Yerebatan Sarnıcı Proje Raporu

EMİNÖNÜ

YEREBATAN SARNICI

RÖLÖVE RESTİTÜSYON RESTORASYON RAPORU

YEREBATAN SARNICI RÖLÖVE RAPORU

I-A. HARİTA, ÖLÇME,ARAZİ VE KENTSEL KULLANIM BİLGİLERİ ÇALIŞMALARI        

Yapı zemin altında olup rölöve ölçme tekniğinde laser tarama yöntemi kullanılmıştır. Bu şekilde manuel veya laser ölçmedeki eksik ölçü verileri olmayacağı gibi gelecek kuşaklara yapının birebir ölçüm verisi digital ortamda bir veri olarak aktarılacaktır. Laser taramada 1 mm2’ ye 1 adet nokta gelecek şekilde renkli bir okuma gerçekleştirilmiştir.

Sarnıç içerisinde 10.000 yakın balık medusaların olduğu bölüme havuz yapılmak sureti ile alınmış ve zemin ölçümü de bu işlemden sonra tamamlanmıştır.

Her bir tonozun altına 360 derece okuma yapan laser tarama kurulmuş ve yapı içinde toplam 360 adet oturum yapılmıştır. Yapının bu şekilde tüm alanı taranmış ve elde edilen nokta bulutundan istenirse yapının aynısının uygulamasının yapılabilmesi için gerekli tüm veri elde edilmiştir. Bunun dışında yapıya ait tüm sütun ve tonozların orthophotoları ve Sanat Tarihi danışmanımız Feridun Özgümüş ile yerinde tespit edilen birbirinden farklı tipteki sütun başlık ve kaidelerine ait katı modelleme çalışmaları yapılmıştır.

Laser tarayıcıdan alınan veriler çizim programı autocad çizim programı ile ekibimizce digital olarak çizilmiştir.

B-B kesiti orthophoto

C aksı orthophoto

72 nolu tonoz orthophoto

15 nolu tonoz orthophoto

30 nolu tonoz orthophoto

126 nolu tonoz orthophoto

137 nolu tonoz orthophoto

45 nolu tonoz orthophoto

109 nolu tonoz orthophoto

60 nolu tonoz orthophoto

98 nolu tonoz orthophoto

I-B.2. 1. TARİHSEL ARAŞTIRMA

Sarnıç yapısı Fatih ilçesinde ,Sultanahmet’tedir. Yerebatan denilen bu eski Bizans su haznesi, Bazilika Sarnıcı olarak da adlandırılmıştı.

Ayasofya’nın yakınında olan ticaret bazilikasından alan sarnıç, kayalık olan arazinin oyulması suretiyle imparator I.Justinianos  (527-565) tarafından yaptırılmıştı. Bu hükümdarın inşa ettiği binalara dair bir eser yazan Prokopios, bazalika Stoa denilen etrafı revaklı meydanın bir kenarında şehrin su ihtiyacını büyük ölçüde karşılayan bu su hazinesini onun yaptırdığını bildirir. Tahmine göre sarnıcın yapımı 542’den az sonra gerçekleşmiştir.

Üstündeki taş döşeli meydan zamanla bozulmuş ve Bizans dönemi içinde burada evler yapılmaya başlanmıştır. Fatihten sonra ise Yerebatan Sarayı’nın üstünde evler hatta konaklar inşa edildikten başka, daha II. Mehmet (Fatih) döneminde (1451-1481) Satırbaşı Mehmet Ağa tarafından Üskübiye Mescidi olarak adlandırılan bir de mescid yapılmıştır. Böylece sarnıcın üstünün yoğun yerleşmeye sahne olduğu anlaşılır. Üstündeki evlerden, tonozlarda delikler açılarak buradan su çekiliyordu. 18.yy’nın ilk yarısında sarnıcın kuzeydoğu tarafında sekiz sütun, etrafları etrafları taştan duvarla çevrilerek takviye edilmişti. Fakat en büyük değişiklik güneybatı tarafta yapılarak sarnıcın geniş bir bölümü doldurulmuştur. Mamboury ‘ ye göre bu dolgu II. Abdülhamit döneminde (1876-1909) yapılmıştır.

İstanbul’a gelen yabancı seyyahların meraklarını çeken Yerebatan Sarayı ile ilgili hurafelerde çıkmıştır. Üstünde konakların birinde yaşayan bir cariyenin burada intihar ettiği söylenir. Diğer taraftan bu su haznesinin dip taraflarında cinlerin bulunduğu ve hatta ufak bir kayıkla sarnıcın batı ucuna gitmeye kalkışan bir meraklının kaybolduğu ve duyulan kahkahalardan, bu kişinin cinler tarafından götürüldüğüne inanıldığı söylenmiştir. 19. yy içinde İstanbul’ a dair resimli kitaplarda sarnıcın gravürüne de yer verilmiştir. Yine aynı yüzyılda, Yerebatan Sarayı’nın üstünde Vakanüvis Mehmet Esad

Efendi’ nin (1789-1848) konağı bulunuyordu. Esad Efendi konağının yanında kagir bir kütüphane binası yaptırarak, sayısı 4000 ‘i aşan kitaplarını buraya vakfetmiş, ölümünde de bu kütüphanenin yanında defnolunmuştu. İçindeki kitaplar Süleymaniye Kütüphanesi’ne taşındıktan sonra boşalan bina önce basımevi olmuş, sonra turistik eşya dükkânına dönüşmüş, vakıf sahibi ile ailesine ait mezarlar da önlerine duvar çekilerek, dışarıdan görülemez hale sokulmuştur. İstanbul’un Bizans sarnıçlarına dair etraflı bir çalışma yapan Ph. Forchheimer ile J. Strzygowski, 19. yy’in sonlarındaki imkanlarıyla Yerebatan’ın an batısındaki ucunu tam olarak tespit edemedikleri için buradaki sütun sayısını tahmini olarak vermişlerdir. Fakat sonraki inceleme ve ölçümler, tahminlerinde yanlışlar olmadığını göstermiştir.

