Malkara Surp Toros Kilisesi (yöredeki adıyla “Bulgar Kilisesi”), Tekirdağ’ın Malkara ilçesinde, 188 ada 11 parselde yer alan 19. yüzyıla tarihlenen bazilikal planlı bir kilise yapısıdır. Bu yazı; TAKSİM YAPI Mimarlık İnşaat Restorasyon tarafından Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi için hazırlanan Rölöve-Restitüsyon-Restorasyon Raporları, Sanat Tarihi Raporu ve saha çalışmaları sırasında 2016 yılında çekilen fotoğraf albümü esas alınarak derlenmiştir.
Not: Fotoğraf albümünün kapak sayfasında parselin “Şarköy İlçesi Gazibey Mahallesi” olarak geçtiğini, ancak rölöve-restitüsyon-restorasyon raporu ile sanat tarihi raporunun her ikisinin de tutarlı biçimde “Malkara İlçesi”ni işaret ettiğini belirtmek gerekir; bu yazıda iki teknik raporun ortak verisi esas alınmıştır.
Konum ve Tarihsel Arkaplan
Tekirdağ, Marmara Denizi’nin kuzeyinde, tamamı Trakya topraklarında yer alan illerden biridir; Malkara ise il merkezinin yaklaşık 56 km batısında konumlanan, 1.149 km²’lik yüzölçümüyle Tekirdağ’ın en geniş ilçesidir. Kilise, ilçe merkezinde 188 ada 11 parselde bulunmaktadır. Tekirdağ’daki bir başka koruma altındaki yapı için Zahire Nazırı Ahmet Paşa Camii rölöve-restitüsyon-restorasyon raporu yazımıza da göz atabilirsiniz.



Malkara, Pers savaşları döneminden itibaren anılan eski bir yerleşimdir; 1356’da Türk hâkimiyetine girmiş, Balkan Savaşı sırasında 9 Kasım 1912’de işgale uğramış ve 14 Temmuz 1913’te kurtarılmıştır. Osmanlı döneminde Tekirdağ, 17. yüzyılda 22’si Müslüman, 6’sı Rum ve 2’si Ermeni mahallesi olmak üzere 30 mahalleli çok kültürlü bir kent hüviyetindeydi. Tekirdağ Ermenileri esas olarak Batı Ermenistan’ın Agn (Eğin/Kemaliye), Kemah ve Erzincan bölgelerinden gelmiş; 1915 öncesinde Tekirdağ’ın 30 bin kişilik nüfusunun yaklaşık 15 bini Ermeni’ydi ve şehir aynı zamanda bölge Ermenilerinin ruhani merkeziydi.

Sanat Tarihi Raporu’nun değerlendirmesine göre, kilisenin mimari tipolojisi bir Rum kilisesi olarak inşa edildiğine işaret etmektedir; Anadolu’daki Celali isyanları sonrasında bölgeye yerleştirilen Ermeni cemaati ise ibadetlerini sürdürebilmek için o dönem kendilerine tahsis edilen Rum kiliselerini kullanmıştır. Bu bağlam, yapının yöredeki “Bulgar Kilisesi” adıyla da anılmasının arkasındaki çok katmanlı cemaat tarihini açıklamaktadır.
Malkara Surp Toros Kilisesi: Genel Tanıtım
Kilisenin kesin inşa tarihi belgelerde net biçimde geçmemekle birlikte, mimari üslup ve malzeme kullanımı yapıyı 19. yüzyıla tarihlemektedir. İnşaatta yöreye özgü Keşan taşı (kum taşı) kaba yonu olarak kullanılmış; taşıyıcı sistemde yığma taş duvarlara tuğla ve ahşap çatkı-hatıl tekniği eklenerek karma bir strüktür oluşturulmuştur. Bağlayıcı harç olarak horasan harcı tercih edilmiş, tonoz ve düz tavanlar bağdadi tekniğiyle inşa edilmiştir.
Yapı doğu-batı doğrultusunda dikdörtgen, bazilikal bir plan şemasına sahiptir: üç nefli naos (ana mekân) batıda bir narteksle sınırlandırılmış, narteksin üzerinde kadınlar mahfili işlevi gören ahşap bir galeri (gynakion) yer almıştır. Galeriye çıkış, narteksin kuzey ve güney uçlarındaki tek kollu ahşap merdivenlerle sağlanmaktaydı.

