mekanın cephelerinde sıva raspası yapılacaktır. Cepheleri sıvanmayacaktır. Cephelerdeki malzeme kayıpları 5 cm. büyük olanlarda çürütme yöntemi kullanarak özgün malzeme ile tamamlanmalıdır. 5 cm.’ den küçük ise müdahale edilmemelidir. Derzler açılmalı ve horasan harçlı derz ile derzleme yapılmalıdır.

· Restorasyon restitüsyona uygun olarak yapılmış olsa da ihtiyaçtan dolayı 101 numaralı mekan kendi içerisinde bölünerek iki tuvalet ve bir mutfak oluşturulmuştur 104,105,106) bu mekanlar büyük oranda ıslak hacimler olacakları için zeminlerinde seramik malzeme kullanılması uygun görülmüştür.

· Mezar taşları ab 57 ile temizlenmelidir.

· Bahçe duvarlarındaki taşlarda malzeme kayıpları 5 cm. büyük olanlarda çürütme yöntemi kullanarak özgün malzeme ile tamamlanmalıdır. 5 cm.’ den küçük ise müdahale edilmemelidir.

KAYNAKÇA

Kılıç;Nuray, ’18.Yüzyılda Osmanlılarda Eğitim ve Sıbyan Mektebleri Üzzerine Bir İnceleme’,Mimar Sinan Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sanat Tarihi Anabilim dalı Kürsüsü, Yüksek lisans Tezi,2002

Yıldıran;Neşe,’İstanbul’da II.Abdülhamid Dönemi Mimarisi’, Mimar Sinan Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sanat Tarihi Anabilim dalı Kürsüsü, Yüksek lisans Tezi,2002

ÖNEŞ, GÖNCÜOĞLU, SAATÇİ, ERTUĞRUL, YÜKSEL, YİVLİK NEFTÇİ, NEFTÇİ; ETHEM RUHİ, SEMA, SUPHİ, ALİ DOST, MÜFİT, AYŞE, ARAS, ‘FATİH İLK İSTANBUL’, FATİH BELEDİYESİ BASIN YAYIN VE HALKLA İLİŞKİLER MÜD.

‘FATİH CAMİLERİ VE DİĞER TARİHİ ESERLER’, TÜRKİYE DİYANET VAKFI FATİH ŞUBESİ, 1991, İSTANBUL.

WIENER-MÜLLER; WOLFGANG, ‘İSTANBUL’UN TARİHSEL TOPOGRAFYASI’, YAPI KREDİ YAYINLARI, 2002, İSTANBUL.

ASLANAPA; OKTAY, ‘OSMANLI DEVRİ MİMARİSİ’, İNKILAP KİTABEVİ, 1986, İSTANBUL.

PERVİTİTCH HARİTASI

ENCÜMEN ARŞİVİ

ALMAN MAVİLERİ

ANITLAR KURULU ARŞİVİ

OSMANLI DEVLET ARŞİVİ

Yusuf Paşa Sıbyan Mektebi tarihi cephe fotoğrafıYusuf Paşa Sıbyan Mektebi ve çevresinin sokak görünümüYusuf Paşa Sıbyan Mektebi hakkında Osmanlı arşiv belgesinin özgün görüntüsüYusuf Paşa Sıbyan Mektebi lokmalı demir parmaklıklı pencere detayıYusuf Paşa Sıbyan Mektebi kapı kitabesi

Arşiv Belgesi: 1891 Tarihli Müzekkere

Mekatib-i Hususiye Müfettişliğinden müzekkere

numara: 242 tarihi: 11 Teşrin-i sani 307 [23 Kasım 1891]

tarih-i tesvidi: 13 Teşrin-i sani 307 [25 Kasım 1891]

tarih-i tebyizi: 18 Teşrin-i sani 307 – 28 Rebiül-ahir 309 [30 Kasım 1891]

Üçüncü Daire-i Belediye Müdüriyetine

Aksaray’da Yusuf paşa mahallesinde kain mekteb-i Osmaniyenin üzerine bir kat daha bina ilave ettirilmekte olduğu ittihaz kılınacağından mahal-i mezkura memur mahsûs izamıyla mekteb temellerinin inşaat-ı mezkureye müsaid olup olmadığı keşf ettirilerek neticesinin işarı hususunda savb-ı valalarına izbarı Mekatib-i Hususiye Müfettişliğinden ifade olunmuş olmağla icabının icrası ve inbası hakkında tezkire-i şinaveri terkim-i ibtidar kılına.


Bu yayının dayandığı rölöve, restitüsyon ve restorasyon raporu Taksim Yapı tarafından hazırlanmıştır.

Yorum yapın