Yerebatan Sarayı denilen sarnıcın tam ölçüleri, I. Dünya Savaşı yıllarında alınabilmiştir. İstanbul’a kadar gelebilen bir Alman denizaltısının katlanabilir botu, buraya getirilerek arkeolog E.Unger tarafından etraflı bir inceleme yapılmıştır. Sonraları sarnıcın içine bir sandal indirilmiş ve üstteki evin sahibi tarafından ücret karşılığında sarnıç içinde dolaşma imkânı sağlanmıştır. 1940’larda belediye tarafından giriş kısmındaki evler istimlak edilmiş, giriş için muntazam bir bina edilmiştir. Çok geniş ölçüde bir temizlik ve onarım, büyük şehir belediyesi tarafından 1985-1988’ de yapılmıştır. İçerideki su ve dipteki çamur birikintisi boşaltılmış, temizlenmiş, batıdaki ucuna kadar uzanan bir iskele yapılmış, ayrıca kuzeydoğu köşeye de kafeterya olarak kullanılması tasarlana bir platform inşa edilmiştir.

Yerebatan Sarayı olarak adlandırılan sarnıç içten 62.28 m. X 139.93 m. ölçüsündedir. Her bir dizede 28 tane olmak üzere 12 sıra sütun tuğla kemerleri ve bunların desteklediği tonozları taşır. Toplam sayıları 336 olan sütunlardan 8’i kuzey bölümde örme kılıf içine alınmış, güneybatıda 33 kadar sütun, etrafları çeviren bir dolgu duvarı içinde kalmıştır. Sütunların başlıkları kaba Korent üslubunda olup üstlerinde ayrıca impost başlıklar vardır. Kemer başlangıcında evvelce var olan ağaç gergi kirişlerinin yuvaları görülür. Tonozlar ise ‘Manastır tonozu’ denilen tipte olup kalıp kullanılmaksızın örülmüştür. Ortalara doğru bir sütunun gövdesi, dalları budanmış bir ağaç gövdesi gibi işlendiğine göre, bunun daha eski, herhalde 4-5 yy’lara ait bir yapıdan getirilerek devşirme malzeme olarak kullanıldığına ihtimal verilir. Sarnıcın duvarları 3-5 cm kalınlığında, su geçirmez bir harçla sıvanmıştır. Son onarımda, içerisi tamamen temizlendiğinde, sarnıcın tabanının muntazam tuğla döşeli olduğu görülmüştür ki

çalışma sürecinde de su tahliye edilmiş yazılı kaynaklardaki bu bilginin doğru olduğu tespit edilmiştir. Duvarlar kemer başlangıçlarına kadar sıvalı olduğuna göre, su bu seviyeye kadar doluyordu. Zaten sütun gövdelerinde de suyun yükseldiği seviyelerin bıraktığı izler görülür.

Son yıllardaki onarımda şimdiye kadar bilinmeyen bir keşifte bulunulmuş ve sarnıcın güneybatı köşesinde, geç dönemde yapılan dolgu duvarının arkasındaki sütunların, kısa gelen gövdelerini yükseltmek için, bunların altlarına kaide olarak, ilkçağa ait mermer bir anıtın parçalarının konuldukları görülmüştür. Bunlar Medusa (veya Gorgon)  başları olup geç antik çağda bir İstanbul anıtını süslüyordu. Yerebatan Sarayı olan sarnıç yapıldığında bu dev ölçülü kafalar, sütunların kaidesi olarak kullanılmıştır. Bu son yıllarda Yerebatan’da ortaya çıkarılan en önemli buluştur.

I-B.2.6.RÖLÖVE RAPORU

YAPININ KONUMU

Fatih ilçesi, Sultanahmet, Alemdar Mahallesi, Yerebatan Caddesi, numara 1-13  adresinde yer almaktadır. 12 x 28 sütun sırası ile toplam 9800 m2 lik bir alana sahiptir (şekil 1). Yapının giriş yapısı 37 ada 14 parsel üzerindeki dikdörtgen planlı, kagir yapıdan yapılmaktadır. Çıkışı ise 54 ada 1Parselde olup 1987-1988 yıllarında yapılmış bodrum kat ve zemin kattan oluşan betonarme bir yapıdır.

Sarnıcın giriş yapısının bulunduğu 54 adanın üzerinde 1940’ lı yıllarda iskan ile mevcut yapıların yıkılması sonucu oluşturulan bir meydan ve bu meydanda bu yıkımlar sırasında açığa çıkarılan minyon taşı, su taşı ve bir çeşme bulunmaktadır.