Malkara Surp Toros Kilisesi Rölövesi: Dış Cepheler
Malkara Surp Toros Kilisesi’nin dış cephe rölövesinde doğu cephesinde ana apsisin dışa taşkın hâli dikkat çeker; apsis, orta akstaki “uçan payanda” ile desteklenmiş, payandanın hemen üzerinde bir mazgal penceresi bırakılmıştır. Yan hücrelerin ve yan nef tepe pencerelerinin özgün kurguları kesme taş söveli, yuvarlak kemerli ve demir parmaklıklıdır; parmaklıklar geçme sistemle (yatay çubukların oyulan kesişim noktalarından düşey demirlerin geçirilmesiyle) üretilmiştir.

İki katlı kurgulanan kuzey ve güney cepheler büyük ölçüde simetriktir: üst katta yedi, alt katta altı sıra hâlinde taş söveli, genelde yuvarlak kemerli pencereler sıralanır; güneydoğu ve kuzeydoğu uçlarda yan neflere açılan dar kapılar bulunur. Kuzey cephedeki yan nef kapısı günümüzde zemin ve toprak dolgusu altında kalmıştır; kapı yanındaki düşey duvar kalıntısı ve tuğla örgü kemer izi, geçmişte yan nefe bitişik farklı bir mimari hacmin varlığına işaret etmektedir.

Batı cephesinin özgün kurgusunda, orta akstaki tuğla örgü basık kemerli çift kanatlı ana kapı ile sağ-sol akslarda pencere açıklıkları yer alır; günümüzde bu kapının form ve ölçüleri değişikliğe uğramış olsa da, apsiste atıl durumda bulunan özgün bir ahşap kapı kanadının ölçüleri ana giriş kapısıyla örtüşmektedir — bu da restitüsyon çalışmasında önemli bir veri sunmaktadır. Cephedeki tüm pencereler taş söveli, yuvarlak kemerli ve demir parmaklıklı özgün izlerini korumakla birlikte, kuzey cephede alt ve üst kotta iki pencerede özgün ahşap doğrama parçaları da günümüze ulaşabilmiştir.

Yapının güney cephesi boyunca sonradan eklenen (muhdes) bir depo yapısı, özgün mimari kurguya ciddi zarar vermiştir; deponun betonarme kolon ve kirişleri özgün cepheyi yatayda ve düşeyde kesmektedir. Dış cephede taş örgü genel olarak düzensiz geometrili, horasan harçlı olup derzlerde günümüzde boşalmalar gözlenmektedir. Özgün üst örtü, ana mekân ve nartekste alaturka kiremitli beşik çatı, apsiste yarım konik, yan odalarda ise düz dam biçimindeydi; bugün apsis ve yan odaların üst örtüleri betonla kapatılmış durumdadır.


Rölöve: İç Mekân
Kiliseye batı cephesindeki ana kapıdan girildiğinde ilk olarak nartekse (kavit) ulaşılır. Narteksi naostan ayıran bölme duvar günümüze ulaşmamış olsa da, galeri döşeme kirişlerinin izleri ve merdiven çıkış hatları, kadınlar mahfilinin ve onu taşıyan bölme duvarın konumunu net biçimde ele vermektedir. Üst kattaki galeriler yan neflerde “U” planında narteks bölme duvarı hizasından ilk sütuna kadar uzanmaktaydı.

Naos, giriş-apsis ekseninin kuzey ve güney akslarında birer sütun dizisiyle üç sahna ayrılmıştır. Taşıyıcı sütunlardan bir kısmı alt kotta kumtaşından tamburlu, üst kotta ahşap sütun görünümünde devam eder; sütun başlıkları metal iskelet üzerine alçı karışımıyla şekillendirilmiş, dört cephede koç boynuzuna benzeyen volütler ve aralarında açık palmet bezemesi taşımaktadır. Sütun gövdeleri kireç harcıyla sıvanıp mermer taklidi biçimde boyanarak mekâna gösterişli bir hava kazandırılmak istenmiştir.


Apsis, sağ ve sol akslardan üçer basamaklı merdivenlerle çıkılan bir platformla yükseltilmiştir; zemin kaplaması 2011 restorasyonunda mermer ile yenilenmiştir (özgün zeminde sal taşı kullanıldığı belirlenmiştir). İç mekânda kemer dizilerine paralel biçimde alt ve üst kotta sıralanan pencereler, mekânı gün ışığıyla aydınlık tutacak şekilde tasarlanmıştır.

Duvar nişlerinde ve yüzeylerde günümüze ulaşabilen kalem işi ve fresk izleri, yapının iç mekânının özgününde renkli bir bezeme programına sahip olduğunu göstermektedir; pembe-yeşil tonlarındaki zemin renkleri üzerine madalyon ve figüratif kompozisyon parçaları seçilebilmektedir. Enkaz arasında bulunan alçı/taş mimari parçalar da (yaprak ve palmet motifli süsleme fragmanları) bu bezeme programının zenginliğine işaret etmektedir.