Yapı İstanbul Büyükşehir Belediyesince Kültür A.Ş firmasına verilmek sureti ile işletilmektedir. Yapı kendi mimarisi ile bir müzedir ve müze olarak ziyarete 1986-1988 yıllarındaki onarımından sonra açılmıştır.

MİMARİ ÖZELLİKLERİ

Yerebatan sarnıcının planı düzgün dikdörtgendir (şekil 2). Sarnıç iç ölçüleri 62.28 m. X 139.93 m. dir (şekil 2). Kısa kenarda 12, uzun kenarda 28 adet sütun sırası vardır. Sütunlar Binbirdirek sarnıcı, şerefiye sarnıçları gibi tek tipte değildir. Yapılan sanat tarihi araştırmalarında 98 adet sütunun Yerebatan sarnıcı için özel yapıldığı ancak diğer sütunların devşirme olduğu tespit edilmiştir.

Sarnıca 54 ada tescilli 14 parsel üzerindeki kagir yapıdan girilmektedir. Sarnıcın girişinin olduğu 54 adada 1940’ lı yıllarda istimlak çalışmaları ile yapıların yıkılıp sarnıç için düz ve sade bir giriş yapısı yapıldığı bilgisi yazılı kaynaklarda yer aldığı gibi kurul arşivindeki eski raporlarda da açıklanmaktadır. Ancak yapı 1933 yılındaki hava fotoğrafında (bkz. Fotoğraf 1) tespit edilmektedir. Bu nedenle yapının 1940’ lı yıllarda yapılmış olduğu bilgisi neye göre kaynaklarda verilmektedir bilinmemektedir.

Giriş binasına doğu cephesinden çift kanatlı ahşap kapıdan girilir. Giriş holünün sağında bilet gişesi bulunmaktadır. Gişe bölümünün arka bölümünde 2 oda vardır. Doğuya bakan oda idari olarak kullanılırken yanındaki batıya bakan oda da personel yemek bölümüdür. Giriş holünün solundaki yapı ise müdür odası olarak kullanılmaktadır. Bu oda 2010-2011 yılında yapıya eklenmiştir. Sarnıca iniş merdivenleri giriş kapısının karşı aksındadır. Sahanlıklı merdivenler ‘U’ formundadır. Merdivenden inildikten sonra merdiven hattına dik konumlanan bir ara holden sarnıcın üst kotundan girilir. Sarnıcın üst kotta kalan sahanlığından yürüme platformunun olduğu zemine ise 32 rıhtlı basamak ile ulaşılır. Giriş holü, iniş merdivenleri, sahanlıklar ve ara hol mermer kaplıdır. Giriş merdivenleri 142 cm. eminde basışlar 30 cm genişliğindedir. Çıkış merdiveni 30 basamaklıdır. 30 rıhtlı olan merdiven 276 cm. genişliğinde basışlar ise 30-31 cm enindedir.

Merdivenin alt kısmında 2 adet niş vardır. Bunlar mevcutta sergi alanı ve depo olarak kullanılmaktadır. Giriş merdivenlerinin karşısında ziyaretçilere hizmet eden rehber hizmeti sağlayan kapalı bir kabin vardır. Ahşap konstrüksiyondan yapılan kulübenin karşısında merdivenin yanında yan yana 2 adet maket sergilenmektedir. Sarnıcın batı duvarına yaslanmış, bu maketlerin sağ kısmında Osmanlı kıyafetlerinin giydirilerek fotoğraflarının çekildiği bir stant kurulmuştur.

Sarnıc betonarme olarak inşaa edilmiş yürüme yolu güzergahı ile dolaşılmaktadır. 1986-1988 yıllarındaki onarım sırasında 1,5- 2 m. lik balçığın sarnıç tabanından kaldırılması ile kuzeybatı ucundaki son sıra sütun aksında sütun alt kaide olarak 2 adet sütunda medusa başlarının kullanıldığı tespit edilmiştir. Tarihi bir önemi ve güzelliği olması olan bu başlıkların sergilenmesi sarnıcın başından sonuna kadar giden mevcut yürüme yolu hattı ve betonarme olarak yapılması Anıtlar kurulunca kabul edilmiş ve onaylanarak uygulanmıştır.

Çıkış yapısı yine 1986-1988 yıllarındaki onarım sırasında projelendirilmiş ve Anıtlar kurulunca onaylanarak inşaa edilmiştir. Çıkış binası ve giriş binası güney duvarı üzerindedir. 2 merdivende güney duvarına paralele olarak konumlanır ve tek kolludur.

Yürüme yolu bu merdiven akslarına dik olarak konumlandırılmış olup tüm sarnıcın algılanmasını sağlayacak biçimde ziyaretçileri sarnıç içini dolaştırmaktadır.

Sarnıç duvar kalınlığı tespit edilememiştir. Giriş binasından sarnıca geçiş sağlayan ara holün uzunluğu 280 cm. iken çıkış binasındaki sarnıç ile yapı arasındaki bağlantı holü uzunluğu 409 cm. dir.

Yapı günümüze gelinceye kadar bilinen 18. Yüzyıl itibari ile çeşitli onarımlar geçirdiğidir. 18. Yüzyılda sarnıcın projede L8,K8,J8, L9,K9,J9,K10,L10,J10 olarak tanımlanan toplam 8 adet sütun etrafı kesme taşlar ile örülmek sureti ile güçlendirilmiştir. Daha sonra üst yapılaşma nedeni ile II.Abdülhamit döneminde batı duvarındaki ortalama 114 m2 lik alan bir duvar ile çevrelenerek sarnıcın diğer alanından ayrılmıştır. Kapatılan alanda mevcut sütun aksları devam ettirildiğinde 33 adet sütunun 38 adet tonozun tamamen kapatılan bölümde kaldığı görülmektedir. Kapatılan bölümün arkasında projede D28 ve  E28 olarak tanımlanan sütunları medusa başlarının olduğu sütunlardır. Yakın dönemde  il özel idare binası yapım aşamasında sarnıcı güçlendirme çalışmaları yapılmış bu süreçte projede L12,L13,L14,K12,K13,H9,H10 VE I9 olarak tanımlanan 8 adet sütunda da betonarme güçlendirme yapılmıştır. Kurul arşivindeki taşıyıcı sistem raporları incelendiğinde o dönemde bazı tonozlarında onarıldığı anlaşılmaktadır. Yine aynı dönemde çatlak olan sütunlarda çemberlemede yapılmıştır. Son olarak 1986-1988 yıllarında yapılan esaslı onarımlarda sarnıçtaki yürüme yolları yapılmış, sarnıç içindeki balçık temizlenmiş, tonozlarda derz onarımları yapılmıştır.

Yapıda mevcutta 336 adet sütun vardır. Bunlardan 33 adedi II. Abdülhamit döneminde kapatılan duvarın arkasında kalır. Toplamda 377 adet tonozu vardır. Bunlardan 38 adet tonozu tamamen kapatılan duvarlar arkasında kalmıştır. 333 adet sütunu 339 adet tonozu ile Yerebatan sarnıcı 5. Y.y. Bizans döneminden günümüze ulaşan önemli bir arkeolojik eserdir.

1933 yılı hava fotoğrafı (işaretli yapı sarnıç giriş yapısı) fotoğraf-1

 

Vaziyet planı şekil-1

Sarnıç iç fotoğrafı (fotoğraf-2)

Sarnıç iç fotoğrafı (fotoğraf-3)

Sarnıç iç fotoğrafı (fotoğraf-4)

Sarnıç taşıyıcı sistemi modüler bir sistemin birbirini takip etmesinden oluşur. 4 ayak üzerine oturtulan tonozlar yan yana getirilmek üzere sarnıç yapısını oluşturmuştur.

  5. Yüzyıl sarnıcının sütunlarının bir çoğu devşirmedir. Yukarıda da değinildiği üzere 336 adet sütundan sadece 98 adet sütunun Yerebatan sarnıcı için özel yapıldığı tespit edilmiştir.

Sütun gövdesi aşağıdan yukarıya doğru daralır. Daire planlı olan sütunların kaideye oturan s gövde çapı ortalama 0.80-0.90 m., başlığın oturduğu üst çapı ise ortalama 0.70-0.80 m. dir. Yerebatan sarnıcında sadece 1 adet devşirme kare planlı sütun gövdesi bulunur. Bu sütun projede G 23 olarak tanımlanmıştır (bkz. Fotoğraf 2,3,4,5).

Sarnıç iç fotoğrafı (fotoğraf-5)

Sütun başlıkları korent üslup (6.yüzyıl) (B13,D13,E13,F13…vb. numaralı sütun başları) ve  impostlu başlık (A 13,C13,K5,J5,I5..vb. sütun başları) olarak yapılmıştır (bkz. Fotoğraf 6,7,8,9). Bazı korent başlıkları işlenmeden de kullanılmıştır (F 17, F 18..vb. numaralı sütun başları, bkz. Fotoğraf 10,11). Korent sütun başlıkları üst kısmında da impost bulunur bunlara impostlu sütun başlıklarda denilir. İmpostlu sütun başlıkları (korent üslubunda olanlar ) 1.16 m-1.30 m olarak yükseklikleri değişkenlik göstermektedir. Sadece impost başlık olanların yüksekliği 0.50 m- 0.90 m. arasında değişkenlik gösterir. Bunun dışında impost başlığında arşitrav olarak devşirme kullanılan sütun başlığı gibi örneklerde vardır(bkz. Fotoğraf 12). Yine 5.-6. yy sütun başlığı F28 numaralı sütunda devşirme olarak kullanılmıştır(bkz. Fotoğraf 13). Sütun başlığı ile sütun gövdesi arasında bazı sütunlarda bilezik kısmı yoktur. Bileziği olan sütunlarda bileziğin  yüksekliği ortalama 0.10-0.20 m. dir.

Alt kaideler ise bazı sütunlarda bir bölüm bazı sütunlarda 2 bölüm olarak yapılmıştır. Örneğin projede E 12, E 11, F 12, F 11, F 9 , F10 numaralı ile tanımlanan sütun gövdeleri direk olarak dikdörtgen planlı alt kaide taşına oturtulmuştur (bkz. Fotoğraf 14,15). Ancak I13, I14, J13, J14, K 4, K 5 gibi sütunlarda ise gövde ile an alttaki düz kısım arasında ‘C’ ve ‘S’ kıvrımlı profilli bir bölüm daha geçiş olarak eklenmiştir (bkz. Fotoğraf 16,17) . Sütun alt kaide ölçüleri sarnıç içinde değişkenlik göstermektedir. Örneğin E26 nolu sütun alt kaidesi devşirme malzemeye örnektir (bkz. Fotoğraf 24)