Restitüsyon: Kayıp Ahşap Elemanların Yeniden Kurgusu
Restitüsyon raporu, tipolojik olarak Surp Toros Kilisesi’yle büyük benzerlik gösteren İstanbul Kumkapı Surp Vortvots Vorodman (Gök Gürültüsünün Çocukları) Kilisesi’ni dönem örneği olarak referans almaktadır. 1828’de Krikor Amira Balyan ve Hacı Devlet Garabet Kalfa tarafından kâgir olarak inşa edilen bu yapıda da zemin katta sütunlarla bölünmüş bir naos, iki yan nef, narteks ve apsis; üst katta ise dış duvarlara bitişik, ayrı merdivenlerle çıkılan bir galeri katı bulunmaktadır. Bu karşılaştırma, Malkara’daki kilisenin günümüze ulaşamayan ahşap galerisinin, merdivenlerinin ve çatı sisteminin nasıl bir kurguya sahip olabileceğine dair güçlü bir referans oluşturmaktadır.
Malkara Surp Toros Kilisesi İçin Restorasyon Önerileri
Restorasyon raporu, müdahaleleri restitüsyon kararlarıyla uyumlu biçimde şu ana başlıklar altında önermektedir:
- Yapıya bitişik tüm muhdes (sonradan eklenmiş) yapıların kaldırılması ve özgün döşeme kotuna itinalı bir kazı ile inilmesi,
- Kötü durumdaki çatı karkası ile ahşap dikme sütunların yenilenmesi; taş sütunların sıva raspası sonrası uzmanlarca yeniden değerlendirilip gerekli güçlendirmenin koruma kuruluna sunulması,
- Muhdes pencere kapamalarının kaldırılıp özgün harç ve örgü sistemine uygun onarım yapılması; duvar çatlaklarının genişliğine göre kademeli müdahale (enjeksiyon, paslanmaz kenetleme veya yeniden örgü) uygulanması,
- Temel sisteminin kısmi sondajlarla incelenmesi ve gerekiyorsa aynı çatlak müdahale yöntemlerinin temellerde de uygulanması,
- Malzeme kaybı olan taş ve tuğla örgülerde özgününe uygun tümleme yapılması, derzlerin tamamının özgün karışımla yenilenmesi ve horasan sıva ile cephelerin sıvanması,
- Çatı sisteminin ahşap makas sistemiyle restitüsyona uygun kurgulanması, üzerine rufoline ve alaturka kiremit örtü yapılması,
- Duvar üst kotunda paslanmaz L profillerle hatıl sistemi oluşturularak yapının yanal kuvvetlere karşı rijitliğinin artırılması,
- Kapı ve pencere doğramalarının özgün izlere uygun olarak yeniden yapılması; zemin kaplamasının kazı bulgularına göre naos ve nartekste pişmiş toprak, apsiste mermer, yan odalarda taş olarak düzenlenmesi,
- Parsel sınırları içinde kalacak biçimde bahçe duvarının yeniden ele alınması ve toprak dolgusuyla kaybolan özgün bahçe kotunun restitüsyon kotuna getirilmesi.
Raporda ayrıca, uygulama sırasında ortaya çıkabilecek her türlü arkeolojik veya mimari bulgunun ilgili koruma kuruluna bildirilerek proje revizyonuna gidilmesi gerektiği vurgulanmaktadır.
Kaynak ve Belgeler
Malkara Surp Toros Kilisesi üzerine bu yazı; TAKSİM YAPI Mimarlık İnşaat Restorasyon Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi için hazırlanan “Tekirdağ Malkara İlçesi 188 Ada 11 Parsel Rölöve-Restitüsyon ve Restorasyon Raporları” (2018), “Surp Toros Kilisesi Sanat Tarihi Raporu” (2018) ve 2016 tarihli saha fotoğraf albümü esas alınarak hazırlanmıştır. Raporların kendi kaynakçasında; Trakya Kalkınma Ajansı Malkara Vizyon Planı, Agos gazetesi arşivi, Kumkapı Surp Vortvots Vorodman Kilisesi’nin yapım sistemi üzerine hazırlanmış tez (Rahmi Hızır) ve çeşitli akademik makaleler yer almaktadır.
“Malkara Surp Toros Kilisesi: Rölöve, Restitüsyon ve Restorasyon Süreci” üzerine bir yorum