İmpost başlıklı korent sütun başlığı (fotoğraf 6)

+0.00 kot planı şekil-2

İmpost ve impost başlıklı korent sütun başlığı (fotoğraf 7)

Sarnıcın üst örtüsünü aynalı tonozlar oluşturmaktadır. Tonozlar tuğla ile örülmüştür. Tonozlarda, kemerlerde kullanılan tuğlalar 4-5 cm. yüksekliğinde 36-38 cm. genişliğindedir. Derzleri ise 4-5 cm. genişliğindedir. Tonozlar günümüze iyi durumdadır. T 294 ve T 28 olarak projede tanımlanan tonozlarda ortalama 1.5 m x 1.5 m olarak havalandırma delikleri açılmıştır (bkz. Fotoğraf 18,19).  Tonozlar kemerlere kemerlerde sütunlara taşıtılmaktadır. Sütun üst başlıkları üst kotunda, kemerin sütuna oturduğu bölümlerde her bir sütun açıklığını yatayda bağlayan demir gergi sistemi vardır (bkz. Fotoğraf 20-21).

Sarnıcın zemin döşemesi pişmiş tuğla olup 40 cm. x 40 cm. ebadındadır (bkz. Fotoğraf 22-23-24-25). Döşeme F ve G aksları arasında bulunan kanala doğru dar kenarlardan orta aksa eğimli olduğu gibi kuzey duvarından güney duvarına doğruda eğimlidir. Kuzey duvarındaki kot  – 2.51 iken güneydeki kot -2.66 dır. Ayrıca uzun duvara paralel olan orta akstaki kanalda kot ortalama -2.67 iken doğu ve batı duvarında – 2.48 ‘ dir. Çalışma sürecinde sarnıç suyu boşaltılmış ve sarnıç içerisindeki balıklar medusa başlarının (bkz. Fotoğraf 26-27) olduğu kısımda oluşturulan havuza alınmıştır. Şu an sarnıca su dolmaya devam etmektedir. Sarnıçtaki su seviyesi ortalama 50-60 cm. olmaktadır.

Yapı zeminden tonoz içine kadar  ortalama 9.60 m. yüksekliğindedir. Sütunların impost üst kısmına kadar zeminden olan yüksekliği ortalama 7.60 m.dir. Zeminden kemer altına kadar olan yükseklik ortalama 8.80 m.dir. Sarnıç çevre duvarları ortalama 8.90 m. yüksekliğindedir ve  horasan sıva ile sıvalıdır (bkz. Fotoğraf 28-29). Yapı çevre duvarları köşe bölümleri 90 derece örülmemiştir. Su yapısı olduğundan köşeler pahlı olarak örülmüştür.

Yapıya ait kesitler raporumuzda şekil,3,4,5 ,6 ve 7 numaralı ile eklenmiştir. Yapı sütun özellikleri, zemin kot farklılıkları, sarnıç yapım sistemi bu çizimlerde ayrıntılı olarak gösterilmiştir.

İmpost başlıklı sütunlar (fotoğraf 8)

İmpost ve impost başlıklı korent sütun başlığı (fotoğraf 9)

İşlenmemiş korent başlığı (fotoğraf 10)

İşlenmemiş korent başlığı (fotoğraf 10)

İmpostlu başlığında impost yerinde devşirme arşitrav parçası kullanılmıştır ( fotoğraf 12)

5.-6. Yüzyıl sütun başlığı (fotoğraf 13)

Sütun alt kaidesi (fotoğraf 14)

Sütun alt kaidesi (fotoğraf 15)

Sütun alt kaidesi (fotoğraf 16)

Sütun alt kaidesi (fotoğraf 17)

T 28 nolu tonoz fotoğrafı (fotoğraf 18)

T 294 nolu tonoz fotoğrafı (fotoğraf 19)

T 62 nolu tonoz fotoğrafı (fotoğraf 20)

T 127nolu tonoz fotoğrafı (fotoğraf 21)

Tuğla zemin döşemesi (fotoğraf 22)

Tuğla zemin döşemesi (fotoğraf 23)

Tuğla zemin döşemesi (fotoğraf 24)

 

Tuğla zemin döşemesi (fotoğraf 25)

Medusa D28 nolu sütun (fotoğraf 26)

Medusa E28 nolu sütun (fotoğraf 27)

Horasan sıvalı çevre duvarları (fotoğraf 28)

Horasan sıvalı çevre duvarları (fotoğraf 29)

Sarnıca ait A,B ve C kesitleri

Sarnıca ait D,E ve F kesitleri

Sarnıca ait G,H ve I kesitleri

Sarnıca ait J,K ve L kesitleri

 

Çıkış merdiveni ve yanındaki kafe bölümü

Rehber hizmetinin verildiği banko ve arkasında giriş merdiveni

Giriş merdiveni yanındaki Osmanlı kıyafetlerinin giyilerek fotoğraflandığı stand fotoğrafları

Giriş merdiveni yanındaki Osmanlı kıyafetlerinin giyilerek fotoğraflandığı stand fotoğrafları

Giriş merdiveni altındaki 2 adet niş

Giriş binası ve üst kısımdaki meydan

Giriş binası ve üst kısımdaki meydan

Giriş binası ve üst kısımdaki meydan

Çıkış Binası

Çıkış Binası

YAPIDAKİ BOZULMALAR

Yapı 5. Yüzyıldan günümüze ulaşmayı başaran 1500 yıllık bir geçmişe sahip çok önemli bir kültür mirasımızdır. 336 adet sütun ve sütunların üzerine kemerler yardımı ile oturan toplam 377 adet aynalı tonozdan oluşan dikdörtgen planlı bir sarnıçtır. Yapı  Osmanlı döneminden itibaren korunma altına almaya çalışılmıştır. Bu geçen süreçte özellikle yakın tarihte sarnıcın bakımsız bırakıldığı, üstteki yapılaşmalar nedeni ile zarar gördüğü kesindir. Ancak yine halkımızın ve idari yönetimdeki kişilerin hassasiyeti ile günümüzde müze işlevi ile günde ortalama 5000 ziyaretçiye kapılarını açan önemli bir kültür mirasımız olmaya devam etmektedir ve devamda edecektir. Sarnıç alan olarak çok büyük bir bölüme yayılır. Buda üstteki yapılaşmaları etkilemektedir. Anıtlar kurulunda alınan koruma kararları ile sarnıç üzerinde artık inşai faaliyete izin verilmemektedir. Son olarak ta il özel idarenin yapısı yıkılarak sarnıç üzerindeki yük azaltılmıştır. Sarnıç üzerindeki yapılaşma yakın dönemde olduğu gibi Osmanlı döneminde de yapılmış tescilli eserlerdir. Ancak yukarıda da değinildiği üzere önce koruma kurulu tarafından alınan karar ile sarnıç üzerinde yapılaşmaya izin verilmemektedir.

Sarnıç ta mevcutta tonoz, sütun, kemer ve duvar elemanlarında ciddi bir hasar tespit edilmemiştir. Danışmanlarımızdan Prof.Dr. Ahmet Ersen’ inde belirttiği gibi sarnıç arkeolojik bir alandır. Bu alanda en az müdahele en doğru müdahale olacaktır.

Sütunlarda çok ciddi çatlak oluşumları çalışma sürecinde tespit edilmemiştir. Aynı şekilde tonozlarda da tespit edilen çatlaklar ince çatlak diyebileceğimiz gruplandırmaya girer. Ancak gözle yapılan bu incelemedeki bozulma tespiti uygulama sırasında yapılmalıdır. Sütun başlıklarında malzeme kaybı G27, E 27, J28 ,I 28,K 27, E 14, F10 ve 11,C10 ve 11,G 9 ve 12,13 numaralı başlıklarda tespit edilmiştir. B4, G21, C6, K15, G13,D 5, I14, F21, F18, F16, G20 ve G22  numaralı sütunlarda çatlak tespit edilmiştir.

Yakın dönemde yapılmış onarımlarda çatlağı olan veya malzeme kaybı bulunan sütunlarda çemberlemeler yapılmıştır. Bu sütunlar; L4, K4, J4, I4, L28, D4, L5, K5, J5, I5, D27, K27, J27, L27, I28, B28, K3, K5, K7, K27, K26, K25, K24, K23, K22, K20, K21, K19, K28, F3, F6, F26, J28, J27, J 26, J25, J24, J23, J21, J20, J19, J18, J15, J7, J6, J5, J4, J3, B28 ve B10 olarak tanımlanmıştır.  Sütunlarda tespit edilen malzeme kayıpları da vardır. Ancak bu malzeme kayıplarının ilk özgün durumundan mı bu şeklide idi yoksa bir dönemi malzeme kaybı oluştuğunu uygulama sırasında sütunlar temizlendikten sonra kırılma yüzeyinin konunun uzmanlarınca incelenerek karar verilmesi doğru olacaktır.

Yerinde yapılan incelemelerde B5,C27,K28,I28,C28,A28,K19,K18,K15,J17,J16,J15,C2,B11,B5  nolu sütunlarda malzeme kaybı tespit edilmiştir.

Sütunlarda yılların getirdiği yüzey aşınmaları, yosunlanma, kirlenme, tuzlanma gibi bozulmalar da tespit edilmiş rölöve paftalarına işlenmiştir (bzk. Rölöve kesit paftaları).

Çevre duvarlarında da kirlenmeler, tuzlanmalar tespit edilmiştir. Sıvalarda kabarma, dökülme gibi bozulmalar yoktur.

Tonozlarda da kirlenmeler, yosunlanma ve tuzlanmalar vardır. Yakın dönem onarımlarında yenilenen kısımları da mevcuttur. Bu bozulmalar rölövede tavan planında ayrıntılı olarak incelenmiştir (bkz. Rölöve tavan planı). T 294 ve T 28 olarak projede tanımlanan tonozlarda ortalama 1.5 m x 1.5 m olarak havalandırma delikleri açılmıştır (bkz. Fotoğraf 18,19). 

Demir gergi demirleri siyah boyalı olduğundan paslanıp paslanmadıkları tespit edilememektedir. Uygulama sırasında boya raspası sonucuna göre hasarları tespit edilerek konunun uzmanlarınca değerlendirildikten sonra onarımları yapılmalıdır

RESTİTÜSYON RAPORU

5.Yüzyıl Theodosius dönemine ait olan sarnıç 21. Yüzyıla ulaşan tarihe tanıklık yapmış kültür miraslarımızdandır. Yapının ilk dönemine ait elimizde bilgi olmadığından sarnıcın Bizans dönemi restitüe edilememiştir. Sarnıcın 19. Yüzyıl dönemi restitüe edilmiştir.

Buna göre restitüsyonda alınan kararlar şunlardır;

  • Giriş yapısı restitüsyonda da korunmuştur. Yapıya 2011 yılında eklenen müdür odası kaldırılarak giriş ve arka odalar mevcut durumuna göre korunarak restitüe edilmiştir. Cepheleri mevcuttaki gibi almaşık duvar örgüsü ile çizilirken, doğramaları ahşap olarak önerilmiş, lokmalı demir parmaklıkları korunmuştur.
  • Bizans sarnıçlarında sanat tarihi raporunda da belirtildiği gibi sarnıca merdivenli bir girişin olması gereklidir. Osmanlı sarnıca giriş merdiven yerlerini değiştirmeyerek mevcut merdivenleri korumuştur. Yapıya yakın dönemde çıkış merdiveni ve çıkış yapısı eklenmiştir ancak giriş merdivenleri ile ilgili elimizde net bir bilgi olmadığından giriş yapısı ve sarnıca giriş bölümü, merdivenleri mevcut durumu ile korunmuştur
  • Sarnıç içindeki betonarme yürüme yolları kaldırılmıştır.
  • Alman arkeolojiden alınan fotoğraflarda bazı gergi demirlerinin 1940’ lı yıllarda olmadığı görülür. Günümüzde eksik olan gergi demiri sadece giriş merdivenin bulunduğu  tonozdur. Gergi demirleri mevcuttaki gibi demir olarak önerilmiştir. Ahşap gergi olduğuna dair bir bilgi olmadığından mevcut durum korunmuştur.
  • Sarnıç planı mevcut durumu ile korunmuştur. 18. Yüzyılda yapılan 8 adet sütundaki güçlendirme ile II.Abdülhamit dönemi kapatılan kısım restitüsyonda aynen korunmuştur.
  • Yakın dönem (1967-1986) yapılan onarımlarda betonarme olarak güçlendirilen sütunlar elimizde belge olmadığından impost başlıklı olarak restitüe edilmiştir.
  • Tüm sütun, üst başlık ve alt kaideleri, tonozlar mevcut durumları ile restitüe edilmiştir.
  •  Çevre duvarları mevcut durumuna göre horasan sıva olarak restitüe edilmiştir.
  • Kubbemsi tonozların orta kısmındaki hava delikleri mevcuttaki özgün olan havalandırma deliklerine göre restitüe edilmiştir.
  • Çıkış binası ve çıkış merdiveni restitüsyonda kaldırılmıştır.

RESTORASYON RAPORU

1500 yıllık yapı restorasyonu en az müdahale ile yapılmalıdır. Yapının tamamen temizlenmesi yada yenilenmesi söz konusu değildir. Günümüze ulaşan yapının gelecek nesillere aktarılmasını sağlayacak yapı taşıyıcı sistemine ilişkin ve malzemenin korunumuna ilişkin kararlar alınmıştır. Yapıya yapılacak müdahelerle ilgili KUDEP laboratuvarından alınan raporda da uygulama yöntemleri belirlenmiş ancak uygulama sırasında yapıya ilişkin ek bir müdahale raporunun hazırlanması gerektiği vurgulanmıştır (bkz. Malzeme raporu).

Yapı restorasyonun da alınan kararlar şunlardır;

  • Öncelikle sarnıç giriş ve çıkış yapıları mevcut durumları ile korunmuştur. Sadece 2011 yılında giriş yapısına eklenen oda kaldırılmış özgün yapı konturu korunmuştur. Giriş yapısı dikdörtgen formlu olup giriş holü, gişe bölümü ve arkada 2 odadan oluşur. Mevcutta giriş bölümüne doğu cephesinden giriş sağlanmaktadır. Günümüzde müze işlevi ile günde 5000 ziyaretçiye açık olan yapının giriş önündeki alan yeterli olmadığından alanda sıralar oluşmaktadır. Bu nedenle restorasyonda giriş kapısı güney cephesinden önerilmiştir. Ayrıca mevcutta yapı saçağı kısa olduğundan özellikle kış aylarında yağmur ve karlı havalarda ziyaretçilerin sırada beklerken korunacakları bir alan yoktur. Restorasyonda giriş kapısı güney duvarından yapılmakta ve ön kısmında ufak ir bekleme meydanı önerilmektedir. Meydanın üst örtüsüde cam bir saçak ile kapatılmaktadır. Cam örtü çelik konstrüksiyonlara taşıtılmaktadır.
  • Giriş yapısının cephesinde yapılmış boyaların raspası önerilir. Taş ve tuğla örgünün açığa çıkarılması sağlanmalıdır.
  • Pencereler ve kapı ahşap doğrama olarak yenilenecektir.
  • Bina iç boyasının yenilenmesi önerilmiştir.
  • Yapı içine mevcut merdivenlerden girilecektir. Mevcut betonarme döşemenin kötü görüntüsü ve kullanım zamanı da göz önüne alınarak modern malzemeler ile yenilenmesi önerilmiştir. Yenilenecek olan yürüme yolu güzergahı mevcut güzergah ile aynı olacaktır. Çünkü sarnıç döşemesi özgün olup arkeolojik bir belgedir. Bu belgeyi tekrar zedelemek koruma anlayışına ters olacağından yeni yapılacak yürüme yolu strüktür olarak yenilenecek ancak güzergah olarak mevcut hali ile korunacaktır.

Betonarme ayaklara oturtulan mevcut taşıyıcı betonarme kesim aletleri ile özgün döşeme kotundan kesilecektir. 3 m.x 3m. ebadında önerilen tamamı çelik sistemdeki modül yan yana getirilmek sureti ile yürüyüş yolu kurulacaktır. Çelik ayaklar sökülen betonarme ayakların olduğu yere plakalar üzerine oturtulup ankraj edilecektir.

  • Yapı içindeki bazı sütunlarda çemberleme yapılmıştır. Uygulama sırasında çemberlemeler tek tek kontrol edilmeli, montaj olan bölgelerde mesafe olmayan çemberler sökülerek yenilenmelidir. Mevcutta çemberler paslanmaz malzemeden değildir. Uygulamada sökülmeyen çemberlemelerin mekanik yöntemle temizlenmesi ve paslanmayı engelleyecek boyalar ile boyanması önerilmektedir
  • Mevcutta tespit edilen çatlak olan sütunlara da taşıyıcı sistem raporunda verilen detaya uygun olarak çemberleme yapılması önerilir (bkz. Taşıyıcı sistem raporu).
  • SÜTUNLARDAKİ YOSUNlANMA, TUZLANMA VE KİRLENMELERE KARŞI UYGULANACAK TEMİZLEME YÖNTEMİ: Atomize su kullanılarak plastik fırçalarla temizlik yapılması önerilir. Bir başka şekilde eğer uygulama sırasında balıklar başka bir yere alınır ise amonyum bikarbonat çözeltisinin yüzeylere kağıt hamuru yardımıyla kompresi şeklinde temizlik çalışması da önerilen yöntemlerden bir diğeridir (bkz. Malzeme raporu)
  • SIVALI DUVAR YÜZEYLERDE YOSUNLANMA, TUZLANMAVE KİRLENMELERE KARŞI UYGULANACAK TEMİZLEME YÖNTEMİ: Küçük el aletleri ile hassas mekanik temizlik yapılması
  • SÜTUNLARDAKİ ÇATLAKLAR: Mevcut çemberleme var ise çemberlerme sisteminin kontrol edilmesi ve gerekli ise taşıyıcı sistem raporuna göre değiştirilmesi önerilir. Çatlak olan yerlere özgün harç ile enjeksiyon yapılması önerilir.
  • TONOZLARDAKİ MALZEME KAYIPLARI: Özgün örüm tekniğine göre tamamlanması önerilir.
  • BETONARME OLARAK GÜÇLENDİRİLEN SÜTUNLAR: Yapının bu bölümleri askıya alınmak sureti ile betonarme kısım dikkatlice sökülmelidir. Alttan çıkan sütun var ise malzeme raporunda açıklandığı şekli ile restore edilmelidir. Eğer yok ise mermerden yeniden yapılmalıdır (bkz. Malzeme raporu)
  • Çıkış binası mevcut durumu ile korunacak ancak plan tadilatı yapılacaktır. Sarnıçtan çıkış merdiveni mevcut durumu ile korunurken yapının çıkış bina kapısı sarnıç çıkış aksının karşısına alınmıştır. Oluşturulan bu aksın solunda kitap evi olabilecek bir dükkan önerilmiştir. Çıkışın olduğu kapıdan hem dükkana hemde yeni önerilecek terastaki kafeye giriş ve çıkışlarda olacağından ana çıkış binasından büyük bir bekleme alanına girilir ve sonra ayrı bir kapıdan sarnıca geçilir. Mevcut asma kata çıkan merdivenden asma kata ve oradan da terasa ulaşım sağlanmıştır. Merdiven evi üst kısımda cam ve çelik konstüksiyon olarak yükselecektir. Terasa hizmet eden soğuk yiyecek bölümü ve içecek hazırlanması için küçük bir mekan ile bu mekanın yanında idari personel için küçük bir yemek yeme bölümü tasarlanmıştır. Asma katta 1 dükkan ve idari oda bulunur. Kitap evinin üst kısmında da alt kattan merdiven ile ulaşılan asma kat önerilmiştir. Tescilli ese olmadığından şu anki kullanımı ile atıl kalan asma kat ve teras katları

bu proje ile değerlendirilmiştir. Aya Sofya Caminin karşısında kalan çıkış bina cephesi de mevcuttakinden daha modern bir biçimde tasarlanmıştır. Kitap evi vitrini tamamen geniş bir cam alanla geçilirken sarnıç çıkış kapısı da bir o kadar geniş ve saydam çizilmiştir. Kapı yanlarından çıkan yalancı payandalar ile sağ ve solundaki cephelerden kopartılarak vurgulanmıştır.

Yeniden tasarlanan yapının döşemeleri mermer, duvarlar ve tavanlar sıvalı olarak önerilmiştir. Cephe brüt beton kaplama olarak önerilmiştir. Merdivenlerde mermer kaplanmıştır.

Mevcutta depo olarak kullanılan ve eşyalardan dolayı tam ölçü alınamayan mekanda depo ve sistem odası mekanları çözümlenmiştir. Ancak uygulama sırasında mekanın boşaltılması gerekirse tekrardan projelendirilmesi önerilir.

Bir Cevap Yazın